GeriKelebek Kendime doğum günü hediyesi verdim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendime doğum günü hediyesi verdim

Kendime doğum günü hediyesi verdim

Aranjörler artık şarkıcıların yerini mi almaya başlıyor?
- Eğer bu dediğin doğru olsaydı şu anda stüdyomda albümünü yaptığım birçok isimle çalışmamam gerekirdi. Ayrıca üreten insanların kendileriyle ilgili de bir şeyler yapmak içlerinden geliyorsa bunu desteklemenin ne zararı var? Zaten yapılan işler görülüyor ve sonunda kararı halk veriyor.

Ozan Doğulu, Soner Sarıkabayı, Sinan Akçıl gibi isimlerin albüm yapması bu kararı almanızda etkili oldu mu?
- Uzun süredir çalıştığım şarkıcılarla özel bir proje yapmayı düşünüyordum. Ama işlerimden bir türlü vakit kalmıyordu. Geçen sene Ozan Doğulu’nun albümü çıktı ve başarılı olunca beni de motive etti.

Sizin albüm hikayeniz nasıl başladı?
- Deniz Erten’le farklı şarkılar yapıyorduk. Stüdyoda demoları ben okuyordum. Bir gün Deniz ‘Şık Şık’ şarkısının sözleriyle geldi, parçanın enteresan bir yanı vardı, bizi eğlendiriyordu. Birçok kişi şarkıyı dinledi hatta istedi ama içimden bu parçayı hep saklamak geldi. Bu arada başka albümlere düzenlemelerim devam ederken eşim Pervin “Hadi şarkıyı sen söyle” dedi. Mart ayında doğum günümde kendime bir hediye vermeye karar verdim ve şarkıyı söyledim.

Murat Dalkılıç ve Hepsi grubu projeye nasıl dahil oldu?
- Murat Dalkılıç’la önceki albümleri için çalışmıştık, arayınca heyecanla geldi. Şarkıyı çok beğendi. Sonra birini daha ekleyelim ama kim olabilir, diye düşünürken Hepsi grubunu aradık. Onlar da ertesi gün stüdyoya girdi ve şarkımız son halini aldı.

Kendinize verdiğiniz bu hediye hangi noktada albüme döndü?
- Açıkçası başka isimler için projeler yaparken kendim için bir şeyler üretmek hoşuma gitti. ‘Ne kadar zevkliymiş’ diye düşündüm... Baktık düetlerle iş daha da büyüyor, hadi video çekelim, bir yeni daha versiyon ekliyeyim, derken single oldu. Geçen sene Nazlı’yla söylediğim ve internetten yayınladığım ‘Forget’ isimli İngilizce şarkıyı da ekledim. Ve kendi şirketim Yazz Prodüksiyon’dan single’ı çıkarmaya karar verdim. Sadece TTnet’te kısa sürede 200 binin üzerinde dinlendi.

TAŞ ATMAYA VAKTİMİZ KALMIYOR

Siz de artık şarkıcı mısınız?

- Ben şarkıcılık mesleğine saygı duyuyorum ama şarkıcı olmak istemiyorum, şarkıcı da değilim. Eğer şarkıcı oldum, dersem de iyi şarkıcılara haksızlık etmiş olurum. Zaten daha çok vokal gibi pes tonlarda söylüyorum.

Sesinizi beğeniyor musunuz?
- Benim dışımdaki herkes beğeniyor. Aslında şarkı söyleyebiliyorum. Hatta kendine şarkıcı diyen pek çok isimden de iyi söylüyorum. Ama bu bir proje işi.

Diyelim tutmadı, devam edecek mi?
- Tabii. Ben satsın diye yapmıyorum. Zaten aranjmanlarını yaptığım işler iyi satıyor. Ocak ayında da albüm gelecek. Hem yerli hem yurtdışından isimlerle düetler olacak.

Peki albüm yapan bir aranjörün işi tutmazsa, sizinle çalışan şarkıcıların sayısında azalma olur mu?
- Profesyonel anlamda önceliğim yaptığım projeler. Her şarkıcının kendi çizgisi var ve onlara yakın işler yapıyoruz. Ayağı yere basan bir aranjörüm, hem yapımcıyı, hem sanatçıyı, hem de fanları düşünerek hareket ediyorum. Ama kendi işimde tamamen özgürüm. Bu yüzden ‘Şık Şık’taki gibi farklı şeyler yapacağım.

Şarkıcıların aksine aranjörler arasında rekabet yok mu? Her şey güllük gülistanlık mı?
- Mecburen öyle. Çünkü vaktimiz çok az, devamlı çalışıyoruz. Birbirimizin ne yaptığından bile sonradan haberimiz oluyor. Bu yüzden taş atmaya vaktimiz kalmıyor.

Ozan Çolakoğlu ve İskender Paydaş da farklı projeler hazırlıyormuş. Aranjörler sahnedeyken şarkıcılar çalışmak için kime gidecek?
- Ben sadece kendi albümlerimle ilerlemem. Düzenleme ve beste yapmaya devam edeceğim çünkü işimi çok seviyorum. Ama eğer dediğin gibi olursa arkadan gelen aranjörlere de şans verilmiş olur.

Şarkıların iyisini kendi albümünüze saklama durumu başlar mı?
- Güzel şarkı doğru kişinin elinde güzel olur, bu yüzden böyle bir şey mümkün değil.

Perde arkasında olduğunuz için sizi sadece isim olarak tanıyanlar görünce memnun kalacak mı?
- Eğer iyi sunarsanız memnun kalırlar. Ayrıca benim öyle bir iddiam da yok.

SAHTE İNSANLARI SİLİN
/images/100/0x0/55ea4476f018fbb8f874f6a9


‘Şık Şık’ içinde mesajı da olan bir şarkı. Hayatımızda rol yapan, sahte insanları silip hayatta nelerden zevk alıyorsak onlara bakmamız gerektiğini anlatıyor. Türkiye’nin sorunlarından yorulmuşları tatil havasına sokacak ve eğlendirecek. Hollanda’da yabancı bir radyo çalmaya başladı bile.

ARANJÖR ALBÜMLERİ PİYASAYI CANLANDIRIYOR

Şarkıya dahil olan Hepsi grubu, artık tek bir sesten bütün şarkıları dinlemek yerine düet tercih ettiklerini söylüyor: “Aranjörlerin yaptığı albümler de piyasayı canlandırıyor. Bizim gibi düet yapan insanlara da artı değer katıyor. Volga’yla Nükhet Duru’yla yaptığımız bir çalışma sırasında tanışmıştık. Murat Dalkılıç’la da hep bir şeyler yapmak isterdik. Volga yeniliklere çok açık, taze işlerden yana olan biri”. Murat Dalkılıç da projeye dahil olmasını şöyle anlatıyor: “Volga şarkıyı dinletmişti, çok beğenmiştim. Sonra ‘şarkıyı beraber söyleyelim mi’ dedi. Hepsi grubuyla bu projeyi yapmak en iyi fikirdi.”

ÇALIŞTIKLARININ SAYISINI HATIRLAMIYOR

Volga Tamöz’ün babası hem asker hem de profesyonel müzisyendi. 2.5 yaşındayken ilk kez babasını sahnede izledi ve büyülendi. Ardından evdeki org ve gitara merak sardı. İlkokulda özel müzik dersleri aldı. Ortaokulda İTÜ Çalgı Eğitimi bölümünü kazandı. Enstrümanı ney oldu. 13 yaşında üç farklı grupta müzik yapıyordu. Bu arada aynı okulun müzik kompozisyon bölümünden mezun oldu. Ardından Haliç Üniversitesi’nde müzik yüksek lisansı yaptı. Kerim Tekin, Ajda Pekkan, Mustafa Sandal, Emre Altuğ, Serdar Ortaç’ın da aralarında bulunduğu, sayısını hatırlamadığı kadar çok isimle çalıştı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle