Ketojenik diyet nedir? Ketojenik beslenmenin özelliği ne?

Güncelleme Tarihi:

Ketojenik diyet nedir Ketojenik beslenmenin özelliği ne
Oluşturulma Tarihi: Şubat 18, 2020 11:56

Son dönemde öne çıkan diyetlerden biri de, ketojenik diyet oldu. Ketojenik diyet taş devri rejimi veya mağara rejimi adı altında bir hayat tarzı olarak da benimsenebilmektedir. Ketojenik diyette, insülin baskılanarak yağların enerji için kullanılması sağlanıyor. Peki, ketojenik diyet nedir? Ketojenik beslenmenin özelliği ne?

Haberin Devamı

Ketojenik diyet veya düşük karbonhidrat, yeterli protein, yüksek yağ diyeti ya da kısaca düşük karbonhidratlı diyet, daha Türkçe ve basitleştirilmiş haliyle şekersiz, nişastasız diyet, vücudun glukoz yerine keton üretip yakmasını sağlamak için günlük kalori ihtiyacının mümkün olduğu kadar azını şeker ve karbonhidratlardan, büyük çoğunluğunun ise yağlarla karşılanmasını hedefleyen diyet. Diyet de protein tüketimi, proteinler de karbonhidratlar gibi glukoza dönüştürülebildiğinden ötürü yeterli varsayılan bir miktarla sınırlandırılır.

Ketojenik diyet TARİHÇESİ

Ketojenik diyetin aslında insanoğlunun yılın yaz sonu dışı bölümlerindeki doğal diyeti, ve Tarım devriminden, yani milattan önce sekizinci binyılda bazı tahılların ve hayvanların evcilleştirilmesinden önce mecburen uyulan rejim olduğu, yabani meyvelere, bakla ve tahıllara ise o devirde sadece her sene kısa bir dönem ulaşılabildiği, bu yüzden insanoğlunun temelde yağ ve proteini uzun aralıklarla tüketerek yaşamaya ayarlı olduğu, tatlı ve nişastalı yiyecekleri ise kış öncesi bol bulundukları dönemde bıkmadan, bolca yiyerek, hızla şişmanlayıp, yağ olarak olarak vücuduna depolamaya yatkın geliştiği iddia edilir.

Geçen yüzyılın ilk yarısına kadar insanların doğru beslenme amacıyla ne yemesi gerektiği otoritelerce önerilmezdi. Amerika'da kalp krizlerinin ikinci dünya savaşından sonra artması, Başkanın kalp krizi geçirmesi, peşinden gıda firmalarının kalp uzmanları derneğine yardımları sonucu her beş yılda bir yenilenen "Amerikalılar ne yemeli?" konulu tavsiyeler listesi yayınlanmaya başladı. 1950'lerden 2015'e kadar endüstri güdümlü, bilimsel desteği yetersiz bu tavsiyeler Amerikalıların ve onların dümen suyunda giden diğer batı toplumlarının tercihlerine yön verdi. 2020'de yayınlanacak tavsiyeler için obezite salgınına işaret ederek kesin bilimsel destek şartı koşuldu. 2015 tavsiyeleri zaten kolesterolün ve yağın kötü olduğu iddiasından vazgeçmişti, 2018 gibi birkac komisyon bu tavsiyeleri daha bilimsel temele oturtmak icin raporlar üretmeye başladı. 2020'de tavsiyeler tam ters yöne dönüp karbonhidratların kötü, yağların iyi olduğu ilan edilebilir.

KETOJENİK DİYET NASIL UYGULANIR?

Ketojenik diyet tıpta, şeker hastalığı, çocuklarda ilaçlarla önlenemeyen sara nöbetleri gibi hastalıklarda ilaçsız iyileştirme yöntemi olarak kullanılagelmiştir. Ketojenik diyet ayrıca doğal bir zayıflama yöntemi olarak da görülebilmektedir. Pratikte ketojenik diyet alıştığımız birçok gıda çeşidinden vazgeçmeyi gerektirir. Ketojenik diyette, meyveler dahil bütün tatlı veya şekerli yiyeceklerin, tahıl ürünlerinin, nohut fasulye tarzı nişastalı yiyeceklerin, yer altında büyüyen havuç, patates gibi köklerin mümkün olduğunca az yenmesi, sebze ve yeşilliklerin ise lifler hariç toplam karbonhidrat miktarının kişinin faaliyet seviyesine bağlı olarak günde yaklaşık 20 gramın altında kalacak kadar az yenmesi, et, balık, yumurta gibi protein kaynağı yemeklerin ise kişinin yağsız (ideal) ağırlığının her kilosu için büyüme ihtiyacına bağlı olarak 1 ile 2 gram protein verecek kadarı, yani örneğin yaklaşık yağsız her vücut kilosu için günde 3 ile 6 gram arası et yenmesi, vücudun kalan kalori ihtiyacının (olası açlık hissinin) yenilebilir yağlar, özellikle içeriğindeki ω-6 yağ asitlerinin ω-3 yağ asitlerine oranı mümkün olduğunca az olan yağlı gıdalarla (iç yağı, yağlı et, zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, tereyağı gibi geleneksel yağlarla) giderilmesi demektir. Vücudun keton ürettiğinden veya sindirilen karbonhidrat ve protein miktarının yetersiz kalıp, kalori ihtiyacının yağlardan sağladığından emin olmak için nefeste, idrarda v ya kanda amaçlanan keton seviyelerinin oluştuğunu gösterebilen günlük ölçümler yapmak gerekebilir. Bu sayılar kişiden kişiye ve o kişiler için bile durumdan duruma değişebileceği için genellikle bir uzman takibi ve gözetimi altında başlanması tavsiye edilir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!