GeriKelebek Onun kaldığı yerden devam etmek zorundaydık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onun kaldığı yerden devam etmek zorundaydık

3 Ağustos Çarşamba gecesi, İstanbul Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda unutulmaz bir gece yaşanacak. Erol Evgin, Nükhet Duru ve Candan Erçetin, Garo Mafyan yönetimindeki Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası ve korosu eşliğinde Melih Kibar ve Çiğdem Talu şarkıları seslendirecekler.

Bu bir vasiyet konseri. Melih Kibar hastalığını öğrendiği zaman Erol Evgin’e telefon açıp ‘Cemal Reşit Rey Orkestrası eşliğinde şarkılarımızı söyleyelim’ dedi. Çalışmaya başladılar ama hastalık çok hızlı ilerledi. Dört sanatçı ‘Biz onun kaldığı yerden devam etmek zorundaydık, bu konser mutlaka gerçekleşmeliydi’ diyor. Eğer siz de yıllardır dilinize pelesenk olan şarkıları, ‘Bir de Bana Sor’u, ‘Söyle Canım’ı, ‘İşte Öyle Bir Şey’i dinlemek, söylemek ve Melih Kibar’ı anmak isterseniz orada olun.

Melih Kibar ile nasıl tanıştınız?

Erol Evgin:
Ben Melih’ten önce Çiğdem Talu ile tanıştım. 1975’te bana iki şarkı sözü verdi. İkinci 45’lik için bir araya geldiğimizde beni Melih Kibar ile tanıştırmak istediğini söyledi. ‘Çok değerli genç bir arkadaşım var.’ Melih’le Çiğdem’in evinde bir araya geldik. Aaaa bir baktım bizim Melih... Biz Melih’le 1969’da İstanbul Yelken Kulübü’nde dans müziği yapardık. Melih Alman Lisesi’nde öğrenciydi. Ben mimarlık okuyordum. O klavye çalıyordu ben şarkı söylüyordum. Annesini küçük yaşta kaybetmişti, babasına aşırı bağlıydı. Bir yere gideceğimiz vakit arar ‘Babacım biz şimdi yola çıkıyoruz’ der, opücükler yollardı. Varınca da arar ‘Babacım biz vardık’ derdi. Yine öpücükler... Biz çok dalga geçerdik. Babasını kaybettiği günü unutmuyorum. Polenezköy’deydik. Sezen Aksu ve eşi bize gelmişti. Melih aradı. ‘Babamı kaybettim’ dedi. Ben misafirlere döndüm, ‘Kusura bakmayın ben gideceğim, çünkü babası Melih’in her şeyidir’ dedim.

n İlk söylediğiniz Melih Kibar şarkısı hangisiydi?

E.E:
‘İşte Öyle Bir Şey’ ve ‘Sevdan Olmasa’. Müthiş şarkılar onlar. Çiğdem Talu ile birlikte sekiz yıl boyunca da müthiş şarkılar yapmaya devam ettiler. İkinci 45’lik ‘Bir de Bana Sor’, üçüncüsü ‘İçimdeki Fırtına’, dördüncüsü ‘Söyle Canım’, ‘Hep Böyle Kal’. İkisi de çok duygusaldı. Birlikte onlarca şarkı yaptık. Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Renkli Dünyalar gibi iki önemli müzikale de imza attık.

n Siz onların arasındaki aşkın sesi oldunuz değil mi?

E.E:
Evet. Bizim ortak görüşümüz şuydu: Bir ülkenin popüler müziği, o ülkenin klasik müziğinin güncel ve doğal bir uzantısı olmalıdır. Bu düşünceyle Melih çok zengin makamlı ezgiler yakaladı. Çiğdem derinliği olan sözler yazıyordu. Ben de Türk gibi okuma çalışıyor, sıcak ve içten bir yorum katıyordum. Böylece kentleşmekte olan Türkiye’de kimlikli bir kent türküsü oluşturduk.

PİYANOYU ÇITIR ÇITIR YERDİ

Nükhet Hanım siz nasıl tanıştınız Melih Kibar’la?

Nükhet Duru:
Melih Kibar, Çiğdem Talu ve Erol Evgin ekibi kurulduğunda ben de aynı yıllarda kurulan bir diğer ekibin sesiydim. Bizde müzikleri Cenk Taşkan yapar, sözleri Mehmet Teoman yazardı. Yüzümüz Batı’ya dönüktü. 1973’te Fenerbahçe’de Altın Raket Kulübü’nde üvertür olarak çıkıyorum. Erol Evgin de bizim kulüpte sahne alıyor ve her akşam karısıyla birlikte geliyor...

E.E: O zaman da güzeldi böyle su gibi...

N.D: Annem bana dedi ki ‘Evladım bak bunlar gece hayatında gördüğümüz insanlara pek benzemiyor. Temiz yüzlüler, tahsilliler ve evliler. Sen bunların yanında otur, olur mu çocuğum.’ O öyle dedi ya, ben Emel’in eteğine yapışıyordum. Erol vasıtasıyla Çiğdem ve Melih’i tanıdım ve ikisine de aşık oldum.

n Birlikte iş yapmaya ne zaman başladınız?

N.D:
Benim albüm zamanım geldi. Bestecim Cenk Taşkan da Türkiye’yi bıraktı gitti. Beni en iyi anlayan insan gitti diye ağlaşıyordum. Çiğdem ‘Nükhet biz de seni anlarız. Gel ekip büyüsün. Biz sana da şarkı çıkarırız, Erol’a da’ dedi. Hatta o zamanlar Seyyal Taner ve Tanju Okan’a da şarkı yaptılar.

n İlk patlayan şarkı hangisiydi?

N.D:
Bütün albüm çok güzeldi ama çok ciddi bir satış elde edememiştik. Piyanist şarkıcıların patladığı yıllar. Ümit Besen, Ferdi Özbeğen satıyor. Türk pop müziğinin de satması için kendini duyurması gerekiyor ama biz yasaklıyız. Hiçbir şarkı denetimden geçmiyor... Oysa, Söyletme Beni, Oysa Şimdi, Kazandım ve Ressam gibi herkesi çok etkileyen şarkılar vardı o albümde.

n Melih Kibar deyince akla piyanosu geliyor. Piyanoyla arasında özel bir ilişki vardı değil mi?

N.D:
Ben piyanoyu çıtır çıtır yer gibi çalan iki insan gördüm şimdiye kadar. Biri Melih bir Timur.

E.E: Bir gün bir televizyon programındayız. Melih piyano çalıyor. Gaza geldi. Elleriyle ayaklarıyla çalmaya başladı. Piyanonun markası Yamaha’ydı. Ben de canlı yayında aynen şöyle dedim: ‘Melih biraz daha devam edersen küçük küçük Yamaha’larımız olacak. Çünkü sevişir gibi çalıyorsun.’

LAKABI GAMLI BAYKUŞ’TU

Melih Kibar kötü günde aranılacak bir dost muydu?

N.D:
Melih insana güç duygusu vermezdi. Çocuksu bir tarafı vardı. Kötü günümde dertleşmek için arayabilirim ama gideyim de şu işimi halletsin diye aramazdım. O bizim çocuğumuz gibiydi.

E.E: Evet çok çocuksuydu. Hep ilgi isterdi, hep okşanmak isterdi. Küserdi. Bir şarkı bestelediğinde gözlerimin içine bakar sorardı. Beğenmediysem bile beğendim derdim. Çünkü çok çabuk kırılır ve içine dönerdi. Lakabı ‘Gamlı Baykuş’tu. Türkiye’de telif hakları yasasının işlememesi onu hep üzmüştü. O kadar çok bestesi olmasına rağmen para alamaması onu çok kızdırırdı.

n Sizce Melih Kibar’ın bu kadar şahane, unutulmaz ve farklı besteler yapmasının sırrı neydi?

E.E:
Bir kere çok yetenekliydi. Çok da zekiydi. Bir bestecide yeteneğin yanında mutlaka zeka olmalı. Çünkü zeka sorun çözüyor. Çocuksu ve şakacıydı. Sürprizli şarkılar yapardı. İnsanın diline dolanan, gönlüne inen melodiler bestelerdi. Mozart gibi çocuksuydu.

N.D: Bence de bir besteci ancak gönlündeki melodileri dökebilir. Demek ki Melih renkli, coşkulu ve zengin bir yüreğe sahipti. Onun zengin gönlünü köpürten kişi ise Çiğdem Talu’ydu.

n En sevdiğiniz Melih Kibar şarkısını söyler misiniz?

E.E:
Bir de bana sor.

N.D: İşte öyle bir şey...

n 3 Ağustos’ta vereceğiniz konser sayesinde Melih Kibar’ın bir hayali gerçek olacak değil mi?

E.E:
Melih hastalığını kasım ayında öğrendi. Amerika’ya gitti, her gün haberleşmeye başladık. Yılbaşı gecesi beni aradı, ‘Cemal Reşit Rey Orkestrası eşliğinde şarkılarımızı söyleyeyim istiyorum’ dedi. Çok heyecanlandım. Bir iki gün sonra bir araya gelip, detayları konuştuk. Aspendos’ta yapmayı planladık. Hastalık ilerliyordu, yapamadık. Melih bizi bırakıp gidince bu konseri yapmak bize vasiyet oldu.

n Neden sadece üçünüz sahneye çıkıyorsunuz? Neden daha kalabalık bir ekip değil?

E.E:
Bu işi benimle birlikte en iyi paylaşacak kişi Nükhet’tir. Candan Erçetin de Melih’in stüdyosundan yetişmiş çok yetenekli bir genç arkadaşımızdır. Evet daha birçok kişi olabilirdi. Ama biz üç sanatçı 30 şarkıyı paylaştık. Dörder solo söyleyeceğiz. İkili ve üçlü söyleyeceğimiz şarkılar var.

N.D: Tevazuyu bir kenara bırakalım. Bu orkestranın, bu düzenlemenin, bu şarkıların ağırlığını kaldırabilecek 10 tane daha isim yok Türkiye’de. Bu Melih Kibar’a yakışacak çok süper bir gala olmalıydı o yüzden sadece üçümüz sahneye çıkacağız.

HERKES BİR ANI ANLATTI

Erol Evgin: 76 yılı, şarkılarımız çok tanınıyor. Her programda söz yazarım ve bestecim diye Çiğdem ve Melih’i anons ediyorum. Bir görüşme için TRT’ye müzik dairesine gittik. Trene bindik, Polatlı’da tren bozuldu. Bir taksi ayarladık. Şoför beni tanıdı, bizim şarkıları söylemeye başladı. Yarım saat sonra Çiğdem’i göstererek ‘Yenge de Melih Kibar değil mi?’ dedi. Biz koptuk. O söz aramızda slogan oldu.

Nükhet Duru Mahmure’nin içinde bulunduğu albümü Melih’in stüdyosunda kaydettim. Şarkıyı çaldık. Melih, şuna tef ve zil koyalım dedi, koyduk. Kayıtlar bittikten sonra ‘Allah aşkına Nükhet geç karşıma oynayalım’ dedi. Geçtim, karşılıklı oynarken bana dedi ki: ‘Bu şarkıyı sen hayat boyu söyleyeceksin. Mahmure adamın içini gıcıklıyor.’ Dediği oldu.

Candan Erçetin Aynı işte çalışırken bir gün ‘Biliyor musun senden şarkıcı olmaz’ dedi, ‘Neden abi?’ dedim, ‘Çünkü sen bir şarkıcı için fazla akıllısın, çok soru soruyorsun’ dedi. Bu, yargılamak ya da moralimi bozmak için değildi. Beni profesyonel yaşamın zorluklarına karşı kendi üslubunca uyarıyordu, git başka işte başarılı ol yoksa üzülürsün diyordu. Haklıydı. Ben de zaten başarıyı uzun yıllar hep başka mesleklerde yaşadım.

GARO MAFYAN BÜTÜN NOTALARI TEKRAR YAZDI

Gece piyano başına Garo Mafyan geçecek. Bir ay boyunca bütün şarkıların notalarını tekrar yazmış. Erol Evgin ‘Çok ağır bir iş aldı. Bütün titizliğiyle tek tek yaptı’ diyor.

CANDAN ERÇETİN

Çay istemek için bile beyin kıvrımlarını ustaca kullanırdı

Melih Kibar ismini ilk duyduğunuzda kaç yaşındaydınız ve ne yapıyordunuz?

-
İlkokuldaydım. Eurovision’un jenerik müziği olarak ‘Çoban Yıldızı’nı bestelemişti. O zaman da çok sevmiştik, hálá da yeri zor doldurulur bir beste olduğunu düşünüyorum.

n Onu hangi şarkısıyla tanıdınız?

- Füsun Önal’ın söylediği ‘Bunlar da Geçer’ ve Erol Evgin’den ‘Sevdan Olmasa’ ilk hatırladıklarım.

n Melih Kibar 1986’da sözlerini İlhan İrem’in yazdığı ‘Halley’i besteledi. Siz de Klips ve Onlar grubunun bir üyesi olarak şarkıyı seslendirdiniz. O güne kadar alınmış en iyi sonuçla (53 puan ile 9’unculuk) Norveç’teki Eurovision yarışmasından döndünüz. Bana o günleri anlatır mısınız?

-
Çok gençtim ve her genç gibi keskin fikirlerimi açıklamak, belki de onay almak peşindeydim. Dokuzunculuk aldıktan sonra dönerken, herkesin bir zafer sarhoşluğu içinde eğlenmesine rağmen ben sürekli 22 ülke arasında 9. olmanın dünyanın en iyi sonucu olmadığını, şu Türk ezikliğini bir kenara bırakmamız gerektiğini, aslında bu ekibin ilk 5 içinde olabileceğini söyleyip duruyordum. Melih Abi beni uçakta bir kenara çekti ve ‘Candan, etraf gazeteci dolu o yüzden böyle konuşmayı kes lütfen, hem bugünlük bununla yetinmemiz gerekiyor, artık imkansız olmadığını da biliyoruz, belki başka sefere’ dedi. Haklıydı. Aslında ben de haklıydım ama hakkım yoktu.

n Melih Kibar deyince aklınıza ilk gelen kelime nedir?

- Ben 3 yıl Melih Abi’nin şirketi Melki Promotion’da çalıştım. Onu hatırladığımda aklıma tek bir kelime değil ama bir tanımlaması geliyor. Mutfağımızdan mesul Kazım kardeşimizi çağırır ve ‘Kazımcığım, bana hani şu şeffaf kaplara doldurup, içine küçük beyaz taş parçacıkları atıp, demir çubuklarla karıştırdığınız koyu kırmızı içecekten getirir misin?’ derdi. Sadece çay istemek için dahi beyin kıvrımlarını böylesine kullanan çok usta bir hatipti.

n Sizce onun bestelerini unutulmaz ve farklı kılan şey neydi?

- Sanırım Melih Abi’nin diğerleriyle karşılaştırılamaz başarısı Türkiye’ye özgün bir melodi yapısını, tesadüfe meydan bırakmayacak kadar becerikli ve istikrarlı bir biçimde yaratmış ve çok sayıda üretebilmiş olmasıdır. Bu yüzden de Melih Kibar son 30 yılın Türk bestecileri arasında, hem halkın gözünde hem de müzisyenler nazarında çok önemli bir isim olarak yerini almıştır.

n Nükhet Duru ve Erol Evgin’le birlikte sahneye çıkacaksınız... Sizce nasıl bir konser olacak? Hangi şarkıları siz seslendireceksiniz?

- Her üçümüzde de emeği çok, her üçümüzün de ona geçmiş emeği var. Bu zaten onun başlatmış olduğu bir projeydi, şarkıları onun piyanosu eşliğinde seslendirmek isterdik ama kısmet böyleymiş. Bence duygusu yoğun ve çok güzel bir konser olacak. Bu Gece, Rüya, Tüm Bir Yaşam ve Sevdan Olmasa benim solo seslendireceğim şarkılar. İkili ve üçlü yorumlarla toplam 13 şarkı söyleyeceğim.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle