GeriKelebek Murat Atik’in pembe cenneti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Murat Atik’in pembe cenneti

Murat Atik’in pembe cenneti
refid:14666557 ilişkili resim dosyası

Paris’in en meşhur striptiz kulübünü bir Türk işletiyor. Fransa’da gece hayatının kralı ilan edilen Murat Atik sadece Pink Paradise yai Pembe Cennet kulübünü işletmeyle kalmıyor, ülkenin gözde tatil beldesi Saint Tropez’de rövü turneleri düzenliyor; takvimler, ajandalar basıyor; en büyük Fransız kanalında bir şova hazırlanıyor; dizi ve filmler çekiyor.

Bursa’da Mudanya’da doğan Murat Atik, 5 yaşında babasıyla beraber Fransa’ya geliyor. Paris’in banliyölerinde zor koşullarda yetişiyor. Daha öğrenciyken pazarlarda ve sirklerde çalışmaya başlıyor. Barlarda çalışarak tanıştığı gece yaşamı onu sürüklerken, şimdi Paris’in gece hayatı ondan soruluyor. Bugün eşi ve 2 çocuğunun annesi olan İngiliz asıllı Joanna ile Londra’da tanışıyor. Stringfellows striptiz kulüplerinden birinin yöneticisi olan Joanna ile aynı kulüplerin Paris şubesini açmayı hayal ediyor.

34 yaşında, Pink Paradise’ı dünyanın en büyük DJ’yi David Guetta ve eşinden devralıyor. Ve bugünkü haline getiriyor. Pink Paradise şimdi Paris’in en popüler striptiz kulüplerinden. 2 yıl önce Hırvatistan’da açtığı Byblos gece klübü ise 17 bin kişi kapasiteli. Murat Atik üst üste gelen başarılarıyla 2007 yılında Paris eğlence dünyasının her yıl verdiği “Yılın Adamı” ödülüne layık görülüyor. O artık Fransız medyasında “Roi de la Nuit/ Gecelerin Kralı” diye anılıyor.

Pink Paradise yalnızca bir striptiz kulübü değil, artık büyük bir gösteri ve yapım şirketi olma yolunda. Murat ve Joanna Atik ise bir çiftten öte bir marka. Senaryo yazıyorlar, Fransız televizyonlarında sık sık eğlence programlarında görünüyorlar, film çekiyorlar, dans dersleri veriyorlar, takvim ve ajanda basıyorlar, Cannes Film Festivali’ne ve Fransa’nın lüks tatil yöresi Saint Tropez’ye yaz boyu özel dans ve revü turneleri düzenliyorlar.

Murat Atik’in Champs Elysees’ye açılan Franklin Roosvelt’deki bürosuna gittiğimde beni kapıda güleryüzlü asistanı Vanessa karşılıyor. Tam karşı masada ise Pink Paradise’ın fikir anası ve Murat Atik’in bürosunu yönettiği kadar, gönlünü ve evini de yöneten kadın olduğunu öğrendiğim iki çocuğunun annesi Joanna oturuyor.
/images/100/0x0/55ea9da1f018fbb8f88b9cac


Gecelerin Kralı’nı beklerken, odasından Fransa’nın en büyük televizyon kanalı TF1’da program yapan şovmenlerinden Cauet’nin bir danışmanı çıkıyor. Joanna ve Murat’tan her cuma akşamı saat 23.00’te “Kadın erkek ilişkileri” temalı bir diziyi sunmalarını istiyor. Murat Atik genç, esprili, rahat, kot ve tişört giymiş ve üstelik bir de kasket takmış.

STRİPTİZCİ KIZLAR MADAM HERKES Mİ?

Aynı anda telefonda bir Türk prodüktörle yeni senaryosunu ve film projesini konuşuyor. Bu arada da Planet adlı kanala, striptizci kızların yaşamını anlatan 13 dizilik bir filmin çekimi için aday kızlarla görüşüyor. Beni içeri alıyor ve yaptığı görüşmeleri sessizce dinlememe izin veriyor.

Önce Afrikalı bir kız geliyor. Genç ve güzel. Murat Atik ona, “Bak kızım, bu sizin gerçek yaşantınızı anlatan bir film olacak, satılık et parçaları değil, gündüz herkes gibi hayatları olan, çocuklarını okula götüren, dansını yapıp hayatını kazanan güzel, çalışkan, alımlı kızlar olduğunuzu anlatmanızı istiyorum. Özetle ‘Madam Herkes’ olduğunuzu izleyiciye göstermenizi...” diyor.

Ardından Sırp Saşa geliyor, kendinden ve güzelliğinden emin, Murat’ın film teklifine de seviniyor. Saşa’nın 2 ve 5 yaşında iki çocuğu var. Tek düşüncesi onları büyütmek. Sırbistan’daki savaştan kaçarak Fransa’ya gelmiş. Sonra gündüz satış elemanı olarak çalışan bir Fransız genç kız giriyor içeri. Patron, “Aaaa sen misin? Seni ilk kez gündüz görüyorum” diyor... Fransız genç kız gündüz yaptığı işi kaybetmemek için filme katılmak istemiyor. Murat biraz sinirli; “Katılma önemli değil. Ama artık siz de yaptığınız işi kabullenseniz iyi olacak. Bu meslekte utanılacak birşey yok. Ekmek yediğin kaba tüküremezsin” diye sitem ediyor.

Bu arada ünlü bir tiyatro yazarı Murat Atik’in hayatını yazmak istediğini söylemek için geliyor. Onunla da aynı enerjiyle konuşuyor. Görüşmelerin ardından bürosundan çıkıyoruz. Herşeyi gözlerimizle görmemiz için bizi Rue Ponthieu’daki Pink Paradise’a götürüyor. Kapıda korumalar, yerlerde pembe halılar, pembe neon ışıklar, yüksek bir platformdan merdivenle inilen sahne ve gösterilerine çoktan başlayan genç kızlarla yoğrulan bir atmosfer karşılıyor bizi. Takım elbiseli ve kol düğmeli ve tabii paralı oldukları anlaşılan erkekler çoğunlukta. Birkaç masada da 20’li yaşlarda genç çocuklar... Sanatçılar, sporcular, işadamları, ünlüler ve ünsüzlerden kalburüstü bir müşteri kitlesi... Daha çok şampanya içiliyor. Müşterilerin yüzde 50’si Parisli müdavim, yüzde 50’si de işadamları... Kadınların sayısı da giderek artıyor, son 2 yılda kalitesini tescil ettiren Pink’e yüzde 20 oranında kadın müşteri de gelmeye başlıyor. Bir yandan ortamı gözlemliyor, bir yandan da röportaja başlıyoruz Murat Atik’le...

KIZLARIN YÜZDE 30’U ÇOK GÜZEL, YÜZDE 30’U NORMAL, YÜZDE 30’U ÇOK NORMAL
/images/100/0x0/55ea9da1f018fbb8f88b9cae

Neden gece hayatı?

- Büyüdüğüm banliyöde (Dreux’de) gençlerin yarısı uyuşturucu işine bulaştı, diğer yarısı da öldü. Biz onların aralarından sıyrılan şanslılardandık. Oyunculuk için hukuku üçüncü sınıfta terk ettim. Oyunculuğa başladım ama o alanda kalmayı başaramadım. Gece hayatında tutundum. Oyunculuktan vazgeçmiş değilim. Birkaç senaryom birden şu anda okunuyor. Birisi de Pink Paradise’ı anlatan bir senaryo.

Champs Elysees gibi seçkin bir sokakta, bir striptiz klübü açmak ve başarmak zor olsa gerek...
- Pink Paradise’ın kurulması zor oldu. Kültür Bakanlığı ile aramda 2 yıl kızların hangi kadrodan gösterileceği sorunu yaşandı. Sonunda onları kendi yaptıkları işlerden sigorta etmeyi başardım. Yani onların yaptığının da her meslek gibi bir iş olduğunu resmi makamlara kabul ettirdim. Polisi ikna etmek de kolay olmadı. Bana “Pigale’deki fuhuşu Champs Elysees’ye getireceksin” dediler. Onları Londra’ya götürdüm. Oradaki nezih salonları gösterdim ve striptiz dansının bir fuhuş olmadığını anlattım. Sonunda izni verdiler.

Neden striptiz?
- 1999 yılına kadar striptiz klüpleri olduğunu bile bilmiyordum. Gay barlardan gece kUlüplerine kadar pek çok mekan açtım. Joanna ile Londra’da karşılaşmam bana bu fikri verdi. Joanna, böyle bir kulübü yönetiyordu.

Riskli bir seçim... Nasıl tutundunuz?
- Bu piyasada 3 yıl tutunan bar müzelik oluyor. Biz 10’uncu yılımızdayız. Ama biz Pigalle’deki barlardan değiliz, erotik fakat asla basitleşmeyen bir ortam sunuyoruz. 3-4 ayrı bar ve restorantımın olması da önemli. Bu 3-4 işyeri birbirini destekledi.

Kızları kim seçiyor?
- Joanna seçiyor.

Kriterleriniz ne? Sarı saç, uzun bacak, büyük göğüs...
- Bir erkek her türlü kadından hoşlanır. Biz sadece tek tip kadın koyarsak, olmaz. Ben başta hepsinin de çok güzel olmasını istiyordum. Sonradan hata olduğunu anladım. Bizim kızların yüzde 30’u çok güzel, yüzde 30’u normal, yüzde 30’u da çok normal.

Bu kadar güzel genç kadının güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz.
- Bakın o zor bir iş. Her kız patlamaya hazır bir bomba. Pink Paradise’ın olmazsa olmaz kuralları var. Striptiz dansı kaliteli ve estetik olacak. Bunun için dans okulu kurduk. Kızlar isteyen müşteriler için özel dans da yapıyorlar. Ama kızlara dokunmak yasak.

Peki bar dışında nasıl güvenliklerini sağlıyorsunuz?
- Barda güvenlikleri bize ait ama dışarıda kendi özel hayatları var. Kimisi anne, çocukları var. Kimisinin erkek arkadaşları. Ama eğer bize ihtiyacı olan olursa, örneğin yurt dışından gelenler, kalacak yeri olmayanlar, onlar için bir yerimiz var. Orada 25 bayana kadar ağırlayabiliyorum. Pizza dağıtıcısı bile giremiyor. Güvenli bir yer.

Peki size bunları kim öğretti? Duayeniniz kim?
- Joanna. Çünkü bu işe bakışı bir bayan bakışı. Biz erkekler kadına kadın diye bakıyoruz. Bana yanımda çalışan kadınlara iş arkadaşım olarak bakmayı da Joanna öğretti.

İnsanlar meraktan mı geliyor, beğendikleri için mi?
- Meraktan gelen çok. Bizim hedefimiz kalitemizle onları ikinci kez getirmek. Sadece iyi filmler ikinci kez izlenir.

GECE SARIŞINA DAHA ÇOK BAKILIR

Kadın vücudunu güzel buluyor musunuz?

- Harika. Yüzde 200 her kadın güzeldir.

Sarışın mı esmer mi?
- Gece sarışına daha çok bakılır. Çünkü ışığı daha çabuk alır. Teknik bir detay yani... Aynı kadını esmer yap gece aynı ilgiyi çekmez. Ama konu sarışın ya da esmer olmak değil. Bana göre kadın konuşmaya başladıktan sonra çekicidir. Sesi ve ne söylediğiyle bir bütün yani güzellik.

Kadınlar için Pink geceleri düzenlemek istemediniz mi?
- 3 sene pazar günleri kadın matinesi de yaptık. Ama kadınlar o kadar vahşilerdi ki... Dansçılarımız kadın tırnaklarından yaralandılar, hastanelere gönderdik. Önlerine erkeği koyduğunuzda herşeyi yapmak istiyorlar, azıyorlar. Baş edemedik ve kaldırdık sonunda....

Bu kadar çok kalça, bacak gördükten sonra kadın vücuduyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Benim için onlar kadın değil, çalışma arkadaşlarım, partnerlerim, işim. Bütün günüme şahit oldunuz, işten başka birşey konuştuk mu? Biz artık vücut görmeye alışık doktorlar gibiyiz.

Evlilikle gece hayatı nasıl gidiyor peki?
- Karım bana hayatımda sabah eve gittiğim zaman “Aşkım nerdeydin?” demeyen tek kadındır. Bu nedenle onunla evlendim. Kıskanç olmadığından değil o laf. Erkekleri tanıdığından.

Mutluluk nedir sizin için?
- Çocuklarım. Kızım 2.5 yaşında, oğlum 4 aylık. Ve onlarla olmak en büyük mutluluğum.

En büyük rüyanız?
- 20 yıldır oyuncu olmak istiyorum. Bugün bile, bu konforu bırakıp, Artvin’in bir köyünde çekim için gidip, 5 hafta sıfırın altında kalabilirim...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle