Kardiyologlar bitkisel ürünlere karşı düğmeye bastı

Güncelleme Tarihi:

Kardiyologlar bitkisel ürünlere karşı düğmeye bastı
Oluşturulma Tarihi: Mart 17, 2014 00:00

Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Aksoy, bitkisel ilaç ve gıda takviyelerinin halk sağlığını tehlikeye attığını belirterek, “Ortada yüz milyon dolarlarla ifade edilen nitelikli, organize bir dolandırıcılık suçu bulunuyor” dedi. Türk Kardiyoloji Derneği “Aldatıcı bitkisele kanma! Hayatını riske atma!” ve “Aldatıcı bitkisele hayır!” sloganlarıyla kampanya başlattı.

Haberin Devamı

Sağlık Bakanlığı’nın da desteklediği kampanya çerçevesinde, www.aldaticibitkisel.com web sitesiyle Facebook ve Twitter sayfaları açıldı. Hazırlanan kamu spotları televizyonlarda yayınlanıyor. Dernek ayrıca konuyla ilgili tüm yasal başvurularını, RTÜK, Reklam Kurulu, Sağlık Bakanlığı, Cumhuriyet Savcılığı’na yaptı ve yasal makamlar harekete geçti.

Bitkisel ilaç veya gıda takviyesi şeklinde pazarlanan pekçok ürünün tercih edilmesinin önemli nedenlerinden birinin de “bitkisel ürünler doğaldır, zararsızdır” yanlış algısı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aksoy, “Halbuki, yan etkilerinden çekindiğimiz pek çok ilaç bitkilerden elde ediliyor. Dolayısıyla bunlar da ilaçlar gibi yan etkiler gösterebilir. Halbuki bu ürünler tamamen bitkisel de değil. Bu nedenle bunları kullanırken de ilaçlarda gösterdiğimiz hassasiyeti göstermemiz lazım” dedi.

Haberin Devamı

BİTKİSEL ÜRÜNLERİN İÇİNDE DE KİMYASAL BULUNDU

Kardiyologlar bitkisel ürünlere karşı düğmeye bastı
Fabrikaya girmiş, bir takım fiziksel ve kimyasal işlemlerden geçmiş, onlarca katkı maddesi eklenmiş, şurup, tablet, kapsül veya draje haline getirilip şişeye konulmuş bir bitkisel ürünün artık “tamamen bitkisel” olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Aksoy, şunları söyledi:
“Yine bir kısım bitkisel ürünlerin içine etkili olduğunu göstermek için normal kimyasal ilaçlardan konuluyor. Örneğin cinsel performansı artırıcı bitkisel ürünlerde “sildenafil” türü ilaçlara rastlandı. Yine bazı bitkisel zayıflama haplarında “sibutramin” gibi kimyasal ilaçlar bulundu. Ayrıca bitkisel ürünlerin içine konan kimyasal ilaçların dozu normal ilaçlarda olduğu gibi belirli bir standartta olmadığı için zaman zaman ölümle sonuçlanan vakalara yol açmıştı. Yine unutmamak lazım ki bitkilerin kendileri de doğrudan toksik etki gösterebilir. Doğrudan toksik etkiye bağlı karaciğer, böbrek yetmezliği vakaları da bildirildi.”miştir.

İNSAN ÖMRÜNÜN UZAMASINDA İLAÇLARIN VE MODERN TEDAVİLERİN ROLÜ BÜYÜK

Haberin Devamı

Özellikle son yıllarda ilaçlar ve ilaç firmaları aleyhinde artan yayınlar ilaç sektörüne karşı toplumda bir güvensizlik oluşturdu. Buna karşılık toplumda bitkisel ve doğal ürünlere karşı da bir güven, inanç gelişti. Dolayısıyla insanlar yeterli çalışması olmayan, etkisi ve güvenliği bilinmeyen bitkisel ürünleri 15-20 yıl süren çalışmalar sonrası ortaya çıkan ilaçlara tercih eder hale geldi. Prof. Dr. Aksoy, “Aslında ortalama insan ömrünün, hala tamamen doğal şartlarda yaşayan bazı Afrika ve Avustralya topluluklarında 35-40 yıl iken modern toplumlarda 75-80 yıla ulaştığını göz önüne alırsak toplumdaki kanının pek de doğru olmadığını söyleyebiliriz. İnsan ömrünün bu kadar uzamasında ilaçların ve modern tedavi yöntemlerinin büyük önemi var” dedi.

Haberin Devamı

BİTKİSEL ÜRÜNLERLE GELEN KALP KRİZLERİ VAR

Bitkisel ürünleri ilaçlarla birlikte kullanmak ayrıca tehlikeli olabiliyor. Çünkü bunlar ilaçlarla etkileşime girebiliyor. Prof. Dr. Aksoy, “Bitkisel ürünler ilaçların etkisini artırıp veya azaltabilir. Örneğin kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda etkileşim sonucu ilacın kan sulandırıcı etkisinde artış ve buna bağlı beyin kanaması geçiren vakalar bildirildi” diyor.
Bitkisel ürünleri tercih edip, reçeteli ilaçlarını kullanmayı bırakan hastalarda ciddi sorunlarla karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Aksoy, “Gerçek ilaçların bırakılması neticesinde kalp krizi geçiren, şeker komasına giren, hatta hayatını kaybeden çok sayıda hastayla karşılaştık. Hastalar ilaçlarını bırakma dışında diğer tedavi yöntemlerini de terk edebiliyor. Örneğin olması gereken anjiyoyu, by-pass ameliyatını olmuyor. Bunun neticesinde yine kalp krizi geçirebiliyor, hayati tehlikeye maruz kalabiliyor” dedi.

Haberin Devamı

ALDATICI REKLAM TAKTİKLERİ ALDIRIYOR

Bitkisel ürünlerle ilgili yapılan aldatıcı reklamlar maalesef etkili oluyor. Her derde deva olarak satılan bu ürünler iki-üç bitkinin bir kapsül içine yerleştirilerek ilaç görünümünde pazarlanmasından ibaret. Aynı bitkisel ilacın kalp damarlarını açtığı, felci iyileştirdiği, görme bozukluklarını düzelttiği, MS, Parkinson, Alzheimer hastalıklarını iyileştirdiği, cinsel performansı artırdığı, kısırlığı ortadan kaldırdığı, safra kesesi taşlarını erittiği vs. iddia ediliyor. Reçeteli ilaçlara göre çok daha pahalı olan bitkisel ilaçlar alıcı bulmakta zorlanmıyor. Prof. Dr. Aksoy, “Üç kuruşluk maliyeti olan bu ürünler yüzlerce liralara satılıyor. Maddi durumu olmayıp kredi çekerek, borç bularak, ineğini satarak bu ürünleri alan çok sayıda hasta gördük. İnsanların bu rağbetinin en önemli nedeni bu ürünlerin pazarlamasında kullanılan aldatıcı reklam taktikleri. İlacın reklamının yapılması yasaktır. Buna karşılık bu ürünler hastalığı tamamen ortadan kaldıran, artık ilaca-ameliyata gerek bırakmayan “mucize tedaviler” şeklinde reklam edilİYPOR. Hastalık psikolojisi zafiyeti içinde olan hastalar bu pembe söylemlere kolayca kanıyor” diyor.

Haberin Devamı

ALDATICI REKLAMA HAPİS

Sağlık Bakanlığı Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu bitkisel ürünler üzerinde çok yoğun çalışmalar yaptı. Bizim de desteklediğimiz bu çalışmaların en önemli ocak 2014’te torba yasa içinde çıkan yasal bir düzenleme. Bu yasal düzenlemede iki önemli müeyyide var. Birincisi sağlık beyanı ile satışa sunulan her ürün artık Sağlık Bakanlığı onayını almak zorunda. İkincisi, aldatıcı reklamlarla bu ürünleri pazarlamanın cezası artırıldı. Yüksek miktarlarda para cezası ve 5 yıla varan hapis cezaları öngörüldü. Prof. Dr. Aksoy, “Bu cezaların çok caydırıcı olacağı kanaatindeyiz. Yine de en önemlisi bu konuda hepimizin uyanık olması. “Aldatıcı bitkisel ürün tanıtımlarına kanmayalım, hayatımızı riske atmayalım, doktorumuza danışalım” dedi.


Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!