Nasıl her insanın yüzü farklıysa evler de tıpkı böyle olmalı

Güncelleme Tarihi:

Nasıl her insanın yüzü farklıysa evler de tıpkı böyle olmalı
Oluşturulma Tarihi: Nisan 19, 2008 00:00

Alman Mimar Prof. Meinhard von Gerkan (73), dünya çapında bir guru. Zamansız tasarımların mimarı olarak tanınıyor. Sahibi olduğu Gerkan Mang & Partners Architekhen (GMP) mimarlık şirketinin, uluslararası 10 şubesinde çalışan 300’den fazla personeli, 330 birincilik ödülü var.

Adını Berlin Tegel Havaalanı projesiyle duyuran, takip eden yıllarda Hamburg Havaalanı, Berlin Merkez Tren İstasyonu, Berlin Swissotel gibi çok sayıda başarılı işe imza atan Meinhard von Gerkan şu sıralar FIFA 2010 Dünya Kupası’nın yapılacağı Güney Afrika’da üç stadyum birden inşaa ediyor. Diğer taraftan da Berlin Olimpiyat Stadı’nı yeniliyor. Türkiye’de Ankara Sheraton Hotel ve Calista Luxury Resort Belek’i o yaptı. Von Gerkan, geçen hafta E.C.A ve Serel markalarının davetlisi olarak İstanbul’a geldi, Askeri Müze’de bir konferas verdi.

Meinhard von Gerkan, mimar olmaya çocukken karar verenlerden değil. Çocukluk deyince, önce babasının doğu cephesinde şehit düşmesini, hemen arkasından da annesinin ölümünü hatırlıyor.

20-30 yaş arasını deneme yanılmayla geçirdiğini anlatıyor. Oyunculuk, fizik, hukuk, bütün üniversitelerde okumayı denedi. Yine savaştan dolayı yarım bırakmak zorunda kaldı. 24 yaşında yeni bir başlangıç yaparken kendi kendine şunu dedi: "İyi çizim yapıyorsun. Belki de mimar olmalısın". Ve mimar oldu. 29 yaşında yüksek mimari eğitimini tamamladı.

Mezun olur olmaz iki arkadaşıyla mimarlık bürolarını açtılar. Kendilerine güveniyorlardı. İlk bir yıl içinde piyasadaki bütün yarışmalara katıldılar. Yurtdışı ve yurtiçindeki çeşitli projelerde toplam 10 birincilik ödülü aldılar.

Bir yıl sonra iki ortağı ayrıldı, bir yeni ortak edindi. Birlikte Berlin Tegel Havaalanı’nın proje yarışmasına katılıp kazandılar. Gecelerini gündüze katıp projeyi uyguladılar. Bu çağdaş ve yenilikçi havalimanının görüntüsü onlar için bir dönüm noktasıydı:

"Havaalanı tasarımlarına yeni bir boyut getirmiştik. Havaalanının beraberinde getirdiği sorunlara farklı yaklaşımlarla çözüm bulduk. Berlin Tegel bugün bile baktığınızda, uçaktan arabaya en kısa sürede ulaşabileceğiniz havaalanıdır. Oysa günümüzde terörizmin getirdiği sıkı güvenlik ihtiyacı bunu mümkün kılmaz. Bir de havaalanında bulunması gereken dükkanların varlığı da bizi etkiler."

Meinhard von Gerkan, bu projenin sonrasındaki iki yıl büyük bir başarı hikayesi yazdı. İki yıl içinde sayısız bina, istasyon, hastane yaptı. Girdiği bütün yarışmaları kazandı. Bu hikaye halen mimarlık öğrencileri tarafından efsane ve destan gibi anlatılıyor.

Ona bütün bu işleri nasıl aldıklarını soruyorum. Devletle aranız çok mu iyiydi, diye de ekliyorum: "Ne benim ne de ortağımın devletle bir yakınlığımız yok. Herhangi bir siyasi partiye, derneğe üye değiliz. Biz yarışmalara katılıp kazanarak başarılı olduk. En fazla, iş yapacağımız müteahhitle akşam yemeğine çıktık, o kadar. Yarışmalarda jüri, önündeki dosyanın hangi mimara ait olduğunu bilmez. Ancak birinci açıklandıktan sonra mimar belli olur. Bizim bugüne kadar tam 330 birinciliğimiz var. Bunun bir rekor olduğunu, dünyada tek olduğumuzu düşünüyorum."

Bizim için mimarlık amaca giden araçtır

Son 40 yıldır mimarideki üsluplar çok değişti. Eskiden fonksiyonelizm vardı. Ardından postmodernizm geldi. Onu yapıbozuculuk izledi. Günümüzde çeşitli tarzlar ve yönler yan yana varolabiliyor. Bu işe başladığımızdan beri temel felsefemiz hiç değişmedi. Bizim için mimarlık amaca giden araçtır sadece. Yapmaya çalıştığımız şey insanlar için kendilerini rahat hissedecekleri ortamlar yaratmak. Yoksa mimarın kendi sanatsal açılımlarına bir zemin hazırlamak değil. Mimariyi kalıcı ve sürdürülebilir bir şey olarak oluşturmaya çabaladık. Bunu yaparken ışığı, iklimlendirmeyi ve enerjiyi göz önünde bulundurduk. Her zaman en ön planda insanı tuttuk.

ÖZEL ALANDA GÖSTERİŞİN ÖNEMİ YOKTUR

Meinhard von Gerkan, stadyum, istasyon, hastane gibi kalabalıkların vakit geçirdiği mekanların yanı sıra ev, villa ve residance da tasarlıyor. Bu tip mekanlarda en önemli şeyin insanın ruh hali olduğunu düşünüyor. Şöyle açıklıyor: "İnsanın ruh haline iyi gelen bazı sıcak malzemeler var. Mesela ahşap. Bu tip doğal malzemeleri çok sık kullanıyorum. Evler için ışık da çok önemli. Ev tasarlarken gösterişe ve pahalı objelere hiç önem vermem. Benim için özel alanda temsilin, gösterişin hiçbir önemi yoktur. Daha ziyade karakteristik objelere önem veririm." Ünlü mimar evlerin bir kimliği olmasını şart koşuyor. Evinize misafir geldiğinde mutlaka şaşırmalı, sizin eviniz daha önce gördüğü hiçbir eve benzememeli diyor. Her evin farklı bir ruhu olması gerektiğini düşünüyor: "Nasıl her insanın farklı bir yüzü varsa, evler de tıpkı böyle olmalıdır."

İstanbul’da Boğaz’ın altından geçecek tünel sorunu çözer

İstanbul’un dünyanın en güzel kentlerinden biri olduğunu söylemeliyim. Gördüğüm kadarıyla trafik ciddi bir sorun. Boğaz’ın altından geçen bir karayolu tünelinin bu işi çözebileceğini sanıyorum. İstanbul’a en son 22 yıl önce gelmiştim. O zaman çok insani koşullarda, ölçülü bir kentti. Hatta ortaçağ havası hakimdi.

Terörün iyi ve kötü tarafı

Terörizmin getirdiği güvenlik ihtiyacı işimizi çok ilgilendiriyor. Özellikle istasyon ve havalimanı yaparken güvenliğe çok dikkat ediyoruz. Günümüzde binaların farklı farklı girişlerinin olmasına hiç sıcak bakılmıyor. Tek bir ana giriş olmalı ve herkes bu noktadan giriş çıkış yapmalı kuralı hakim. Asya’da konser salonları ve tiyatrolar bile böyle. Bu da binaları tasarlarken mimarların hareket özgürlüğünü engelliyor. Güvenlik ihtiyacının olumlu yönüne gelince... Eskiden tren istasyonları karanlık olurdu. Ama terör yüzünden artık hiç kimse karanlık istasyon yapamıyor. Ben ışığı ve güneşi kullanmayı çok seviyorum. Şimdi bütün tren istasyonlarını aydınlık yapıyorum. Çok mutluyum.

Havaalanı tasarlıyorsanız çok uçacaksınız

Mimarlık toplumsal sorumluluk taşıyan bir meslektir. Çevremizle olan ilişkimiz, mimarların çıkardığı işlere bağlı. Moda olmamaları, her hangi bir formal üsluba bağlı kalmamaları gerekiyor. Önemli olan insanın gereksinimleri. Bu gereksinimleri iyi bilmelisiniz. Havaalanı tasarlayan bir mimarın çok uçması şart. Olimpiyat stadı tasarlıyorsanız sporlara yakın olmalısınız.

Yeşil evler önem kazanıyor

Ben trend yaratıcısı değilim, mimarım. Her şeyin farklı yapılması gerektiğine inanan biri değilim. Mimarinin iyi bir yolda olduğunu düşünüyorum. Sürdürülebilirlik ilkesini benimsiyoruz. Yalın bir estetikle ekolojik ve enerjiyi koruyan binalar yapıyoruz.Ve bütün bunlar kentlerin daha insani olmasına, karakterli kentler yaratılmasına sebebiyet veriyor. Yerkürenin bize sunduğu kaynakları mantıklı şekilde kullanan yeşil evler önem kazanıyor. Bu evlerde atık su işleniyor, güneş enerjisi değerlendiriliyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!