GeriMagazin The X-Files geri döndü!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

The X-Files geri döndü!

The X-Files geri döndü!

The X-Files’ın mini dizi olarak yeniden başlaması nedeniyle, geçtiğimiz günlerde başrol oyuncusu Gillian Anderson dünya basınının karşısına çıktı. Projeyle ilgili soruların yanıtlandığı o görüşmeyi, Kelebek adına Melike Karakartal takip etti.

1993-2002 yılları arasında yayınlanan bilim kurgu dizisi The X-Files, yeniden canlandı. Altı bölümlük mini dizi olarak bir kez daha izleyici karşısına dizi, her salı Amerika ile aynı anda saat 06.00’da, tekrarları ise aynı gün 20.45’te FoxCrime’da yayınlanıyor. Dana Scully’yi canlandıran Gillian Anderson, The X-Files’ın anlatacak çok hikayelerinin olduğunu söylüyor.

* The X-Files’a geri dönerken ve tekrar Scully’yi canlandırırken beklentileriniz nelerdi?
- Sanırım en çok David’le çalışmak için sabırsızlandım. Bugüne kadarki dönemde iki iyi arkadaş olduk, onunla güzel vakit geçireceğimizi düşünüyordum. Hangi koşullar içinde olursak olalım, çok eğleneceğimizi ve elimizden gelenin en iyisini yapacağımızı biliyordum. Ayrıca, dizinin hayranları da Mulder ve Scully’yi görmek için uzun zamandır bekliyordu, onların istediği şeyi verme fikrinden çok hoşlandım. Dizinin eski bölümleri mitoslar, “haftanın yaratığı” teması ve komedinin bir karışımıydı. Bu yeni altı bölümde de tam olarak izleyiciye bunu verdik. Umarım herkese istediğini vermişizdir, hepimiz çok heyecanlıyız...


* Aynı karakteri tekrar canlandırmak sizin için zor muydu?
- Hayır ama ilk hafta beklediğimden daha zorluydu, tekrar Scully olmak, onun kim olduğunu hatırlamak ve karakteri tekrar ortaya çıkarmak... Fakat sonunda kendi yolumu buldum. Epey eğlenceliydi.


* Diziye bakış açınız yıllar içinde değişti mi?
- The X-Files benim televizyondaki ilk işlerimden biriydi ve uzun süre hayatımın merkezinde oldu. O zamandan beri başka fırsatlar da elde ettim, farklı konular üzerine çalışma fırsatı yakaladım. Bunlar farklı nitelikte, tarzlarda yazılmış işlerdi, farklı karakterler içeriyorlardı. Dolayısıyla hayat deneyiminin insandaki birikimini de düşünecek olursak, bakış açımın değişmemesi zor olurdu esas... Dolayısıyla, evet, perspektifim değişti.

The X-Files geri döndü


SETTEKİ İLK GÜN ÇOK STRESLİYDİ


* Setteki ilk gününüz nasıl geçti?
- Oldukça stresliydi. İlk günler her zaman korkunçtur, ne olduğunun bir önemi yoktur... Her şeyin yolunda gitmesinin, çektiğiniz sahnelerin basit veya karmaşık olmasının da önemi yoktur. İlk çekim günleri her zaman berbattır ve bizimki de farklı değildi. Kendimi karakterin içinde hissetmedim, sanki ruhum bedenimden ayrılmıştı ve yukarıda bir yerlerde geziniyordu.

* Bu mini-dizi için “The X-Files’ın daha zengin ve gelişmiş hali” diyebilir miyiz?
- Bana kalırsa o kadar da farklı değil, izleyiciye daha önce verdiğimizden farklı bir şey vermeye çalıştığımızı düşünmüyorum. Daha önce ne verdiysek şimdi de o... Bu onların istediği ve beklediği şey. Umarım doğru formülü bulmuşuzdur.

* The X-Files’a dönmeniz konusunda sizi ikna etmekte zorlandılar mı?
- İkna olmam için bir süre geçmesi gerekti. Bu fikri ilk duyduğumda çok hoşlandığımı söyleyemem.

* Niçin?
- Çünkü bu diziyi çektiğimiz zamanlarda başka bir hayatım yoktu ve şu anda biri çok küçük, üç çocukla birlikte yeniden benzer bir deneyim yaşamak istemedim. Temel sebep buydu. Fakat sonra bu bir ihtimal olarak görünmeye başladığında “belki de eğlenceli olur” dedik. Daha sonra hayranlara diziyi geri vermenin ne kadar güzel olabileceğini fark ettik. Eski yazarlarımızla çalışıp hayranların uzun zamandır istediği şeyi gerçekleştirmenin, o eski duyguyu tekrar yaşatmanın ne kadar harika olacağını düşündük. Bunları göz önüne aldığımızda, bu işe kendimizi tamamıyla vermemiz daha kolay oldu.

The X-Files geri döndü


* Yeni bölümlerde Dana Scully değişti mi?

- Mulder da, Scully de biraz daha yaşlandı. Daha doğrusu, onları son gördüğümüz zamandakinden biraz daha farklı bir yerdeler. Onları en son gördüğümüzde birlikteydiler, şimdi değiller. Mulder inzivaya çekilmiş halde, Scully ise bir hastanede ameliyat asistanı olarak çocuklara yönelik çalışıyor. Ayrı yaşıyorlar ve bu, başlangıç yerimiz olarak ilginç bir nokta.

* Eğer çok “spoiler” olmayacaksa; birbirlerini seviyorlar mı?
- Evet, seviyorlar.

* The X-Files’ın başarısının en önemli sebeplerinden biri David ile aranızdaki kimyaydı. O kimyayı tekrar yakalamanız vakit aldı mı?
- Hayır, almadı, David ile sadece konuştuğumuz zaman bile bu kimyaya sahibiz, bu sadece karakterlerdeki kimya değil, daha ötesinde, hatta ikimizin de ötesinde.

* Bu sizce bir filmden ziyade televizyon şovu olarak daha verimli olabilen bir yapım mı?
- Muhtemelen öyle. Söz konusu bir dizi ve pek çok bölüm olduğunda, farklı öğeleri işleyecek zamanınız ve imkanınız oluyor, bunu bir filmde yapamazsınız. Mitosları, bir yaratığın etrafında şekillenen hikayeleri veya komediyi bir arada işleyemeyebilirsiniz. Dolayısıyla, evet, The X-Files, filmden ziyade televizyon dizisi olarak daha verimli olabilen bir yapım.

The X-Files geri döndü

HAYAT BASKI YAŞAMAK İÇİN ÇOK KISA!


* Dizi, karakterleriyle birlikte bir popüler kültür fenomeni. Diziyi tekrar hayata döndürürken üzerinizde “izleyici beklentisi” kaynaklı bir baskı hissettiniz mi?
- Herhangi bir konuda baskı hissetmiyorum. Hayat, herhangi bir konuda üzerinize baskı hissetmek için çok kısa! Sete gidiyorum ve elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Eğer izleyici beğenirse, dizi başarılı olursa, bu harika olur. Eğer olmazsa da, hayatımızın bir başka evresine geçeriz.

* The X-Files’ın orijinal materyalinden anlatacak hikaye kaldı mı?
- Evet, daha önce anlatılmayan ve bu mini dizide anlatılacak çok hikaye var. Yazarlar her ne kadar daha önceki seride çalışmamış olsalar da, yıllar içinde akıllarında konuya dair fikirler biriktirmiş olmalılar.

* Son olarak, Jeff Rovin ile birlikte yazdığınız roman “A Dream of Ice”tan bahseder misiniz?
- Bu “The Earthend Saga” isimli bir bilim kurgu üçlemesinin ikinci kitabı, adı “A Dream of Ice”. Ana karakter Caitlin O’Hara isminde bir psikolog, hastalarını tedavi ederken başka dünyalara, hatta henüz insanların dünya üzerinde olmadığı kadar geçmiş zamanlara gidiyor.

The X-Files geri döndü

HÂLÂ KADIN HAKLARINI KONUŞUYOR OLMAK KIZDIRMIYOR AMA BEZDİRİYOR


* Kadın haklarıyla ilgili çalışmalarınızdan ötürü bir feminist ikon olarak da tarif ediliyorsunuz, peki Scully ile ilgili olarak ne söyleyebilirsiniz? O da bir feminist mi?
- Bana kalırsa Scully televizyondaki ilk feminist karakterlerden biri ama daha yakın zamanda canlandırdığım karakterler bunu daha çok dışa vuruyordu. Scully bu anlamda daha farklı ama evet, feminist olabileceğini düşünüyorum.

* 2016 yılındayız ve hâlâ “kadın hakları” konuşuyoruz. Bu sizi sinirlendiriyor mu? Ne hissediyorsunuz?
- Kızgın? Hayır, bu beni kızdırmıyor. Bu, bezdirici ve talihsiz bir durum. Bazen depresif hissettiriyor ama aynı zamanda büyük girişimlerin de yapıldığı, bunların büyük hareketlere dönüştüğü bir dönemdeyiz.

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle