GeriKelebek Kültürazzi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kültürazzi

Başbakan’ın geçen hafta yaptığı Arap çıkışı (açılımı da denebilir) doğal olarak yeni bir tartışma ve kutuplaşma zemini hazırladı benim güzel ve yalnız ülkeme. Gerçi yalnız değiliz artık, Arap kardeşlerimiz var arkamızda.

Mavi Marmara gemisine yapılan İsrail baskınından sonra yaşanan gelişmeler Türkiye’de bir eksen kayması tartışmasını da beraberinde getirdi ya, başbakan bunu dile getirenlere çok kızdı.

Ve şöyle bir azar-ayar-konuşma attırdı: “Bizim Arap ülkeleriyle, Arap dünyasıyla, Ortadoğu ile ilişkilerimiz ne zaman yakınlaşsa, başta o manşetler olmak üzere belli bir propaganda kampanyası başlatılıyor. Arap turistlere karşı basın yoluyla ırkçılık yapıldığı zamanlar oldu. Affedersiniz, bu ülkede köpeğine ‘Arap’ ismi takıp, ‘Arap, Arap, Arap’ diye çağıranlar oldu. Birinci Dünya Savaşı’ndaki lokal olaylar çarpıtılarak gündeme taşındı. ‘Araplar bizi arkadan vurdu.’ Dünyadaki her ülke oralara ihracat yapıyor ama Türkiye’ye gelince ‘Arap sermayesi, dinci sermaye...’ Biz bu kara propagandaya boyun eğmeyeceğiz. Sevsinler sizi, sizin ekseniniz kayıyor, biz tam eksendeyiz. Dere yatağında akıyor, su yolunu buldu.”

BEN BU SÖZLERİ HATIRLIYORUM

Konuşmayı dinlediğimde kurulan cümleler bana hayli tanıdık geldi öncelikle. Ben bu sözleri daha önce de duydum ve okudum diye düşündüm. Ama aynı tonda olmadığı ve farklı bir ağızdan çıktığı için belki bu kadar tepki çekmedi.

Başbabakan’ın edebiyatçılarla yaptığı açılım toplantısındaki konuşma metni de çok beğenilmişti ya, danışmanları kimdir, bu kimin kaleminden çıktı diye günlerce üzerinde konuşulmuştu.

O danışmanlar her kimse edebiyat dünyasını gerçekten yakın takip ediyor demek ki...
Köpeğe Arap ismi takılması mevzuunu söyleyen ve yazan kişi Ece Temelkuran’dı çünkü.  Büyük bir bölümü Beyrut’ta geçen ve Ortadoğu üzerine önemli sözler söyleyen ‘Muz Sesleri’ romanının yayınlanmasından sonra kendisiyle yapılan konuşmalarda gündeme getirmişti bu  durumu.

Konuşmaları okuyunca kendisi de hayli şaşırmış, Başbakan’ın aynı cümleleri art arda kurmasına. Araplar’a karşı bilinçaltına yerleşmiş, genlere işlemiş böylesi bir ırkçı söylem tespitinin ne kadar gerçeklere  dayandığı tartışılabilir.
Arap kelimesinin bir ırkın adı olmaktan çıkıp renk belirten sıfata dönüştüğünü gösteren o kadar çok örnek var ki karşımızda.
Fotoğrafın negatifine, fotoğrafın Arabı derken, kimin aklına ırkçılık yaptığı gelebilir ki...
Hadi Araplarla tarihten gelen bir sorunumuz var ve bilinçaltımıza yerleşmiş nefret tohumları orada farkında olmadan serpilmiş. Peki biz zenci derken Amerikalı Ku Klux Klan üyesiyle aynı tonda ve duyguda mı kullanıyoruz bu kelimeyi?
Bazen kavramların üzerine gitmek ve ayrımın altını çizmek daha çok ayrımcılık oluyor sanki?..

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle