Mad Men'in setine girdik

Güncelleme Tarihi:

Mad Menin setine girdik
Oluşturulma Tarihi: Haziran 17, 2009 00:00

1960’lı yıllarda geçen ve reklamcılık dünyasını konu alan “Mad Men” dizisi, kısa sürede tüm dünyada yüksek izlenme oranlarına erişti.

Haberin Devamı

Ülkemizde e2 kanalında ekrana gelen Emmy ödüllü dizinin Los Angeles’taki setinde geçtiğimiz günlerde bir basın günü düzenlendi. Tüm dünyadan 45 basın mensubunun katıldığı organizasyonda Türkiye’den yalnızca Kelebek vardı. Başrol oyuncusu Jon Hamm, çok özel açıklamalarda bulundu.

1960’lı yıllarda altın çağını yaşayan reklamcılık dünyasını konu alan “Mad Men” dizisi, kısa sürede tüm dünyada yüksek izlenme oranlarına erişti. Ülkemizde e2 kanalında ekrana gelen Emmy ödüllü dizinin üçüncü sezonu, yeni yayın döneminde, Avrupa ile aynı anda yayına girecek. Los Angeles’taki dizi setinde geçtiğimiz günlerde bir basın turu düzenlendi. Tüm dünyadan 45 basın mensubunun katıldığı organizasyonda Türkiye’den yalnızca Kelebek vardı.

İzlemeyenler için kısaca anlatalım; “Mad Men”, kült dizi “Sopranos”un Emmy ödüllü yapımcı ve yazarı Matthew Weiner’ın imzasını taşıyor. Dizi, reklamcılığın altın çağında, 1960’lı yıllarda geçiyor ve piyasanın en iyisi Don Draper etrafında şekilleniyor. Sterling Cooper Reklam Ajansı’nda çalışan bu ‘altın çocuğun’ iş, kadınlar ve ev arasında geçen hayatı, her bölümde izleyiciye ayrı bir heyecan yaşatıyor.
“Mad Men”, Amerikan tarihi ve oradaki insan ilişkilerinin de başarılı bir özeti aslında. Bu başarı, Altın Küre ve Emmy dahil tam 20 ödülle taçlandırıldı. Dizi, ülkemizde e2 kanalında gösteriliyor. Yeni yayın döneminde üçüncü sezonuyla ekrana gelecek. Üstelik Avrupa ile aynı anda...
“Mad Men” için geçtiğimiz günlerde bir ‘basın günü’ düzenlendi. Tüm dünyadan 45 basın mensubu, dizi setini gezdi, oyuncularla görüştü. Türkiye’den ise yalnızca Kelebek oradaydı.

Los Angeles Center Studios’daki set için ‘tam bir sanat eseri’ desek yeri. Konu 60’lı yıllar olunca, kullanılan dekorlar, özenle seçilen tüm obje ve kıyafetler o yıllara götürüyor insanı. Özellikle de kadınların aksesuvarları... Öğrendiğimize göre, bu dikkat çekici aksesuvarların bir kısmı, bizzat yapımcı Matthew Weiner’ın annesine aitmiş. Ve küçük bir not: Her sahnede fosur fosur içilen o sigaralar aslında gerçek değil, tamamen bitkisel ve organik ürünlerden oluşuyormuş...
Basın gününün en renkli ve en çok dikkat çeken ismi, tabii ki karizması ve yakışıklılığıyla özellikle genç kadınları ekran başına kilitleyen başrol oyuncusu Jon Hamm’dı. Canlandırdığı Don Draper karakteriyle geçtiğimiz yıl En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre kazanan Hamm ile diziyi, rolünü ve üçüncü sezonu konuştuk.

Haberin Devamı

İnsanlar Don Draper’ı nasıl bu kadar kolay sevdi?
- Çünkü Don sürekli gizemli ve sonu belli olmayan kararlar alıyor. Toplumumuz maskulen, bilinmeyen, tahmin edilemeyen erkek konusunda oldukça ilgili.

Siz diziyi izlerken Don için neler düşünüyorsunuz?
- Bazen bütün o şeyleri nasıl yaptığını anlayamıyorum. Hayatında o kadar çok kadın var ki, kimi zaman “Bırak ve git” diyorum içimden. Kadınlar için zor olmasa gerek ama onun için karmaşık bir durum. Kimse ondan nefret edemiyor, sadece şaşırıyor. Hayatında çok fazla kızgınlık, çok fazla heyecan var. Bence onun hayatı eğlenceli. Don’un çok maskesi var.

Neden maskeler takma ihtiyacı duyuyor?
- Etrafındaki kızlar nedeniyle sürekli baskıda ve bu yüzden maskelerini takmayı seçiyor. Don’un hayatındaki tüm kadınların arasından sadece biri onun gerçek yüzünü biliyor. O da eşi. Ona karşı yalan söyleyemiyor. 

Peki Don sizce nasıl biri? İyi mi, kötü mü?
- Kimlik olarak da fiziksel olarak da her insan değişir. Don, karakter olarak başka birininkini evlat edinmiş gibi. Bir reklamcı ve kafası karışık biri olarak, toplumun kendisinden beklediklerini yapmaya çabalıyor. İyi bir aile babası, iyi bir yönetici olmaya çalışıyor ve bunu yaparken sık sık yalan söylüyor. Zamanla daha iyi bir insan olmaya çalışacak.

Haberin Devamı

ESKİDEN KADINA SAYGI VARDI

Onun yerinde olsaydınız, siz ne yapardınız?
- Bence hepimiz değişmeyi deneyebiliriz. Her ilişki ve hayat bir şekilde yürür. Eğer sadıksanız, soruların yanıtlarını bulursunuz.

Kendinizi Don Draper’ın dünyasında nasıl hissediyorsunuz?
- Ben orta batı duygusallığı ve saygı ile büyütüldüm. Başka türlüsü düşünülemez. Ben bu iki davranış arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Eskiden kadına saygı vardı. Don’un hayatındaki kadınlar ile yaptıklarından sonra, eşinin onu terk etmesi ya da aldatması kaçınılmazdı. O zamanlar her şeye rağmen karşınızdaki kadın birinin annesi, birinin eşi, birinin kızıydı. Şimdiki zamanda bile o zamanki saygı yok ve bu çok üzücü. 

Dizinin üçüncü sezonu hangi yıllarda geçecek?
- 1963 yılından devam edecek. Bu yıllar, ‘Baby Boom Generation’ denilen, Vietnam karşıtı, özgürlükçü, değerleri önemsemeyen, İkinci Dünya Savaşı çocuklarının yılları. 60’lı yıllarda birçok kültürel şok oldu. Medya teknolojileri de gelişti. Bugün gördüğümüz birçok görüntü o zaman oluşturulmuştu. Ve insanlar bunu evlerinde izlediler. Savaş gibi, bombalar gibi, Beatles gibi... Eğer şimdiki zamana bakarsanız, insanlar bilgiye kendileri ulaşıyor. O zamanlarda başkalaşım geçirmiş bilgiler vardı. Don da bu jenerasyon ve sonraki jenerasyon arasında reklamlarla bir köprü kurmaya çalışıyor. O dönemde gençliğe yol gösteren ve onu yönlendiren kişi olmayı seçiyor.

Haberin Devamı

HENÜZ JUSTIN TIMBERLAKE DEĞİLİM

“Mad Men’in senaryosunu ilk okuduğumda çok beğenmiş ve hemen kabul etmiştim. Şimdi Avrupa’da bile tanınıyorum. İnanılmaz bir ilgi var. Ama henüz Justin Timberlake değilim! Heyecan verici ya da korkutucu oldu. Daha önce rol aldığım ‘30 Rock’ dizisi için de aynı durum söz konusuydu. Bir gecede başarıya ulaştığınızda, insanlar sizi daha da pohpohluyor. Ben de elimden geldiğince insanlarla olumlu konuşmaya çalışıyorum.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!