GeriMagazin Numan Acar... ‘Homeland’in teröristi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Numan Acar... ‘Homeland’in teröristi

Numan Acar... ‘Homeland’in teröristi
refid:27761584-spot ilişkili resim dosyası

“Homeland”in teröristi Haissam Haqqani’yi bir Türk’ün oynadığından çoğu kişi habersiz. Bu sezon ayrıca Fatih Akın’ın “The Cut” filminde Alpasan’ı, Jon Stewart’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan “Rosewater”da da Rahim’i canlandıran Numan Acar’la Berlin’de bir araya geldik.

* “Homeland”in hem aranılan adamı hem de gerçekten “aranılan” teröristisiniz. Nasıl katıldınız bu ekibe, o süreçten söz edebilir misiniz?
- Benden bir video istediler. Dizinin ikinci sezonundan bir sahneyi oynadım, gönderdim. İki hafta sonra beğendikleri haberi geldi. Bir an önce çekim tarihlerini belirlemek istiyorlardı. Rolümle ilgili pek bir bilgim yoktu ama dizinin seyircisi olarak çok heyecanlıydım. Normalde ikinci bir seçme yapılır, New York’ta yapımcılarla tanışma faslı olur falan ama bunlara bile gerek duymadılar. Çok netlerdi. Karakterin çizgisini bulmak için çalışma yaptığımda neden bu kadar net olduklarını anladım. İzlediğim belgesellerde Taliban tiplerinin genelde uzun saçlı sakallı olduğunu gördüm, yani sima bana epey yakındı (gülüyor). Sonra çekimler için apar topar Berlin’den Cape Town’a gittim.

* İnsan bir diziyi bu kadar seviyorsa setinde eli ayağı birbirine dolanır herhalde. İlk gün ne kadar profesyoneldiniz?
- Çekimden bir gün önce artık heyecandan patlama noktasına geldim. Bir an önce sete gitmem gerekiyordu, çünkü insanları ve sistemin nasıl işlediğini görmek istiyordum. Kalkıp gittim, yönetmen, yapımcılar, senaristler ve oyuncularla tanıştım. Bu da beni rahatlattı. Ertesi gün çekim başlayana kadar heyecanımı yenemedim ama klaket sesini duyunca rahatladım. Öncesinde acaba kalbimin sesini duyuyorlar mıdır diyordum (gülüyor).

* Karşımıza çıkan karakter gayet cool bir terörist. İngilizcesi de çok düzgün...
- Prime time’da yayınlanan bir dizi olduğu için İngilizcesi düzgün olmalıydı.

2014 BENİM SENEM OLDU

* Gelecek sezon var mısınız, ufak bir bilgi istesek?

- Ben de bilmiyorum ki... Sezon çekimleri bu hafta bitiyor ve senaryo ekibi de dizinin nereye gideceğini bilmiyor. Benim olup olmayacağımı bilmediklerini söylüyorlar, onlara inanıyorum. Çünkü bölüm senaryoları çekimden 5 gün önce geliyor. Hikaye seneye nereye gidecek, ne olacak, maalesef şimdilik kimse bilmiyor.

* “Homeland”in dışında da setlerde çok aktifsiniz. Fatih Akın’ın son filmi “The Cut”ta, Jon Stewart’ın ilk yönetmenlik deneyimi “Rosewater”da da yer aldınız. 2014 benim senem oldu diyor musunuz?
- Kesinlikle benim senem diyorum. Tümünün aynı seneye denk gelmesi tesadüf değil aslında; son üç yıldır çok sıkı çalışıyordum, emeklerimin karşılığını aldım. Almanya ve Türkiye’de zaten çalışıyordum ama uluslararası işlerde de olmak istiyordum artık. Bunun için İngilizce bir tanıtım film hazırlamam, İngiltere ve Amerika’da beni temsil eden bir ajansın olması gerekiyordu. Dolayısıyla bunların hepsini adım adım hayata geçirebildim.

* “Rosewater” seti nasıldı?

- Maalesef benim sahnelerim kesilmiş, bunu Jon Stewart söyledi. Film çok uzunmuş. 120 dakikadan fazla. Dolasıyla ne kadar varım ya da yokum henüz bilmiyorum. Jon Stewart’ın hiç ilk yönetmenlik deneyimi gibi değildi bu arada... Çok profesyoneldi, istediğini çok net bir şekilde ifade ediyordu. Hisleri çok sağlam... Bence çok başarılı bir iş çıkardı.

SIRADA BİR NOEL KOMEDİSİ VAR
* Bir dönem yürütücü yapımcılık da yapmıştınız. Ama anladığım kadarıyla şu an oyunculuk ağır basıyor...

- Evet ama yapımcılık da benim için çok önemli. Çünkü hikaye anlatmasını çok seviyorum. Yapımcılık işini öğrenmek için 2006 yılında ilk defa Reis Çelik’in “Mülteci” filminde yürütücü yapımcılık yaptım. Bu merak o sette başladı diyebilirim. Çok düşük bir bütçeyle, büyük bir kadroyu Kars, İstanbul, Kırklareli, Nürnberg ve Köln’e taşıyıp çekimler yaptık. O lojistiği yaratmak ve çekim mekanlarını ayarlamak bayağı büyük bir işti. Hatta delilikti (gülüyor)! Sonuçta filmi yaptık, bitirdik. Demek ki böyle bir işi profesyonel olarak da yapabilirim hissine kapıldım. Devamında her iki ülkeyi de iyi bildiğim için hem Almanya hem de Türkiye’den yürütücü yapımcılık işleri gelmeye başladı. O filmlerle yapımcı referanslarımı güçlendirdim. 2015 yılında da bir Türk-Alman ortak yapımı film çekeceğiz.

* Yapımcılık da yetmedi senaryo yazmaya başladınız.

- Bir yerden sonra film çekelim dedik, kendim bir şey yazayım istedim. Uzun zamandır anlatmak istediğim bir hikaye vardı.

* Nasıl bir hikaye?

- Bir kendini bulma hikayesi. Yazdım, çektim, yönettim, oynadım. 40 kişilik bir setimiz vardı, fazla paramız da yoktu. Buna rağmen Almanya’nın çok meşhur oyuncuları rol aldı. Berlin ve Frankfurt Film Haftası’nda da gösterildi. 2015’te de Almanya’da vizyona girecek.

* Sırada ne var?

- Bir Noel komedisine hazırlanıyorum. Hessen eyaletinin 2014 en iyi senaryo ödülünü kazanan hikayenin filmini çekeceğiz.

FATİH AKIN “THE CUT”LA KENDİNİ AŞTI
*“The Cut” filmi daha Türkiye’de gösterime girmeden tartışma yarattı. Filmin içinde olduğunuz için soruyu size sormak lazım, izlemeden yorum yapmak için erken mi?

- Kesinlikle izlenmesi lazım. İzlemeden eleştirmek bence yanlış. Kendi adıma konuşayım; filmi çok beğendim. Fatih Akın bu filmiyle kendini aştı. “The Cut”, görsel olarak son filmleriyle karşılaştırırsak çok başka bir dünya.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle