GeriKelebek Mevlána’dan yola çıktı mafyaya karşı dizi yaptı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mevlána’dan yola çıktı mafyaya karşı dizi yaptı

Süper Baba, Sıcak Saatler, Deli Yürek, Kurtlar Vadisi ve Ekmek Teknesi’nin yapımcısı Osman Sınav, Kapıları Açmak adlı müthiş bir projeyle ekranlara geri dönüyor... Sınav bu kez derin devlet ve mafyayı değil, Mevlana’dan yola çıkarak popüler kültürle yoğrulmuş bir aşk hikayesini anlatacak.

Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi derken, birden ortadan kayboldunuz. Ama sessizce bir proje hazırlayıp, çekmeye başlamışsınız...

Çekimlerimiz devam ediyor. Aslında 10 yıldır ilk defa bir sezon başlangıcında olmadım. Biraz işin dışına çıkıp, ne oluyor, kim ne yapıyor, biz ne yapmışıza baktım. Bir de Holywood’daki film projesiyle de ilgilenmem gerekiyordu.

- İşin dışına çıkıp baktığınızda neler gördünüz?

Ben kreatife ağırlık veren bir yapımcıyım. Yani ben bu işi sadece ‘iş’ olarak görmüyorum. Trend olacak, toplumda gündemi oluşturacak ya da gündemi açan bir takım hikayeleri anlatmayı seviyorum. İşte işin dışına çıkarak, bu düşüncemin neresinde olduğumu gördüm.

- Neresindeymişsiniz?

Bizim işimiz aslında üç şekilde yapılır. Bir, trendsetter olursun. Yani ufka baktığınız zaman, oradaki bulutun bir yağmur bulutu mu, yoksa o bulutun ardından güneş mi çıkacak bunu kestirmeniz gerek. İşte bunu kestiren, trend yaratır. İki, o varolan şey yaklaştığında ‘Aa demek ki böyleymiş’ diyerek cebindeki ilk hazır olan şeyi çıkarırsın. Yani trendleri ilk hissedenlerden olursun. Üç, ‘Herkes bunu yaptığına göre demek ki bu tutuyor’ diyerek aynısından bir tane daha yaparsın. Ben genellikle birincisini tercih ediyorum, yanılmıyorum da...

- Şimdi, yepyeni bir dizi film ile çok yakında Kanal D ekranında olacaksınız. Dizinin adı, ‘Kapıları Açmak...’ Peki ufka baktığınız da ne gördünüz ki bu proje ortaya çıktı...

Bu dizide delikanlılık raconu, derin devlet durumu falan yok. Ancak bu dizi izlendiğinde herkes şunu söyleyecek; ‘Evet ya! Aslında ben böyle düşünüyordum. Aslında aşkı böyle yaşamak gerek. Affetmek böyle bir şey galiba...’

- Bu hikayeyi oluştururken nerelerden beslendiniz?

Bu hikaye, benim yıllar önce üzerine çalıştığım bir hikaye. Aslında tema olarak Mustafa Kutlu’nun bir hikayesiydi bu. Fakat zamanla başka şeylerle besledim bu hikayeyi. Mesela şu andaki popüler kültürü ya da televizyonda olan biteni takip ettim. Toplumsal kırılmaları, bir aşk hikayesinin içinde göreceğiz.

TOPLUMSAL KIRILMALAR VAR

- Kahramanları ve hikayeyi biraz anlatır mısınız?

Hikaye Çanakkale’nin Babakale Köyü’nde geçiyor. O köyden daha ilerisi yok. Ülkenin en batıdaki köyüdür Babakale. Yol orada biter... Köyün imamı olan Mahir Hoca (Tuğrul Çetiner) alışagelmiş din adamı anlayışından farklı, islam dinini felsefesiyle ve tüm gerçekliğiyle doğru algılayan aydınlık bir yüz... Öyküdeki aşk hikayesi de Mahir Hoca’nın marangoz oğlu Cihan’la (Olgun Şimşek) eski bir gazelhan olan Hafız Seyit’in (Müşfik Kenter) torunu Zehra (Bahar Yanılmaz) arasında geçiyor. Zehra, sesiyle herkesi büyüleyen çok güzel bir kız. Komşu kasabadaki turistik bir otelde oda temizlikçisi olarak çalışmaya başlıyor. Bu arada komşuları ve köylerinin imamı Mahir Hoca’nın oğlu Cihan, çocukluk aşkı Zehra ile sözleniyor. Ağabeyi Ahmet’ten sürekli baskı gören Zehra’nın sıkıntıları çok. Birgün oda temizlikçisi olarak çalıştığı otelde, patronunun yakışıklı ve genç oğlu Kemal (Cem Sürgit) Zehra’dan etkilenerek ona şaşırtıcı bir teklifte bulunur. Bir akşam otele, köye tatil köyü yapmak için Fransızlar gelir. Kemal, Zehra’dan misafirleri için sahneye çıkıp bir gazel okumasını ister. Bu teklif ve akabinde gelişen olaylar Zehra için bir dönüm noktası olmaya başlayacak. Kız bir yol ayrımına gelecek. Yeteneğini değerlendirmek ve hayallerinin peşinden koşmak ya da koşmamak arasında çevresiyle bir çatışma içine girecek...

KÖYDEN HİÇ KOPMAYACAĞIZ

- Popüler kültürün yarattığı etkileri, kırılmaları göreceğiz dizide, öyle mi?

Gazel söyleyen Zehra, otelde şarkı söylediği için ona bir gecede, bir aylık maaşı kadar ücret ödeniyor. O sırada televizyonda ise Popstar, yıldızlar parlıyor yarışmaları var. Etkilenmemek mümkün kü? Çünkü Zehra, küçük kardeşine bilgisayar alacak. Şimdi nasıl kırılmalar olmasın... İnsanlar kendi kişisel menkıbesini yaşayamıyorsa, başka hayatlara, başka şeylere merak duyacaklar. Oralardan beslenmeye çalışacak. İşte o beslenme noktasında televizyona bunları koyarsanız, ondan beslenecek, o yöne gidecek ve bu kırılmaları yaşayacak. Biraz bunların üzerine gideceğiz...

- Biraz Türk filmi lezzeti de var hikayede.

Evet ama içkisine hap atmak yok. Ama o hap bazen televizyon programları bazen de kliplere özenmek olabiliyor. Fakat biz o köyden hiç kopmayacağız. Çünkü asıl aşk orada var. ‘Kapıları Açmak’ adı bu anlamda bana çok anlamlı geliyor. Gönlümüzün kapılarını açmalıyız, insanlara kapıları açmalıyız, insanlara hayallerinin kapılarını açmalıyız.

- Kanal D ile nasıl buluştunuz?

Bu projeyi kurdum, oluşturdum ve Murat Saygı’yı aradım. Buluştuk, konuştuk... ‘Hemen başlayalım’ dedi ve başladık, o kadar. Onun gönlü bu projeyi çağırdı. Kanal D doğru ve sağlam duruyor. O yüzden bu projenin Kanal D’de olmasını çok istedim.

Asıl önemli olan içimizdeki zehir

Bu dizinin ana temasını şöyle açıklayabilirim. Mevlána Konya’da çarşıya çıkıyor. Mollaların iki kadını öldüresiye dövdüğünü görüyor. Hemen duruma müdahale ediyor. Kadınları tutuyor kaldırıyor. Öbürlerine de dönerek, ‘Niye dövüyorsunuz, ne oldu?’ diyor.

Mollalar, ‘Bunlar kötü kadınlar. Toplumun ahlakını bozuyorlar, recm etmek gerek. Çünkü ‘fahişeler’ diyorlar. Mevlána kadınlara, ‘Üzülmeyin aslında siz bu toplumun zehrini alıyorsunuz’ diyor. Mollalara da ‘Bunların kötülüğü zaten dışarı çıkmış. Sizin kötülüğünüz, zehriniz kalbinizde kalmış. Dışarı bile çıkamıyor, sizi zehirliyor. Bu kadınları yok etmekle içinizdeki kötülüğü yok edemezsiniz. Uğraşmanız gereken şey bu’ diyor. İşte biz, bu hikayeyi, bugünkü anlamda yapıyoruz.

Kentliyi de köylüyü de ilgilendirecek

Bugün bütün aileler çocukları, aşkı, sevgili ya da kendisiyle ilgili ufukta bir bulutlu bir durum var diye endişeleniyor.

Yıldırım mı düşecek, don mu olacak, bilmiyor. İşte o ufukta ne olduğunu anlatıyoruz biz.

Evet bir köy hikayesinden çıkacağız ama galiba kentlileri daha çok ilgilendirecek bu hikaye.

Galata Kulesi’nin yanında eski bir evde yalnız başına yaşayan kadını daha çok ilgilendirecek bence.

Ama tabii Anadolu’da televizyonu izleyip, ‘Ulan ben de şu Urfa’dan çıkıp İstanbul’a gideyim’ diyen insanı da ilgilendirecek.

Bahar televizyonun yeni yüzü olacak

Çekimler 20 gündür Babakale’de sürüyor. Şu anda Mustafa Şevki Doğan devam ediyor çekimlere. Aslında ben ya da Mustafa fark etmiyor. Çünkü Mustafa ile 18 yıldır birlikteyiz. Son beş yıldır Sinegrafta yönetmenlik yapıyor Mustafa. Benim asistanımdı zaten.

Ben kreatif direktör gibiyim proje içinde. Hem senaryoda hem rejide çalışıyorum. Müziklerimizi Ulaş Özdemir yaptı. Müthiş müzikler yaptı. Dizinin başrol oyuncusu Bahar Yanılmaz ‘Bir İstanbul Masalı’nda küçük bir iki rolde yer almış. Konservatuvar mezunu çok yetenekli bir genç. Buradaki ağır bir rol. İnşallah bu dizi onun için iyi olacak, hem de ekranlar yeni bir yüz kazanmış olacak. Ben ona çok güveniyorum.

Olgun Şimşek çok farklı bir oyuncu... Dışarıda ne olup bittiği onun için önemli değildir. Olgun, hep böyle içindekini ifade edebilecek, farklı şeyler oynamayı sever. En heyecanlı oyuncum o şu anda. Olgun’un bu projeyi çok iyi besleyeceğine inanıyorum. Erkan Can, da çok iyi bir oyuncu. Bu projede kastın çok iyi oturduğunu düşünüyorum.
Yorumları Göster
Yorumları Gizle