GeriMagazin Orc’lar ve Elf’ler aramızda!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Orc’lar ve Elf’ler aramızda!

Orc’lar  ve Elf’ler  aramızda!

Netflix’in yeni film projesi “Bright”, 22 Aralık’ta yayına giriyor. David Ayer’in yönettiği yapım, Will Smith, Joel Edgerton, Edgar Ramirez, Noomi Rapace gibi ünlü isimleri bir araya getirdi. Ekip, Los Angeles’ta Barbaros Tapan’a konuştu.

* “Bright”, 22 Aralık’ta Netflix’te seyirciyle buluşacak. Nedir konusu filminizin?
Will Smith: Konusu nedir... Gerçek hayatla fantastik olayların karışımı... Senaryoyu ilk okuduğumda bana tuhaf gelen bir hikayeydi. Filmi şöyle tasvir edebilirim; “Training Day” (İlk Gün) ile “Lord of the Rings”in (Yüzüklerin Efendisi) buluşması. Hikaye, günümüz Los Angeles’ında geçiyor. Orc’ları, Elf’leri, perileri bugünkü dünyamızda düşün. Hepimiz bir arada yaşamaya çalışıyoruz. Ben de nükleer silaha denk bir sihrin yanlış ellere geçmesini engellemek için çabalayan polisi oynuyorum.
Joel Edgerton: Film, evlerimizde izleyeceğimiz bir çeşit eğlence olsa da kendi hayatlarımızdan birçok durumla da bağlantı kuruyor...

* Mesela?
Joel Edgerton: Mesela hayatlarımıza başkalarını dahil etme, hariç tutma, yargılama, ırkçılık... Filmde alternatif varlıklarla yaşadığımız bir gerçekliği anlatıyoruz. Kendimizden olmayanlara karşı tutumumuz, onları hayatlarımıza kabul edip etmediğimizin farklı bir anlatımı...


WILL SMITH: “IRKÇI SİYAH ADAM” ROLÜNÜ PEK FAZLA GÖREMEZSİNİZ

* Filmi izlemedim, Netflix bu konuda biraz titiz davranıyor ama fragmanı izleyince bende büyük merak uyandırdı...
Edgar Ramirez: Çok fazla spoiler vermeden şunu ekleyeyim; film, farklılıklara karşı nasıl önyargılı olduğumuzu çok güzel anlatıyor. İnsanlar dışında başka varlıkların da yaşama hakkı varsa, onları hayatlarımıza dahil edip etmemek bizlere bağlı. İşte bu noktada filmin fantastik dokusunun içine farklı tabakalar da ekleniyor. Sosyal sorunlar, ayrımcılık, ırkçılık gibi birçok konuyu bu fantastik ama bir o kadar da gerçek senaryoda işliyoruz...
Will Smith: En garip rol bana geldi. Orc’lara karşı ırkçı ve ayrımcı davranan bir polisim. Siyah adamın ırkçı olduğu karakterleri pek fazla göremezsiniz. Sosyal konseptin diğer tarafına geçip yıllardır uğruna savaştığımız bu “kabullenememe” sorununu başkasına yaşatmak, benim için ilginç oldu.

Orc’lar  ve Elf’ler  aramızda

Will Smith - Joel Edgerton

JOEL EDGERTON:  SETTE HERKESTEN NEFRET EDİYORDUM

* Filmin türü bilimkurgu-fantastik ama hiçbir karakter bilgisayar ürünü değil. Doğru mu biliyorum?
David Ayer: Evet, hepsi gerçek.

* Yaratıkları bilgisayar yardımıyla canlandırmak çok kolay. Bu yol varken neden oyuncuları makyajlı oynatmayı tercih ettiniz?
David Ayer: Christopher Nelson, Oscar ödüllü bir makyaj sanatçısı. Joel’in makyajı için çok farklı denemeler yaptı. Bir heykeltıraş gibi onu Orc’a dönüştürdü. Joel, dünyada iyi şeyler yapmak isteyen, insanlar tarafından kabul edilip onlara yardım etmek isteyen bir varlık ama Orc olduğu için dışlanıyor. Joel’in muhteşem oyunculuğunun yanı sıra Chris’in makyajı da karakterin ruhunu çok güzel yansıttı.
Will Smith: Joel her sabah saat 04.00’te sete gelip makyaja giriyordu. Ben ise makyaj koltuğunda 10-15 dakika oturunca sızlanıyordum. (Gülüyor)
Joel Edgerton: Sette herkesten nefret ediyordum! Will gelip sadece bıyığını hafifçe boyatıyordu. Sonra benim makyajım hazır değilse, “Ne demek hazır değil? Şaka mı! Hadi çekmeye başlayalım” diyerek bütün muzipliğiyle ortalığı karıştırıyordu. (Gülüyor)


WILL SMITH: ÇOCUKLARIMIN SİNEMAYA GİTME ZORUNLULUĞU VAR

* Şimdiki jenerasyon, filmleri hem sinemada hem de Netflix gibi platformlarla evde izleyebiliyor. Sizin evlerinizde film izleme alışkanlıkları nasıl?
Will Smith: Benim 16, 19 ve 25 yaşlarında üç çocuğum var. Hepsinin izleme tarzları farklı ama bizim evin bazı sert kuralları var. Her cuma ve cumartesi sinemaya gitmek zorundalar. Sinemaya gitme alışkanlıklarını asla kaybetmeyecekler. Çocuklarıma anlattığım bir örnek var; televizyon şovum “Fresh Prince of Bel Air” yayınlanırken beni sokakta görenler “Will, Will” diye sesleniyordu. “Independence Day” (Kurtuluş Günü) çıktıktan sonraki ilk pazartesi beni sokakta görenler “Mr. Smith” dedi. Bence televizyon ve sinema, izleyiciye farklı şekillerde tesir ediyor...
Noomi Rapace: Ben eve arkadaşlarımı davet edip, filmleri onlarla birlikte büyük ekranda izlemeyi seviyorum.
Joel Edgerton: Ben Netflix’te bir yapıma daldım mı, kimse beni etrafta göremez. Bitirene kadar bırakamam.
Edgar Ramirez: Ben sadece arkadaşlarım gelince büyük ekranda izliyorum. Onun dışında bilgisayarımdan, gözümün içine sokarak izlemeyi seviyorum. O zaman hikayenin içine daha çok giriyorum.

Orc’lar  ve Elf’ler  aramızda

 

GiŞEDEN EMiN OLMAK iSTiYOR

* Netflix’e film çekerken daha özgür ve yaratıcı hissettiğinizi söylemişsiniz. Hollywood stüdyoları için film çekerken aynı rahatlığı hissetmiyor musunuz?
David Ayer: Film 90 milyon dolara mâl oldu. Stüdyoların iş modeliyle Netflix’inki çok farklı. Stüdyo bir filme 100 milyon harcıyorsa, gişeden emin olmak istiyor. Diğer taraftan Netflix abonelik sistemi üzerine kurulu. İzleyici kitlesine uygun gördükleri her projeyi her fiyata yaptırabiliyor. Stüdyoların risk yönetimi üzerimizde baskı yaratabiliyor, o yüzden Netflix’te çok rahat olduğumu belirttim.

* Christopher Nolan, Netflix’in film stratejisinin anlamsız olduğunu dile getirdi. Siz ne düşünüyorsunuz?
Will Smith: Nolan aşırı yetenekli bir yönetmen. Onun projelerinde oynamamı engelleyecek hiçbir yorum yapmam! (Gülüyor) Ama sorunu geçiştirmek de istemiyorum.
Bazı filmler sadece sinemada izlenir, Nolan’ın filmleri o yapımlardan. Ama bu yeni film yapma deneyiminin de piyasamızda geliştirici yönde bir etkisi oldu.


ULAŞILMAZLIK 
KAVRAMI TARiH OLDU

* 1986 yılında rap albümü yaparak kariyerinize başladınız. Hem müzikte hem de sinemada çok başarılı işler yaptınız. O günlerle bugünleri karşılaştırdığınızda, gözünüze çarpan en büyük fark nedir?
Will Smith: 31 yıl geçmiş... En büyük fark, artık Madonna, Micheal Jackson, Tom Cruise gibi yıldızların çıkmaması. Fanlar, yaptığımız işlerin içinde. Sosyal medya üzerinden her türlü yorumu yapabiliyorlar. Neredeyse en iyi arkadaşlarımız oldular. Onlarla sosyal medyada sosyalleşmeye başladık. Bence teknolojinin bu derece gelişmesinden dolayı yaşadığımız değişim, artık ulaşılmazlık kavramını bir kenara bıraktı...

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle