GeriKelebek Şahin’den yeni oyun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şahin’den yeni oyun

Şahin’den yeni oyun
refid:20306175 ilişkili resim dosyası

Abdullah Şahin Nokta Tiyatrosu, bu sezon perdesini “Öldüm Öldüm Dirildim” oyunuyla açıyor.

Abdullah Şahin Nokta Tiyatrosu, bu sezon perdesini “Öldüm Öldüm Dirildim” ile açıyor. Abdullah Şahin, Ali Yaylı, İpek Tanrıyar, Reyhan Karaca, Merve Sevi ve İrem Mercan’ın rol aldığı iki perdelik komedi, ilk kez 17 Nisan’da Balıkesir’de seyirciyle buluşacak.

“Öldüm Öldüm Dirildim”, nasıl bir oyun?
Abdullah Şahin: “Öldüm öldüm dirildim”, enteresan durumlar karşısında kullandığımız bir deyim. Hem çok mutluyken hem de çok üzüntülüyken kullanabiliyoruz. Bu oyun da bir kabare güldürüsü. Oyundaki skeçlerde ölüp ölüp diriliyoruz! Türkiye’nin genel gündemine de büyüteç tutuyoruz. Her oyuncu birden fazla karakteri canlandırıyor.

Kimlerin imzası var bu oyunda ve ilk nerede perde açacaksınız? Bu iki perdelik komediyi İhsan Aydın yazdı, Defne Yalnız yönetiyor. İlk olarak 17 Nisan’da Balıkesir’de oynayacağız.

Ekipte ilk kez tiyatro sahnesine çıkan isimler de var. Nasıl karar verdiniz onları oynatmaya?
Abdullah Şahin: Merve (Sevi) ilk kez tiyatro yapıyor ve bence üstün bir yetenek. Reyhan (Karaca) ile bu işi yapmayı üç-dört senedir konuşuyorduk. Onunla geçen sene bir çalışmamış olacaktı, kardeşi vefat edince olmadı. İpek de zaten çok güzel bir isim. Üstadımız Nejat Uygur’la da aynı sahneyi paylaşmış bir oyuncu. Uzun süredir tiyatroya ara vermişti, daha fazla ayrı kalmasın istedik. Üçü de tiyatroya gönül vermiş isimler.

İpek Tanrıyar: Ben Reyhan düştü diye düştüm bu işe.
Merve Sevi: Ben İpek düştü diye düştüm.
Reyhan Karaca: İpek ve Merve düşünce ben de düştüm. (Gülüyorlar)
Abdullah Şahin: Bir de İrem (Mercan) var, bizim eski oyuncumuz, o daha önce düşmüştü. Ali Yaylı ile 1984 yılında, tiyatroyu ilk kurduğumuzda da birlikte çalışmıştık. O aynı zamanda tiyatromuzun asistanı. Tiyatroya düşmek hakikaten bir onur. Akıllı insanların yapacağı bir şey değil. Gönül sersemi olmak lazım.

Ali Yaylı: Ekibe bir özür borçluyum

Ali Bey, sizi kaç karakterde göreceğiz oyunda?
- Dört-beş karakter oynuyoruz... Seyirci bu oyunda Kavuklu ile Pişekar’ın çağdaşlaştığını görecek. Bu iki karakter, saf ve kurnaz akıllı insanı temsil eder. Kavuklu ile Pişekar, her dönem oldu. Biz de onları enteresan bir oyunun vazgeçilmezi haline getirdik. Abdullah Hoca, vodvil konusunda yaşayan en önemli oyuncumuz. Onunla aynı sahneyi paylaşmak, benim için ayrıca bir keyif.

Kadroyu nasıl buldunuz?
- Reyhan başından beri var. İrem de öyle. İpek de çok başarılı bir isim. Üç arkadaşımıza da söyledim; meğer çok yetenekliymişler. Tiyatroda her zaman böyle kadrolar olmuyor.

Siz onlara karşı önyargılıydınız anladığım kadarıyla...
- Önyargımın sebebi, tiyatro kökenli olmayan oyuncuların büyük çoğunluğunun er meydanında çok başarılı olamamaları. Tiyatro disiplini ve fedakarlığı yok çünkü. Farklı faydalar bekledikleri tecrübeyle sabit. Bu arkadaşlar ise o arenayı hissettiler, iyi oynuyorlar, iyi davranıyorlar. Çok da disiplinliler. Bu anlamda onlara bir özür borçluyum.
Abdullah Şahin: Seyirciyi de şaşırtacaklar. Buna eminim.

Merve Sevi: Korktum, “Yapamayacağım” dedim

Merve Hanım, bu sizin ilk tiyatro oyununuz. Nasıl gidiyor çalışmalar?
- Ben çok korkuyordum aslında. Çünkü sinema ve dizide sahneyi tekrar çekme şansın var, tiyatroda ise öyle bir şey söz konusu değil. Ama çok prova yapıyoruz ve bunun ekmeğini yiyeceğimizi düşünüyorum. Ekip olarak gerçekten çok çalışıyoruz.

Heyecanlı mısınız?
- Çok... İlk proje çıkışı İpek’e “Korkuyorum, galiba yapamayacağım” dedim. Bugüne kadar konservatuvar sınavı hariç sahneye çıkmışlığım yok. Ama şimdi biraz rahatladım, çünkü ezberlerimiz tam, neredeyse oyunu çıkardık.

Siz kaç karakterle oyundasınız?
- Üç skeçte yer alıyorum ben. Birinde İpek ve Abdullah Hoca ile oynuyoruz. Diğerinde Ali Bey, Abdullah Hoca ve İpek’le birlikteyim. Birinde de Reyhan’la baş başa oynuyorum. Karakterlerin hepsi birbirinden çok farklı.

Reyhan Karaca: Ben buraya pişmeye geldim

Ne kadar zamandır oyuna hazırlanıyorsunuz?
- Üç-dört yıldır iki oyun üzerinde konuşuyorduk. Üç aydır da bu oyun için hazırlık yapıyoruz.

Oyunculuğa çok uzak sayılmazsınız aslında, babanız Ahmet Karaca da Yeşilçam oyuncularındandı...
- Evet, o yüzden oyunculukla alakalı absürt bir yerde değilim. Konservatuvar mezunuyum, sahne sanatları dersi de aldım. Uzun zamandır istiyordum tiyatroda olmayı.

Sizi oyunda şarkı söylerken görebilecek miyiz?
- Abdullah Hocam, eğitimini gördüğüm kabak kemane çalmamı istiyordu. “Şarkı da söyleyeceksin” dediğinde istemediğimi söyledim. Çünkü müzikten eser olmasın istiyorum, o yüzden dans bile etmiyorum oyunda. Daha önce de müzikalde oynadım ama o müzikli olduğu için bunun kadar ciddi bir iş değildi benim için.

Neden müzik olmasını istemiyorsunuz?
- Çünkü burada oyuncu Reyhan Karaca’yı görmelerini istiyorum. Ben buraya pişmeye geldim, inşallah zamanla iyi bir oyuncu olurum.

Sizin oyunda kaç karakteriniz var?
- Jüri başkanı, köylü kadın, yeni evli genç kız ve alışveriş hastası deli bir kadını oynuyorum.

Ekibi nasıl buldunuz?
- Süper bir ekip kuruldu. Gönlümüzdeki oldu aslında. Turnede çok yer gezeceğiz, temennimiz herkesin oyunumuzu seyredebilmesi. Bu konuda çalışıyoruz.

İpek Tanrıyar: Bu ekipte herkes sarmısak seviyor!

İpek Hanım, en son 12 yıl önce tiyatro sahnesine çıkmışınız...
- Evet, iki yıl Süheyl ve Behzat Uygur ile, bir yıl da Nejat Uygur ile aynı sahneyi paylaştıktan sonra bir daha herhangi bir oyunda yer almadım. Televizyon programları, diziler, sunumlar derken zaman su gibi geçti.

Bu oyuna nasıl dahil oldunuz peki?
- Oyuncu aranırken Reyhan beni önermiş, Abdullah Abi’yle konuşunca “Bu oyunda mutlaka olmalıyım” dedim.

Kaç tane karakter canlandırıyorsunuz “Öldüm Öldüm Dirildim”de?
- Dört tane. Sunucu olan karakter, Esra Ceyhan-Seda Sayan karışımı oldu. Bir karakterle de şarkı söylüyorum. Eteklerimizdeki tüm taşları döküyoruz. Bu oyunda kimin ne yeteneği varsa sergiliyor.

Ekibi nasıl buldunuz?
- Hepsi birbirinden deli! Acayip bir enerjisi var ekibin. İnşallah uzun yıllar devam ederiz. Ekibin en sevdiğim tarafı ise herkesin sarmısak sevmesi. Sonuçta biz bu ekiple turneye çıkacağız, kimin ne sevdiği çok önemli! (Gülüyor)

Ali Bey önyargılarını sizinle paylaşmış mıydı?
- Ne zaman ki bizden memnun olduğunu söyledi, o zaman itiraf etti. Gururlandırıyor tabii insan öyle şeyler duyunca. Oyunculuğumuzu göstermek adına bir iş yapıyoruz, profesyonel bir gözden bunları duymak insanı sevinçten uçuruyor.

İrem Mercan: Yeteneğim varmış

İrem Hanım, ekibin en genç ismi sizmişsiniz...
- Evet, 25 yaşındayım ve ekibin en küçük üyesiyim. Tiyatronun da asistanlığını yapıyorum. Ezberim de hızlı olduğu için herkese yardımcı oluyorum. Oyunda üç karakterim var. 1,5 yıldır Abdullah Hoca’yla birlikteyim. “Acaba yapabilir miyim?” demiştim ama işin içindeyken yeteneğim olduğunu fark ettim.

Ekibe yeni kişiler katıldı, uyum nasıl?
- Uyum süper. İlk başta bir korku oldu ama herkes birbirini çok seviyor.

Komedi demek, tempo demek. Paslaşmalarınızı nasıl buluyorsunuz?
- Oyun çok hızlı. Yeteneğiniz varsa, altından kalkıyorsunuz. Kendi adıma çok eksikliğim olduğunu söyleyebilirim ama yavaş yavaş olgunlaşıyorum.

                                                  


Yorumları Göster
Yorumları Gizle