GeriKelebek Kanat Atkaya: Kabakulak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kanat Atkaya: Kabakulak

JUDAS PRIESTAngel of Retribution (SONY BMG)JUDAS Priest, 35 yıl önce kurulmuş bir grup. 1980’lerin başlarında ‘Üç tane Heavy Metal topluluğu say bakalım afacan’ denildiğinde, Iron Maiden’la Judas Priest kafadan söylenirdi. Üçüncü topluluk ise isteğe bağlı olarak değişebilirdi. Ben herhalde o yıllarda Accept derdim... Neyse, zaman değişti, Heavy Metal Judas Priest’in bildiği ve uyguladığı anlamda geçerliğini kaybetti, 1990’ların başında solist Rob Halford ayrıldı, yeni solistle iki tane birbirinden berbat albüm yapıldı (Jugulator ve Demolition) ve bir dönemin dev grubu bütün krediyi tüketti. Tam ‘Kararında bıraksalardı keşke’ kontenjanından anılacak gruplar arasına girmek üzereyken Halford döndü, turneye çıktılar ve bu albümü yaptılar. Bu arada, nasıl bir albüm yapacakları kadar Rob Halford’un 1990’ların sonlarına doğru eşcinsel olduğunu açıklamış olmasının Judas Priest hayranlarını nasıl etkileyeceği de çok tartışıldı. Neticede albüm çıktı. Çift gitar konusunda önünde ceket iliklenecek örnekler vermiş olan K.K. Downing ve Glen Tipton hálá formda. Basçı Ian Hill’de de durum iyi. Albüme gelince... Heavy Metal zevkini 1980’lerde donduranlara, Judas Priest hayranlarına (Mesela Sin After Sin’i veya Sad Wings of Destiny’yi sevmiş olanlara) ve Lochness Canavarı’yla ilgili 13 dakikalık bir şarkı dinleyecek gücü kalmış olanlara iyi haber; çünkü albüm umduğum gibi çok kötü değil. ‘Hellrider’, ‘Worth Fighting For’ gibi iyi Judas Priest şarkıları var. Dediğim gibi, eski günlerin hatırına dinlenir...24Music From The TV Series (KENT/ EMI)İLK sezon Jack Bauer’ın peşinde helak olan 24 bağımlılarındandım. Sonraki sezonları benden daha hasta olanların Amazon’dan elleri titreyerek getirttikleri DVD’ler aracılığıyla takip ettim. Yeminimi halen bozmuş değilim. Soundtrack konusunda belli birkaç albüm dışında ilgisiz insanlardanım. Hele bir televizyon dizisinin müziklerini dinlemek aklımın ucundan bile geçmezdi. Fakat bir süredir ‘adam olacak, büyük adam olacak’ şeklinde anılan Sean Callery’nin 24 için yaptığı müziklerden derlenen albümü baştan sona dinlemeyi başardım. Sürekli dinleyebileceğim bir şey değil. Zaten hedef kitlesine dahil olduğumu da sanmıyorum. Ama 24’e kendini kaptırmış olanlar için kaçırılmaması gereken bir albüm. Onu da söyleyeyim yani...