GeriKelebek Kendi mezarımda dua ettim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendi mezarımda dua ettim

Kendi mezarımda dua ettim
refid:13248034 ilişkili resim dosyası

Ortodoks kayınvalidesi Toto Karaca’nın mezarına gömülmek isteyen İlkim Karaca bu isteğini gerçekleştirebilmek için vaftiz olup din değiştirdi. Aslında bu bir çeşit vasiyet. Rahmetli Cem Karaca, kendisi ölürse babasının, eşi ölürse annesinin mezarına gömülsün istiyordu. Hatta bir gün Toto Karaca’nın mezarında dua ederlerken, “İlkim, insanın kendi mezarının başında dua etmesi nasıl bir şey” diye sormuştu.

Alevi baba ile Sünni annenin ilk kızı, İlkim Hüsran Karaca... Mutluluğu üçüncü eşi, rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca’da buldu. Tarabya Oteli’nde Cem Vakfı’nın bir yemeğinde tanıştılar. Ünlü müzisyen ona bakarak “Oy lümüne” türküsünü söylemiş, ilk görüşte birbirlerine aşık olmuşlardı. 21 Aralık 2001’de evlendiler. En uzun gece diye Cem Karaca seçti o tarihi. Ayrıntı insanıydı rahmetli sanatçı. “Sen benim son kadınım olacaksın” demişti, öyle de oldu. Beş yıl önce kalp ve solunum yetmezliğine yenilerek aramızdan ayrıldı.

Öldüğünde babasının mezarına gömülmek istiyordu. Bir sohbet esnasında eşine “Ben babamın üzerine kapaklanacağım ama dört yapraklı yoncayı anamın üstüne kapaklanarak sen tamamlarsın” demişti. Hatta kayınvalidesinin 10’uncu ölüm yıldönümünde Şişli’deki Ermeni Mezarlığı’nda dua ederlerken Cem Karaca ona “İlkim, insanın kendi mezarının başında dua etmesi nasıl bir şey” diye sormuştu. Etraftakiler duyacak diye korkan İlkim Hanım ancak “Sonra konuşuruz” cevabını verebilmişti fısıldayarak. O gün, o ayinde susan o kadın şimdi “İnsanlar inançlarını gizli bir günah gibi değil, bir güneş gibi gerçeğin doğallığıyla yaşamalılar” diyerek anlatıyor:

KAYINVALİDEM İNANCINI YAŞAYAMAMIŞ: Kayınvalidemi hiç tanıyamadım. Onu ancak yazdığı mektuplardan, fotoğraf arkalarındaki notlarından ve Cem’in anlattıklarından biliyorum. Hıristiyan olduğu için İran Azerisi Bektaşi kayınpederimden baskı görmüş. Kayınpederim Cem doğduğunda “Bana bak Toto; bu evde ne Hıristiyanlık, ne de Ermenice duymak istiyorum. Oğlumuz huzuristanda, İstanbul Türçesiyle büyüyecek” demiş. Kayınvalidem de eşine duyduğu sevgiyle bunu kabullenmiş. Bu beni yaralamıştı. Cem, “Babama hem kızıyorum hem de beni koruduğuna inanıyorum ama anamın ne günahı vardı? O da bizim gibi göğsünü gere gere haçını takabilseydi, orucunu tutarken babam da ona saygı gösterseydi daha güzel olmaz mıydı” derdi. Ama Cem kendi yolunu kendi seçmişti. Kuran’ı, İncil’i, Hinduizmi okumuş ve Hz. Ali’nin yolundan gitmeye karar vermişti.

YONCAYI TAMAMLAYACAĞIM: Onunla kiliselere de gittik, Mevlana’ya da. Hıristiyanlık Cem’le hayatımızda hep vardı. Sohbetlerimizde, gezilerimizde. Cem Noel’lerde annesiyle birlikte kiliseye gidermiş. Kilise adabını annesinden öğrendiği kadarıyla o öğretti bana. Hıristiyanlığa ruhen hazırdım aslında. Kayınvalidem Toto Karaca’nın üzerinde dört yapraklı yoncayı tamamlamak isterim. Ama bunun için vasiyet etmek yetmiyor. Bu yüzden prosedürü de gerçekleştirdim. 6 ay kilisede eğitim aldım. Kayınvalidemden dolayı kendimi Ortodoks (Arakelagan) Ermeni cemaatine yakın hissettiğim ve Ermenileri sadık, sanatçı ve mazlum bir millet olarak gördüğüm için 2007’de Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’nde vaftiz edilerek Ermeni cemaatine kabul edildim. Eğer problem çıkar da Toto Karaca’nın üzerine gömülemezsem yeryüzünün herhangi bir yerindeki bir Ortodoks Ermeni mezarlığına gömülmek isterim.

BENAZİR BUTTO GİBİYDİM: Vaftiz töreninde yanımda Başepiskopos ve vaftiz babam vardı. Kendi ailemden kimse yoktu, kızım çalışıyordu, babam İstanbul dışındaydı. Uzun kollu, beyaz, uzun bir elbise giymiştim. Başımda da beyaz bir başörtü vardı. Benazir Butto’nun fotoğrafındaki gibi. Tören esnasında bir heyecan oldu tabii. Daha önce bir yetişkinin vaftiz törenini hiç görmemiştim. Sonunda kendimi çok huzurlu hissettim. Mum yaktım ve dua ettim. Hayatımda çok şey değişmedi aslında. Eskiden bilmediğim bir dilde Arapça dua ediyordum, şimdi yine bilmediğim bir dilde Ermenice dua ediyorum ama hâlâ bildiğim dilde, Türkçe düşünüyorum.

KIZIM KARŞI ÇIKMADI: Hem Hıristiyan hem Müslüman arkadaşlarımdan tepki gördüm. Kimi “Nereden çıktı şimdi” dedi. Bazı Hıristiyan arkadaşlarım sonradan Hıristiyan olunmayacağına, Hıristiyan doğulacağına inanıyorlar; onun için tepki gösterdiler. Sevindiği halde bunu dile getiremeyen, sadece bakışlarıyla ifade eden arkadaşlarım da oldu. İsmini değiştirmene garip bakmıyorlar da dinini değiştirmene garip bakıyorlar işte. Ailemden çok tepki görmedim. Babam yaşadıklarımı da bildiği için “Kızım senin hayatın, senin kararın” dedi. Kızım da karşı çıkmadı. Biraz annemin serzenişi oldu; inanamadı önce. İkna etmek zaman aldı.

BU RÖPORTAJI HRANT İLE YAPACAKTIM: Vaftiz olmadan önce Kudüs’e gitmiştim. O zaman hacı oldum. Kefenimi de oradan aldım. Kolsuz, yakasız, beyaz bir elbise. Sabah uçaktan indim, öğleden sonra Hrant (Dink) ile buluşacaktık. Kilisede eğitim aldığımı öğrendiğinde çok sevinmiş, “Su çatlağını buldu” demişti. Aslında bu röportajı onunla yapacaktım. Hem kayınvalidemle ilgili hatıraları, hem Cem ile ilişkilerini, hem de bu konuyu konuşacaktık; nasip olmadı. Çok değerli bir arkadaşımdı.

CEVİZ AĞACI DEĞİL SALKIM SÖĞÜT İSTEDİ

Cem başucuna ceviz ağacı dikilmesini istemedi. “Ceviz ağacı, ben besteleyip söylemişsem de Nazım’a aittir, ben salkım söğüt ağacı istiyorum. Anamın gözyaşları, yarimin saçları, babamın duaları gibi salkım söğüt ağacı essin başucumda” demişti. Diktim bu ağacı. Meğer çok su severmiş. Demek ki Cem çok sulansın, ziyareti çok olsun istedi diye kendi kendime gülmüyor değilim bazen. Öldükten sonra Cem’in Müslüman olmadığını söyleyenler çıktı. Cem’le ilgili bir kitap yazarsam, bu iddiasını sürdürenler için, sünnet fotoğrafını koyacağım. Son sözleri Allahüekber oldu. Salavat-ı Şerif’i tüm dinlerden büyük bir koro oluşturup söyletmeyi isterdi. Bir başka hayali de Şeyh Bedrettin destanının tamamını bestelemekti. Bir kısmını bestelemişti; diğer kısmını yeni plağa okumak istiyordu. Nasip olmadı, yarım kaldı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle