GeriKelebek Michael’a gölge anıt Madonna’ya kevgir ışık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Michael’a gölge anıt Madonna’ya kevgir ışık

Michael’a gölge anıt Madonna’ya kevgir ışık
refid:15503648 ilişkili resim dosyası

Rol modeli Michael Jackson’la tanışamadı ama onun için tasarladığı fizik formüllü anıtla tanındı. Los Angeles’ta düzenlenen Michael Jackson Anıt Tasarım Yarışması’nda birinciliği alan tekno tasarımcı Ayşe Ören şimdi de Madonna için bir aydınlatma tasarladı. Üstelik ilham, evde makarna yaparken kevgiri ışığa tutunca geldi.

Formül; e=mj2. Hayır, Einstein’ın izafiyet teorisi değil. Ona gönderme yapan bir tasarımın formülü bu. Ters olarak yan yana duran iki J harfi, tepede M harfiyle birleşiyor. Michael Joseph Jackson, elinde mikrofonu ve meşhur ‘Moonwalk’ yürüyüşüyle karşınızda duruyor; ancak boşlukta bir gölge olarak. Zira, madde enerjiye dönüşüyor ve sonsuzluğa ulaşıyor. Los Angeles’ta geçen yıl düzenlenen Michael Jackson Anıt Tasarım Yarışması’nda birinciliği alan ‘Live Forever’ isimli bu proje, Ayşe Ören’e kapılar açıyor.
Ayşe Ören (30) rol model olarak benimsediği için tanışma hayalleri kurduğu Michael Jackson ile maalesef tanışamıyor ama onun sayesinde tanınmayı başarıyor. Bunun felsefesini de şöyle açıklıyor: “Ben ruhumun yansımasıyım bu dünyada. Ruhun yansımasını ne kadar netleştirir ve kendini ifade edersen o kadar başarılı olursun. Platon’cu felsefe bu. Michael’in ruhunun dünyadaki betimlemesi, yani gölgesi o kadar nettir ki... Tüm şovlarında da gölgeleri kullanmıştır. Ben de seviyorum gölgeleri.”

GÜLDEN ESİNLENİLMİŞ YATAK

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi mezunu Ören, gölge sevgisini ilk olarak ‘Kiss Chair’la ortaya koydu. İstanbul Tasarım Haftası’nda Constantin Brancusi’nin ‘The Kiss’ heykeline atıf yaptığı bu tasarımla insanlar arasındaki görünmeyen bağlara işaret ediyor. Ve bu bağların insan ilişkilerinde daha önemli olduğuna vurgu yapıyor. Gölgeler ve ışık bir gün onu evde makarna yaparken yakalıyor. Makarnayı süzdüğü kevgirleri yanyana koyup ışığa tuttuğunda “Allahım bu ne” diye bağırıyor. Madonna’nın Gaultier imzalı füze büstiyeri geliyor aklına.
Bu fikir bugünlerde Madonna’ya göndermeye çalıştığı aydınlatma tasarımında vücut buluyor. Ören’in müziğe ilgisi başka tasarımlarda da kendini gösteriyor. Bon Jovi’nin ‘Bed of Roses’ şarkısı, henüz tasarımı süren, gülden esinlenilmiş yatak projesine ilham oluyor. Guns’n’Roses’ın ‘Spaghetti Incident’ şarkısıylaysa Elektrolux Design Lab 2010’a katılan ‘spagetti tenceresi’ çıkıyor ortaya.

DEVLET TEŞVİĞİYLE OFİS

Ören, felsefik ürünlerin tatmini yetmeyince, sosyal sorumluluk projelerine kafa yoruyor. Asıl hedefiyse tekno tasarım. İngiltere’de British Council’ün düzenlediği ‘Yılın Genç Tasarım Girişimcisi’ yarışmasında finalistliğe kadar yükselen Ören, Sanayi Bakanlığı’ndan da tekno girişim sermaye desteği alıyor. Tasarımın teknolojiyle birleşmesinin artı değer yaratacağı düşüncesi ona ilk sosyal sorumluluk tasarımını kazandırıyor. “Farklılıklar bir gelişme nedeni olmalı, sorun değil. Dolayısıyla üstüne gitmek lazım. Bir engelli niye ötekine özenmek zorunda kalsın” diyerek engelliler için ‘dönme dolap’ adlı, dönen raflardan oluşan, bir çalışma masası tasarlıyor. Bu tasarımıyla AKP’nin engelli milletvekili Lokman Ayva’nın dikkatini çekiyor ve Ayva’nın genel başkanlığını yaptığı Beyaz Ay Derneği’nin desteğini alıyor. Bakanlık’tan aldığı teşvik sayesinde kendine bir ofis de açıyor.

HERKES İÇİN TASARIM

“Tasarım sadece lüks sınıfına ait olmamalı. Herkesin evine girmeli. Michael Jackson’ın albümü belki 10 milyon dolara yapılıyordur ama 20 liraya satılıyor. Mesele 100 liralık ürünü 1 milyara satmak değil, 1 milyarlık fikri 100 liraya satmak” diyor Ören. Bu nedenle; sonuçları Ekim’de Singapur’da açıklanacak Red Dot Tasarım Yarışması’na katılan ‘Kısırdöngü’ sehpasının da pahalıya satılmasını istemiyor, “İnsanların duygularına dokunmayı seviyorum. Kısırdöngü herkesin hayatında” diyerek. Hayallerinin bir bir gerçekleşmesini de tek nedene bağlıyor: “Hamle, hamle, hamle.”

İLK İLHAM PERİSİ PETER PAN

“İnsan içgüdüsel olarak buluyor neyle ilgileneceğini. Çünkü onu rahatsız edip, dışarı çıkmak ve kendini tanımlamak istiyor bu şey. Sanata ilgim balerinlikle başladı, yaş ilerledikçe resme döndü. Resim kendini heykelle ifade etmeye başlayınca da mimariyle buluştum. Çocukken ev tasarlardım hep. Biraz Neverland’e benzerdi. Galiba Peter Pan’dan etkilendim. Venedik gondolu gibi bir yatağım olmasını isterdim. Maalesef henüz bu hayallerimi gerçekleştirmiş değilim.”

Yorumları Göster
Yorumları Gizle