GeriKelebek Provokasyon yaratamayan sanatçı mesleği bırakıp uyumaya gitmeli
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Provokasyon yaratamayan sanatçı mesleği bırakıp uyumaya gitmeli

Halıdan bornoza, havludan nevresim takımına, vazodan gece lambasına kadar bir ev için gerekli olan her şeyi satıyorlar. Ev tekstilinde moda yaratmayı amaçladıkları için ünlü moda tasarımcılarıyla çalışıyorlar.

Portekizli iki arkadaşın beş yıl önce kurduğu ev tekstil markası OAT, bugün 39 ülkede 1500 noktada satılıyor. Ünlü İspanyol modacı Francis Montesinos da bir yıldır OAT için tasarım yapıyor. Francis Montesinos bugün kendi markası dışında 15 marka için tasarım hizmeti veriyor. Parfüm, gelinlik, çocuk mobilyası, araba, takı tasarlıyor. Opel Tigra’nın iç tasarımı ona ait mesela. Montesinos, modacı yönüyle ve Movida’nın Akdeniz kültürünün tasarımdaki temsilcisi olarak tanınıyor. Onunla OAT’ın Suadiye’deki mağaza açılışı sırasında konuştuk.

Francis Montesinos İspanya’nın en önemli tasarımcılarından biri. 1950 Valencia doğumlu, ilk mağazasını da 1972’de Valencia’da açtı. Kısa sürede İspanyol sosyetesinin dikkatini çekti, çünkü daha önce denenmeyeni deniyor, yapılmayanı yapıyordu. Valencia’daki mağaza şehre gelen turistlerin bile uğrak yeri olmuştu. Aynı yıllarda İspanya’da Movida dönemi yaşanıyordu. Özgürlük rüzgarları esiyordu, Franco ölmüştü, kilise baskısı ortadan kalkmıştı. Sevişmek, film çekmek, eğlenmek, tasarım yapmak, şarkı söylemek serbestti. İspanyollar özgürlük sarhoşu olmuştu.

Francis Montesinos 1978’de Barcelona’da bir arenada yaptığı ilk defilesine ‘La Movida’ adını verdi. Pedro Almodovar, Bose, Bonezzi ve Bibi Andersen gibi ünlü isimler podyumda yürüdü. Siyah ve kırmızının kombine edildiği koleksiyon çok ses getirdi. ‘Defileye çıkmayı kabul eden insanların hepsi ile temelde aynı şeyleri düşünüyor, aynı şeyleri istiyorduk. Ama hepimiz sanatın farklı alanlarında çalışıyorduk. La Movida defilesi sayesinde birleştik. Sonraki yıllarda birlikte birçok proje için çalıştık. Pedro’nun iki-üç filminin kostümlerini ben hazırladım. Hatta o, Matador adlı filmini benim ilk defilemden esinlenerek çekti. Bir filminde ise Francis Montesinos adlı bir karakter yarattı.’

Montesinos, hep Akdeniz kültüründen ilham aldı. ‘Bugüne kadar çok şeyden etkilendim. Popüler müzik gruplarından, oyunculardan ilham aldım. Hepsi geçti, bir tek Akdeniz’in üzerimdeki etkisi geçmedi. Hálá memleketimin enerjisini, neşesini tasarımlarıma yansıtıyorum’ diyor.

Kurulu düzene meydan okuyan tasarımcı ya da ünlü provokatör... Kimileri Montesinos’u bu iki cümleyle tanımlıyor. Montesinos’a bu yakıştırmaları hatırlattığımda kabahat işleyen çocuklar gibi fularıyla yüzünü kapatıyor. Birkaç saniye saklandıktan sonra cevap veriyor: ‘Beni Dali’ye de benzetirler zaten. Biraz asi olduğumu kabul ediyorum. Farklı olmak hoşuma gidiyor. Bence sanat bir provokasyondur. Provokasyon yaratamayan sanatçı mesleği bırakıp uyumaya gitmelidir.’

Francis Montesinos yıllardır İspanyol tasarımının markalaşması için çabalıyor. Hatta geçmişte sırf bu amaçla ‘Made in Spain’ isimli bir koleksiyon da hazırlamıştı. Biz de yaraya tuz basıyoruz: ‘Her iki ülke de Akdeniz ülkesi olmasına rağmen İtalya tasarım alanında marka. İspanya ise değil. Neden?’ Montesinos’un cevabı gerçekçi: ‘İtalyanlar çok çalıştılar. İspanya o at arabasına çok daha sonradan bindi. Onlar önden gidiyordu biz arkalarından bindik. İspanya’nın zamana ihtiyacı var.’

Yorumları Göster
Yorumları Gizle