GeriKelebek Modası geçti diye jean atmayın
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Modası geçti diye jean atmayın

Modası geçti diye jean atmayın
refid:12880507 ilişkili resim dosyası

1979’a gelince yine sıkıldım. Daily Blue’yu da sattım. Tek bir marka için çalışmaktansa birkaç markanın bir arada olduğu bir marka karışımı için çalışmaya karar verdim.

Genious Group’u kurdum ve Goldie, Diesel, Replay ile Katherine Hamlett’i yarattım. Türkiye’den, önce David People, sonra Mavi ile çalıştım. Ben Mavi ile çalışmaya başladığımda dünyaya açılmamıştı. Onlara uluslararası bir konsept kazandırdım. Yeni pazarlara açılmasına katkım oldu. Pek çok farklı sebepten dolayı Türkiye’ye bayılıyorum. Bir kere çok iyi bir tekstil kültürünüz var. İnsanlarını ve atmosferi de seviyorum.

Hayatım boyunca arka planda olmayı, podyumda olmaya tercih ettim. Ama herkes senin kendi adında bir marka yaratman şart diye gaz verdi. Denemek istedim, 1994’te Adriano Goldschmied markasını İtalya’da kurdum. İlk beş yılında son derece yüksek kaliteli üretim yaptık ve limitli olarak Avrupa ve Japonya’ya dağıttık. Yine bu dönemde GAP’in 69 jean’ini geliştirdim. Sonra yine sıkıldım. Hep aynı şeyi yapıyorum gibi gelmeye başladı. İtalya’dan ayrılmaya karar verdim, Los Angeles’a taşındım. Yıl 1999. İster inanın ister inanmayın Amerika’da o yıllarda jean işlevsel bir kıyafetti. 29 dolarlık bir denimi en düşük ücretli işçi de, milyarder bir işadamı da giyiyordu. Denim Avrupa’da olduğu gibi farklı sınıflara ayrılmamıştı. Ben Adriano Goldschmied markasını pazara sokarak ayırmaya karar verdim. İşlevsel işçi elbisesini seksi bir hale çevirdim. Büyük bir patlama yaşandı. Böylece Amerika premium jean kavramı ile tanıştı. Bu projede şimdiki ortağım Jerome Dahan ile birlikte çalıştık. Ortağım Jerome Dahan, Seven ve Citizen of Humanity markalarını yaratan kişidir. Adriano Goldschmied markasını 2005’te sattım, Goldsign markasını yarattım. Jerome parayı yönetiyor, ben yenilikleri yaratıyorum.

DIESEL VE REPLAY’İ YARATTIM

MAVİ’YE ULUSLARARASI KONSEPT

Jean, modası geçti diye  atılacak bir şey değildir

Bugünün dünyasında jean’i ne sattırıyor?
- Seksilik yeterli değil artık. Kalite ve yenilik çok önemli. Kalıbın vücuda cuk diye oturması şart. Feminenlik yine makbul. Cool da olmak gerekiyor. Teknolojik kumaşlara çok yakınız. Pazar iki yöne kutuplaştı. Bir tanesi Zara, Topshop gibi markaların ürettiği ucuz jean’ler. Diğerinde Harvey Nichols gibi mağazalarda satılan premium jean’ler. ..

İki tarafın da aynı kumaşları kullandığını söyleyenler var...
- Bu doğru değil. Benim kullandığım kumaşın metresi 12 dolar. Onlar bir pantolonu 10 dolara mal ediyor.

Jean modası sürekli kendini tekrarlıyor. Beller bir yükseliyor bir alçalıyor. Paçalar bir daralıyor bir genişliyor. Dolabımızda her durum için bir jean mi bulundurmalı?
- Kesinlikle evet. Jean modası geçti diye atılacak bir şey değildir. O moda mutlaka yine gelecektir.

Jean’leri kişiselleştirmek, istediğimiz gibi kesip biçmek konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Bir jean’e insanın kendi karakterini vermeye çalışması fikrine bayılıyorum. Denim her türlü değişime açık bir kumaştır.

Jean tasarımında kalıp çok önemli mi?
- Son derece önemli. Bir kadın pantolonun içinde kendini süper cool, süper seksi hissetmek ister. Her kadının böyle bir jeani mutlaka vardır. Ben hayatım boyunca o olmak için çalıştım.

RENKLİ JEAN’LER  ÖNEM KAZANACAK

Renli jean’ler hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Bence bir karakterin en iyi yansıması renktir. Renkli jean’ler gelecekte çok daha fazla önem kazanacak. Mavi jean ayrı, onlar apayrı. Mavi jean çok eşsiz bir karakteristiğe sahip. Sizinle birlikte bir hayat yaşar. Vücudunuzun şeklini alır, rengi solar. Renkli olan ise farklı bir konu... Kimi parlak renkleri sever, kimi sadece siyah, kimi doğal, kimi sadece beyaz...

Jean tüm zamanların en müthiş icatlarından biri. Evrensel ve zamansız. Sizce jean ile boy ölçüşecek başka bir icat var mı?
- Kesinlikle yok.

Jean deyince aklımıza pantolon geliyor. Günün birinde bu durum değişebilir mi?
- Sanmıyorum. Yapılan hiçbir şey mavi bir jean pantolondan daha ikonik olamaz. Çünkü pantolon kadının en kritik noktasına, aynada ilk
baktığı yere, kalçaya giyilir.
Bu işe başladığım yıllarda denim, sistemi protesto eden gençliğin sembolüydü. Ben de onlardan biriydim. Sisteme karşı çıkıyor, ama parayı sosyeteden kazanıyordum.

Size neden jean dünyasının tanrısı diyorlar?
Çünkü ben çok eski ve çok yaşlıyım.
1972’de profesyonel kayakçıyken bu işlere bulaştım. İtalya’nın en ünlü kayak merkezi Cortina D’ampesso’da bir butik açtım. Çünkü annem geleceğimden endişe ediyordu. O yıllarda dünyanın en popüler şehri Londra’ydı. Ben de mağaza içinde Londra’nın hip atmosferini yaratmaya çalıştım. Döşemeciden aldığım jakarlı parlak, rengârenk çiçek desenli bir kumaşı terzime götürdüm ve ilk jean’lerimi ürettim. Terzide diktirdiğim ve döşemelik kumaş aldığım için pahalıya mal olmuştu. Haliyle ben de süper pahalıya satmaya başladım. Başlangıçta 30 tane ürettim. Resmen kapışıldı. O gün, ne kadar pahalı olursa o kadar makbul olduğunu anladım. Bridget Bardot’nun Jean’lerimden birini alması ortalığı daha da kızıştırdı. Böylece kazayla, dünyada ilk kez “premium denim”i yaratmış oldum. Markanın ismi King’s Jeans’di. Şaka gibi değil mi?

NE KADAR PAHALI O KADAR MAKBUL

“İnanmayacaksınız ama sadece iki jean pantolonum var. Hiçbir zaman üç olmadı.
Eskiyince başka iki tane alıyorum. Senelerce giyiyorum.”
Onun için jean dünyasının tanrısı diyorlar. Diesel ve Replay’i o yarattı desem bu unvanın abartılı olmadığına ikna
olursunuz.
Harvey Nichols ve Beymen gibi mağazalarda satılan premium jean’lerin babası o. Şimdilerde Citizen of Humanity ve Goldsign markaları için tasarım yapıyor. Geçen hafta İstanbul’daydı. Jean dünyası ile ilgili tüm bilinmeyenleri anlattı.

JEAN DÜNYASININ TANRISI KABUL EDİLEN ADRIANO GOLDSCHMIED

Denim deyince akla pantolon gelir çünkü pantolon kalçayı güzelleştirir.
Beni tanıyanların hakkımda söyleyecekleri ilk şey sıkıntılı bir adam olduğumdur. Her şeyden çok çabuk sıkılırım. Çok iş değiştirmemin, birçok marka için çalışmamın tek sebebi budur. Bu sebeple King’s Jeans çok uzun sürmedi. İmalatı terzilerden çıkarıp İtalya’nın Veneto bölgesine taşıdım. O güne kadar klasik erkek pantolon ve ceketleri üreten bölge atölyeleri sayemde ilk kez denimle tanıştı. Veneto’da ürettiğim denimleri dünyanın en önemli mağazalarına ihraç ettim. Marka kazanmaya başlayınca da sattım. Çünkü sıkıldım. Yeni bir marka yarattım; Daily Blue. Herkes ismimi bu marka ile duydu. İddia ediyorum tasarım jean, bu marka ile başladı. Armani bile Daily Blue’nun başarısından sonra jean tasarladı. Daily Blue’yu yüksek kaliteli butiklere pazarladım. Global bir dağıtım ağı kurdum. İlk sipariş Amerika’dan geldi, onu İngiltere ve Japonya takip etti.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle