GeriMagazin Artık hayatımı iyice küçülttüm
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Artık hayatımı iyice küçülttüm

Artık hayatımı iyice küçülttüm
refid:27846665 ilişkili resim dosyası

Bütün kimliklerinden sıyrılmış, 26 yaşında ilk kez İstanbul’a gelen o genç kıza doğru yürüyen bir İclal Aydın var yeniden karşımızda. Hayatla yeni bir anlaşma imzalamış, getireceklerini kucak açmış bekliyor. Aydın, hayatındaki bu ilginç süreci Seninle dergisine anlattı.

Çekim bitmek üzere. Stüdyoya girdiğimde uzaktan, “Hoşgeldiiiiiiiin” diye sesleniyor. Gördüğüm kadın İclal mi, diye bir an tereddüte düşüyorum. Onu son gördüğümden bu yana o kadar zayıflamış ki, inanamıyorum. Son kareler çekiliyor. Uzaktan dikkatlice izliyorum. Zayıflamayla birlikte ona bir sakinlik, bir dinginlik, bir huzur gelmiş. Eskiden de öyleydi ama şimdi biraz daha farklı.
Fotoğraf çekimi bittiğinde ekibe teşekkür edip yanıma geliyor. Kızı Lal’i de getirmiş. Büyüyüp koca genç kız olmuş Lal. Kulaklık var kulağında, müzik dinliyor. Sabahtan beri o da annesiyle birlikte sette... Kahvelerimizden birer yudum alıp başlıyoruz konuşmaya. Bir röportaj gibi değil, iki arkadaş sohbeti bizimkisi...

8 KİLO VERDİM AMA BENDE 16 KİLO GİBİ DURDU

“Ne oldu sana böyle” diyorum, “Ne kadar zayıflamışsın?”
Hiçbir zaman çok kilolu bir kadın olmamıştı. Ama daha da zayıflayıp 34 bedene sığacak kadar incelmeyi düşündüğünü bilmiyordum. “8 kilo verdim ama bende efekti 16 kilo gibi oldu. 38 bedenken bile yuvarlak hatlı olduğumdan daha kilolu duruyordum” diyor sakin sakin.

“Zayıflarken kimse seni görmesin diye mi ortalarda yoktun?

“Bu aslında bende iki-üç yıldır adım adım başlayan bir arzuydu. Hayat boyunca hep bir arayışım, kendimi yenileyişim oldu. Hep daha iyisi adına... Mesleki olarak nereye yürüyebilirim, insan olarak daha ne yapabilirim diye bir süredir düşünüyordum. Ama şu üç sene! Farklı bir sorgulamaya girdim. Kendimi, hayatımı, işimi, hatalarımı, evliliklerimi, arkadaşlarımı, her şeyi... Ufak ufak başladım, bir yıl önce de köklü bir kararla keskinleşti” diyor.

Peki neydi bu vurucu darbe, kırılma noktası?
“Sen de biliyorsun ki birkaç farklı alanda iş yapıyorum. Basın, televizyon, edebiyat dünyası... Program yapıyorum, dizi çekiyorum, köşe yazarlığı var, kitap yazıyorum. İster istemez hepsinin arkasında durmam, zaman zaman yaptığım işleri ve kendimi savunmam gerekiyordu. Ama hiçbir grubun içinde olmadım ben... Ne edebiyat dünyasının içinde, ne medya dünyasının içindeydim. Herkesle barışık olma gayreti içindeydim, kimseyle kavga etmek istemiyordum. Ama çok yıprandım, çok yoruldum. Bir yıl önce durup kendime sordum, ‘Bu daha ne kadar gider? Bundan sonra ne yapmak istiyorsun sen?’ diye... Fark ettim ki, ben hayatı hep önden borçlanıyorum. Bunu değiştirmeye karar verdim. Yaşamımı belli bir standarta getirmişim. Sonra o standartı o seviyede tutabilmek için deliler gibi koşuşturup çalışmışım. Hep bir önden borçlanma hali yani...”

Ya sonra...
“Yaptım bir şeyler ben de. Önce hayatımı küçülttüm. Ufak şeylerle başladım. Şehir dışında bahçeli bir eve taşındım. Daha sağlıklı besleniyorum. Daha sağlıklı beslenmeye, örneğin kuruyemiş dışında paketlenmiş hiçbir şey yememeye gayret ediyorum, şeker tüketmiyorum, beyaz un tüketmiyorum. Kendiliğinden oldu tüm bunlar. Şimdi 34 bedenim” diyor. Elbette yalnızca bunlarla sınırlı olmadığını da hemen arkasına ekliyor. “Düşünce ve davranış üzerine bazı eğitimler alıyorum. Hayatımda fazlalık olduğunu düşündüğüm her şeyi attım.”

İNSAN HAYATTA ÜÇ KEZ DOĞARMIŞ


Peki hâlâ neden çok yıldızlı, geniş oyuncu kadrosunun olduğu bir dizide devam ediyor? Bu onu ne şekilde etkiliyor?
“İşimle ilişkimi tamamen kesip inzivaya çekilmedim. Hayatıma devam ediyorum. Ama belli bir mesafede. Yıldız paltosunu çıkardım, köşe yazmayı bıraktım, hayatımda ciddi düzenlemeler yaptım. Kısacası, hayatla yeni bir anlaşma yaptım. Ben bunu göze alıyorum, bakalım bana hayat neler verecek” diyor.
Anlatmaya devam ediyor İclal Aydın: “Değişimim sadece fiziksel değil. İşle, evimle, hayatımla değiştim. Benim lüksüm de bu oldu. Yerleşme, eskileri atma, kendini toparlama, zorunlu ilişkileri bırakma... İz ve işaretleri okuma şeklim değişti. Biliyor musun, insan üç kere doğarmış. İlki annesinden bir bebek olarak... Ardından 17-18 yaşlarında tercihleri belirlendiğinde... Yani ben bunu seviyorum, böyle bir rengi tercih ediyorum dediğinde. Son olarak 40’ından sonra da şansı varsa hatalarından doğarmış. Ben de herhalde 40 yaşıma kadar nasıl yaşamam gerektiğine dair bir tecrübe edindim. Şimdi yeniden doğdum.”

Peki neyi öğrenmiş, neyi yapmayacakmış, bilelim.... Aşk mesela? Bir erkeği artık nasıl sevecekmiş?
“Bir erkeği nasıl sevmemem gerekiyor, bir aşkı nasıl yaşamamam gerekiyor, iş dünyasında nasıl durmamam gerekiyor konusunda bir fikrim var galiba artık. Çünkü insanın yapabilecekleri hep değişir ve gelişir. Şu anki tecrübem nasıl olmaması gerektiğine dair. Çünkü asıl iyileşmesi gereken ruhumdu... İstanbul’a ilk gelen o kız, o İclal olmak istediğimi anladım. Hiçbir şeyim yok ama yapacağıma dair çok temel ve çok saf bir inancım var. İyi bir insan olmak istiyordum. Doğum günlerini unutmayan, insanların yüzlerindeki sevinçten beslenen bir genç kızdım ben buraya geldiğimde. Taksitle aldığım ilk yatağı hatırlıyorum. Ardından Çukurcuma’dan bir masa, Horhor’dan iki sandalye almıştım. Evime bakıp derdim ki, ‘Allah’ım İstanbul’un en zengin kızı benim’... Bir insan daha ne ister? İşte o sürekli mutluluğu ve saflığı başarıyla kaybettim. Yani beni başarı yoldan çıkardı.”

ZALİM ERKEKLERİ BİZ YARATIYORUZ

“Bir insan kendisinden hiçbir şey talep etmeyen birine zorla bir şeyler vererek kendisini sevdiremediği gibi aslında bir zalim de yaratıyor. Kadınların en çok yaptığı şey de bu. Zorla bir şey vermeye kalktığında karşısındaki bir bedel ödemeden bir şey alıyor (ki bu sevgilin de çocuğun da olabilir), onun için bir kıymeti olmuyor, dolayısıyla senin zalimin oluyor. Ondan sonra sen istediğin kadar sitem et. Kendi ellerinle yarattın o canavarı! Oysa bir canavar yaratmadan sevmek gerekiyor. Bunu biliyorum artık. Yeniden aşk... Olursa ne âlâ... Lal büyüdü şimdi. Dün onunla sohbet ediyoruz, bana, ‘Anne sen çok gençsin, keşke aşık olsan’ diyor. Bir kere hayata geliyoruz, onu çok iyi yaşamak ve değerlendirmek gerekiyor.

KADIN NASIL SEVİLMEK İSTİYORSA ÖYLE SEVİYOR

“Kadın nasıl sevilmek istiyorsa öyle seviyor, sorun orada zaten. Olmuyor öyle. Kimseyi değiştiremezsin. Bu yaz benim için zorlu bir sınav dönemiydi, enteresan şeyler yaşadım. Üç yıl önce bu yaz yaşadıklarımı yaşasaydım, atlatamazdım. Yine de ömrümün en güzel, en öğretici yazlarından biriydi bu. Kendime ‘vay be ne güzel geçti bu yaz’ dediğim bir yaz oldu her şeye rağmen... Bunun da sonuçlarını görüyorum şimdi. Çok mutluyum.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle