GeriKelebek Müteferrika’nın kitap kurtları
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müteferrika’nın kitap kurtları

Müteferrika’nın kitap kurtları
refid:3741239-spot ilişkili resim dosyası

Kuru pastaları atıştırıp, huzur içinde tavşankanı çayları yudumlayan, bilgi denizinde sözcük sektiren Müteferrika erbabının zarif nüktelerle süslediği sohbetine limon sıkmak için tek soru yeterli: "Aranızda neden hiç kadın yok, bu mecliskadınlara kapalı mı?"

Müteferrika’nın kitap kurtları
Kadıköy Çarşısı’nda haftalık alışveriş telaşının yaşadığı bir cumartesi ikindisinde, semtin meşhur sahaflarından Lütfü Seymen’in deposundayız. Mühürdar Caddesi’ne bakan bir işhanının ilk katındaki 40-50 metrekarelik daireye tıkabasa kitap istiflenmiş. Koridorda yerden yerden tavana yükselen kitap sıralarını aşıp, ağzına kadar nadide sahafiye eserlerle dolu salona ulaşıyoruz. Müteferrika grubu sohbete henüz başlamış. İlk gelenler grubun kıdemli üyeleri. Boş buldukları yere ilişmiş, hal hatır soruyorlar. Fahri reis kabul ettikleri 91 yaşındaki emekli denizaltı albayı Ferda Anaoğul bir süredir rahatsız. Onun koltuğuna oturan emekli bankacı ve makine mühendisi Erol Üyepazarcı (67) başkan vekilliğiyle birlikte, çay eşliğinde yenecek kuru pastaları getirme görevini de üstlenmiş. Baylan’dan aldığı taze kuru pastaları açıp, Lütfi Seymen’in gönderdiği çaylar eşliğinde ikram ediyor. "Çaysız sohbet aysız gökyüzüne benzer" diyor. Her cumartesi 14.30-18.00 arası bir araya gelen grubun toplantıları içkisiz, elden geldiğince sigarasız. *Katılımcıların çoğu Kadıköy’den. Levent, Beşiktaş, Beyoğlu’ndan gelenler de azımsanamayacak sayıda. Yaş ortalaması 50’nin üstünde. Kaçınılmaz olarak sağlık konularıyla açılıyor sohbet. MR sonuçları, takma dişler, mevsim hastalıkları derken konuşmalar M. Sabri Koz’un kulağına gelen ilginç bir haberle rayına giriyor. "Duydunuz mu, Semavi Eyice’nin kitaplığını Can Kıraç almış" diyor. "Pera Müzesi’nde bir salon ayıracaklarmış. 600 bin dolar ödedikleri konuşuluyor." Britannica, Tanzimat, İstanbul gibi birçok ansiklopedinin editörlüğünü yapan Nuri Akbayer, fiyatı makul buluyor: "Bence hiç fazla değil, sadece elyazması koleksiyonu bile bu kadar ederdi."1980’lerin sonunda sahaf Lütfi Seymen’in Akmar Pasajı’ndaki dükkanına her cumartesi uğrayan, farklı mesleklerden tarih, kitap, kültür meraklıları 1990’ların başında bu sohbet grubunu oluşturmuş. Seymen küçük bir dükkana taşınınca, deposunda toplanmaya başlamışlar. İsimleri yok. Lütfü Seymen’in yayımladığı kitabiyat dergisi Müteferrika’nın gönüllü yayın kurulu gibi çalıştıklarından, bu isimle anılıyorlar. Grubun kurucularından Necmettin Hilav artık hayatta değil. İlk kadroda yer alanlardan Erol Üyepazarcı, Sabri Koz, Nuri Akbayer yaz ayları dahil toplantıları sürdürüyor. Sonraki yıllarda onlara siyasetbilimci Prof. Dr. Cemil Oktay, yayımcı Raşit Çavaş, Fahri Aral, Mehmet Atay, kitap kurdu İbrahim Altınsay, tarihçi Yrd. Doç. Mehmet Ö. Alkan, Yrd. Doç. Murat Koraltürk, şair Eray Canberk gibi isimler katılmış. Aralarındaki en genç üye, 34 yaşındaki tarih öğretmeni Hamdi Can Tuncer "Bu kadar güldüğüm ve öğrendiğim bir başka meclis olmadı şimdiye kadar" diyor.5-6 kişiyle başlayan, sonraki saatlerde 10-15 kişiye ulaşan toplantıların gündemi yok. Konuşma doğal akışı içinde gelişiyor. Üyeler açılan konuya ilgi ve uzmanlık alanları doğrultusunda katkıda bulunuyor. Nadide eski kitaplar, yeni kitaplardaki hatalar, tarih, Klasik Türk Müziği, Türk Halk Müziği gibi konularda gelişerek sürüyor. Örneğin İçhastalıkları Uzmanı Doktor Mustafa Duman (59) halkbilime meraklı. Nasrettin Hoca Bibliyografyası dahil yayımlanmış dokuz kitabı var. Sabri Koz’la sohbetlerini dinlemek, bilgi deryasına açılmak kadar heyecan verici. Kadıköy’ün en büyük kütüphanelerinden birine sahip Erol Üyepazarcı’nın ilgi alanı polisiye romanlar. Sadece polisiye romanlarının sayısı 4 bin civarında. Konu tarihe ve kitaplara geldiğinde hafızasının ne kadar güçlü olduğunu, kaynak belirterek konuşmasından anlıyorsunuz. "Tarih, edebiyat, folklor, polisiye alanında çalışanlar bizi duyuyor, toplantılarımıza gelip bilgi alıyorlar" diyor Sabri Koz. *Kapıları sohbet adabını bilen, saldırganlaşmadan, egosantrikleşmeden konuşan tüm kitap, kültür dostlarına açık. Nuri Akbayer, sohbet meclisi geleneğinin modern yaşamın getirdiği kültürel sığlaşma dalgasında boğulmak üzere olduğunu söylüyor: "Tarık Zafer Tunaya, İsmail Hakkı Uzunçarşılı gibi aydınların katıldığı meclislerde bulunan şanslı kişilerdenim, 10 yıl tek söz etmeden onları dinlemiştim." Uyumsuz kişiliklerin, rahatsızlığı fark edince aralarından ayrıldığını anlatıyor. Bazen toplantılara taş plaklardan dijital ortama aktarılmış Klasik Türk Müziği kayıtları getiriliyor, birlikte dinleniyor, hatta küçük fasıllar düzenleniyor. Grubun "serhanende"si şair Eray Canberk. Ne olursa olsun, toplantılar saat 18.00’de bitiyor. Grup sohbeti, arka sokaktaki meyhanelere uzanmıyor. Hastalıklar, acı günler hariç, evlerde buluşulmuyor.Kuru pastaları atıştırıp, huzur içinde tavşankanı çayları yudumlayan, bilgi denizinde sözcük sektiren Müteferrika erbabının zarif nüktelerle süslediği sohbetine limon sıkmak için tek soru yeterli: "Aranızda neden hiç kadın yok, bu meclis kadınlara kapalı mı?"Hepsi birden "ya sabır" çekip sıralıyorlar gerekçelerini: "Burası bir erkek meclisidir, bu iyi bir şeydir. Eşlerimizin hiçbiri kitabı sevmez!", "Kadın kitabı kıskanır!", "Emekle toplanan bütün kütüphaneleri, eşleri ölür ölmez kadınlar satar. Hem de kapıdan geçen eskiciye kiloyla!"En ağır yorum en son geliyor: "Kitabın üç düşmanı vardır: Su, fare ve kadın!"Kim onlar?Kitap ve tarih meraklısı bankacı, yönetici, yazar, doktor, akademisyenlerNe zamandır buluşuyorlar?15 yıldırNe sıklıkla?Her cumartesiNerede?Kadıköy’de Müteferrika’nın deposundaBuluşunca ne yapıyorlar?Kitap, tarih, kültür üzerine konuşuyor, ayrıca Müteferrika adlı derginin yazıişleri kurulu görevini yapıyorlar(Soldan sağa) Erol Üyepazarcı, Mustafa Duman, Nuri Akbayer, Sabri Koz (önde), Raşit Cavaş, Prof. Dr. Cemil Oktay, İbrahim Altınsay.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle