GeriKelebek Kendimi çok erkeksi hissediyorum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendimi çok erkeksi hissediyorum

Kendimi çok erkeksi hissediyorum
refid:9401913 ilişkili resim dosyası

Star tv’de yayınlanacak ‘Maskeli Balo’ dizisinin başrol oyuncularından Burcu Kara, kendisini zorlayacak, farklı yönlerini keşfedecek bambaşka bir rolle ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Güzel oyuncu ile filmin setinde söyleştik. Hayatı, yapmak istediklerini, geçmişi ve geleceği konuştuk.

BURCU KARA FOTOĞRAFLARI

Yeni bir dizi için ne kadar ara verdiniz?        

TRT1’e Kadir İnanır ile birlikte ‘İpsiz Recep’i çektik. TRT’de olmak çok güzeldi. Dönem işi çok istiyordum. 26 bölüm çektik ve bitti.
Sonrasında bir süre ortada yoktunuz.   

Evet, arkadaşlarımın yanına Amerika’ya gitmiştim. 2.5 ay kaldım. Dinledim, yenilendim, öyle döndüm Türkiye’ye. Maskeli Balo, ağustostan beri içinde olduğum, duyduğum günden beri heyecanlandığım bir projeydi.

Nesi heyecanlandırdı sizi?          

Kızın duruşu en başta. Diğer projelerime göre daha hareketli bir proje. İçinde birçok sarmalı, merak uyandıran pek çok nokta var, akıcı. Senaryoyu okurken çok merak ettim bir sonraki bölümde ne olacak diye… Milletvekili Aytaç Arman’ın kızını oynuyorum; idealleri olan bir kız. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde okuyor, onun gelişiyle dizi başlıyor. Baba, kendi izinden gidecek olan birinin hayaliyle yaşıyor. Kızın ise farklı planları, arzuları var.

Gerçek yaşamda siyasetle ne kadar alakalısınız?

Aslında herkesin siyaset hakkında fikri olmalı. Yoksa ülkenin geleceğine haksızlık gibi geliyor bana. Ben her şeyi takip ediyorum, bilgim olsun diyorum. Siyaset, Türkiye’de çok zor. En azından benim için... Ama gazetede, kendi dünyamı, ruhumu yansıtabileceğim bir köşem olsun isterim. Yıllardır yaptığım televizyon programlarında da bunları çok yaptım, biriktirdim ve hâlâ da biriktiriyorum. Ağırladığım konuklar da bana çok şey kattı, okuduklarım, gördüklerim yaşadıklarım da. İktisat mezunusunuz aslında değil mi?
Evet.

Peki neden oyunculuk?

İktisatı isteyerek değil, okumak için okudum. Temel bir anabilim dalı okuyayım demiştim.

Kazanması kolay bir bölüm değil, okumak için okuduğunuz bölüm.

Kazanmayı bırakın, bitirmesi de çok zor. Ama para birimi, politika, yöneticilik gibi hayatta her alanda kullanılan bir dal olduğu için seçtim.


Oyunculuk aşkı üniversite yıllarında mı başladı?

Hayır, hep vardı. Çocukluğumdan beri istiyordum oyunculuğu. Ailemin de çocuklarının sanatçı oluşuna bakış açısı Türkiye’deki diğer aileler gibiydi. Şimdikiler daha farklı. Anne-babası eğitimli insanlar şimdi ellerinden tutup çocuklarını kendileri götürüyor eğitime, sırf oyuncu olsunlar diye. Ya da küçük yaşta bir enstrüman hediye edebiliyorlar. Her şey eğitimle alakalı yani. Benim annem-babam üniversite mezunu olmalarına karşın, sanıyorum ülke koşullarıyla ilgili böyle bir karar verip, konservatuvara
pek sıcak bakmamışlardı o zaman.

Daha önceki dizilerinizde genellikle çekingen, kırılgan, başına vur ekmeğini al cinsinden rollerde yer aldınız. Burada çok daha farklı bir karakteri canlandıracaksınız. Bu sizi zorluyor mu?

Biraz öyle başlıyor. Ama gördükleri, yaşadıkları, öğrendikleri, araştırdıkları ve başına gelenler onu çok başka bir insan haline getirecek. Ben de o değişimi, geçişi yaşamak istiyorum. Açıkçası hem Burcu olarak hem de rol olarak. Kendimi sınamak, zorlamak istiyorum. Beni farklılaştıracağı için bu rol heyecan veriyor.

Aslında siz de daha önceki canlandırdığınız roller gibi biraz munis, sessiz bir yapıya sahipsiniz.

Evet, sakin ve hassasımdır. Ama ben de Burcu olarak yaşım ilerledikçe ya da bazı şeyleri yaşayıp çıkarımlar yaptıkça -ki yapmalısın, yaşamın, başına gelen iyi ya da kötü olayların yoksa hiçbir manası olmaz- ben de değişiyorum. Dünde kalmak en büyük eksiklik, yanlışlıktır. Ben de değişiyorum, farklılaşıyorum, artık bazı şeylere “dur” diyebiliyorum. Bu rol de tabii bana çok şey katacak, beni biraz daha olgunlaştıracak.

Hayattaki kırılma noktanız neydi?

Aslında bu çok önce başlamış bir süreç. 4.5 yaşında okula gittiğim için 16 yaşında üniversiteye başladım. 13 yıldır aşağı yukarı tek başıma ayakta kalan, her işi kendi başına halleden, hem erkek hem kadın olan biriyim. Bazen arkadaşlarım bile “Çok erkek gibisin” diye dalga geçer.

Size bakınca erkeksi taraf hiç belli olmuyor, daha feminensiniz.

Kendimi çok erkeksi hissediyorum

Bazen olmaya çalışıyorum. Bazen kendimi çok erkeksi hissediyorum. ‘Bunu da mı ben yapacağım’ dediğim çok şey oluyor. Yalnız yaşayınca bunlardan kaçmak çok zor. Ama ben bu konuda handikaplı bir insanım. Çocukluğumdan beri hem buna isyan ederim hem de işime karışıldığı zaman sinirlenirim. Çünkü kendi düzenimi kurmuşum, başka biri elini sürdüğünde de batıyor. İnsan her şeyi en iyi kendisinin yaptığını düşünüyor.

Röportajın devamı Hafta Sonu dergisinin bu haftaki sayısında...

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle