Mustafa Kemal'i anlatmış

Güncelleme Tarihi:

Mustafa Kemali anlatmış
Oluşturulma Tarihi: Aralık 26, 2010 16:46

İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’dan kovulduğu için İstanbul Üniversitesi’ne gelen Prof. Erich Aurbach, ünlü filozof Walter Benjamin’e İstanbul’dan gönderdiği mektupta Harf Devrimi yıllarını ve Mustafa Kemal’i anlatıyor.

Haberin Devamı

Aslında önce Mehmet Uzun farkediyor ünlü edebiyat sosyoloğu Prof. Erich Aurbach’ın İstanbul’daki sürgün yıllarını. Ve hatta içinde Walter Benjamin’in de yer alacağı “Auerbach’ın Umudu” isimli bir roman yazmanın hayalini kurmuyor yıllar boyunca. Öyle ki, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı bir konuşmada, Aurbach’ın Walter Benjamin’e yazdığı mektuptan bile söz ediyor. Ne var ki, yakalandığı hastalık izin vermiyor Mehmed Uzun’a. Böylece, Aurbach’ın İstanbul yılları mektuplarındaki tanıklıklarda kalıyor. Tanıklıkları araştırıp gündeme getirmek de yine bir Alman’a, Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Martin Vialon’a kısmet oluyor.

NAİF VE KURUNTULU İNSANLAR

Hiç kuşkusuz bu mektuplardan en önemlisi, ünlü Alman filozof Walter Benjamin’e yazılmış olanı. Aurbach mektubunda, “Ülke tamamen ve kesin olarak Atatürk ve ona bağlı Anadolu Türkleri tarafından yönetiliyor” dedikten sonra, bu insanların, “naif, kuruntulu, dürüst, biraz hantal ve yontulmamış, bununla birlikte fazlasıyla duygulu” olduğunu ifade ediyor. Arkasından sözü Mustafa Kemal’e getiren Aurbach, onu Walter Benjamin’e şu sözlerle anlatıyor:
“Büyük Şef, sempatik bir otokrat, zeki, cömert ve esprili biri. Avrupalı meslektaşlarından tamamiyle farklı: Bu toprağı bizzat bir ülke haline getirmiş olması, ayrıca da kesinlikle uzun söze kaçmaması itibariyle (...) Bütün yaptıklarını bir yandan Avrupa demokrasileri ile diğer yandansa eski Müslüman-Panislamist Saray ekonomisine karşı savaşarak gerçekleştirmek zorunda kalmış; sonuçta ortaya çıkan da fanatik bir gelenek karşıtı milliyetçilik olmuş. Var olan İslam kültürü mirasının reddi, hayal ürünü bir kadim Türklük ile bağlantı kurma, kendisine karşı nefretle karışık bir hayranlık duyulan Avrupa’yı kendi silahları ile vurmak için teknik anlamda Avrupa zihniyeti ile modernleşme.”

Haberin Devamı

"HAYAL ÜRÜNÜ KADİM TÜRKÇE"

Dil ve edebiyat üzerinden bir toplumun sosyolojik yapısını analiz eden Erich Aurbach’ın Dil Devrimi’ni anlatırken söyledikleri de yabana atılabilecek gibi değil doğrusu. 1928 Dil Devrimi’nin amacı, Aurbach’a göre, “Hayal ürünü bir kadim Türkçe”ye ulaşmaktan başka bir şey değildir. Şöyle devam ediyor Mina Urgan, Güzin Dino, Safinaz Duruman gibi isimlerin hocası ve Sabahattin Eyüboğlu’nun yakın arkadaşı olan Aurbach:
“Bir yandan hayal ürünü bir kadim Türkçeye dayanan (Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtulma) öte yandan da modern-teknik bir özellik gösteren dil reformu, 25 yaş altındakilerin on yıldan eski hiçbir dini, edebi ya da felsefi metni anlayamamasını ve dilin kendine has özelliklerinin bundan birkaç yıl önce zorla kabul ettirilen Latin alfabesinin zoruyla hızla yıpranmasını sağlamayı becermiş durumda.”

Haberin Devamı

Ne yazık ki, Walter Benjamin’in bu mektuba cevap verip vermediğini, verdi ise mektubunun nerelerde kâşiflerini beklediğini bilmiyoruz...
(Yabanın Tuzlu Ekmeği, Erich Aurbach, Metis Seçkileri, Hazırlayan: Martin Vialon)

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!