GeriKelebek İyi ki doktor olmamışım!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İyi ki doktor olmamışım!

Sıra meslek seçmeye, daha doğrusu beni bir mesleğe götüreceğini ümit ettiğim bir fakülte seçmeye geldiğinde, çeyrek asır kadar önceydi, sözünü dinlediğim, tecrübesine güvendiğim bir abime danışmıştım. Beni ilgilendirebilecek, “potansiyel” meslek ve eğitim konularını bir bir gözden geçirdik.

Mesela...

Sonradan Jurassic Parc gibi filmlerle meşhur olacak, o tarihte Türkiye’nin tanımadığı Michael Crichton adlı bir yazarın Uzay Mikrobu diye tercüme edilen kitabından etkilenerek (o zaman genetik mühendisliği diye bir ilim bilim yoktu) mikrobiyoloji okumaya heves etmiştim mesela.

Hiç alakasız bir konuda, diplomasiye yönelmek için siyasal bilimler de söz konusu olabilirdi.

Sonra, mimarlığı düşünmüştüm bir ara. Kardeşimin (ve kız arkadaşımın) okuduğu DGSA’nın havası beni etkilemişti, ama mimari de, üç boyutlu ve kullanıma dönük bir eser yaratmak fikri de bana cazip geliyordu.

Bir de tıp. Zaten yabancı üniversitelere iki branşta başvurmuştum: Ekonomi ve tıp. Paris Marie Curie Tıp Fakültesi beni kabul bile etmişti.

“Aklına ve tecrübesine güvendiğim” abim kestirip attı:

SAKIN TIP OKUMA!

DOKTOR OLURSAN 40 YAŞINDAN ÖNCE PARA KAZANAMAZSIN...

*

Eee, 17-18 yaşındaki bir gence, “40 yaşından önce para kazanamazsın” dersen, akan sular durur. “O yaşa gelinceye kadar...” (40 yaş, çook ihtiyar!) para kazanamayacaksam eğer, çekiver kuyruğunu.

Halbuki İstanbul, ne İstanbul’u, Türkiye, hatta kâinat beni bekliyor, şu Serdar’a para kazandırmak için...

Doğrusu yurtdışında 13-14 senelik bir eğitimi yemedi gözüm, tıptan vazgeçtim. (Burada da düşünebilirdim tıbbı, ama edebiyat mezunlarının şansı çok azdı. Sonradan yanmadım desem yalan olur. Birinci tercihim olan DGSA Mimarlık’ı kazandım ve kaydımı yaptırdım ama, puanım aslında ufak tefek tıpları tutuyordu...)

Tıp okumadım, doktor olmadım, uzun ve dolamaçlı yıllardan geçerek, bugüne geldim.

*

Bu arada, “aklına ve tecrübesine güvendiğim” o abime, her fırsatta hayır dua (!) okudum!

Çünkü yaşım, “o çoook uzak, hiç gelmez zannettiğim” 40’ı çoktan geçti VE HÂLÂ PARA KAZANAMIYORDUM.

Eğer doktor olsaydım, en azından bu yaştan sonra para kazanabilirdim, diye...

*

Bu sabah, gazeteleri okurken abime ne kadar haksızlık ettiğimi idrak ettim.

Türkiye’de bir doktor, ortalama olarak, ayda 800 milyon alıyor, eline net 723 milyon geçiyormuş.

Vah canlarııım!

Sen 24-25 sene oku, hem de ne okuma, ondan sonra bir on sene de enterndi menterndi sürün... ondan sonra ayda, taş çatlasa, 2 ASGARİ ÜCRETLİ kadar para kazan!

*

Hürriyet gazetesinde “KİMİN NE KADAR HIRSIZ OLDUĞUNU” gösterir bir tablo yayımlandı.

Ortalama olarak...

Çünkü, elbette her doktor, her avukat, her konfeksiyoncu, her turizmci... (Öylesine seçtim bunları, yoksa listede 46 meslek kolu vardı. Ve muhtemelen, o da herkesten daha namuslu olduklarından değil, sistem öyle işlediğinden, noterler dışında 45 iş kolu da vergi kaçakçısı...) hırsız değil.

Ama bu rakamlara bakarsanız, 100 kişiden 99’u ... sağlam vergi kaçakçısı, belki 1’i temiz!

Ortalama bir müteahhit ayda ... 200 milyon liraya geçiniyor.

Bir fırıncı 290 milyona.

Bir otel sahibinin eline ayda ortalama 400 milyon bile geçmiyor.

46 meslek kolundan 26’sı ... asgarî ücretli kadar kazanmıyor!

*

Benim dilime doladığım bir laf var ya, TÜRKİYE’DE YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE EDEMEZSİNİZ, ÇÜNKÜ TÜRK MİLLETİ TOPLUCA YOLSUZDUR diye.

İşte rakamlarla ispatı.

(Her meslek dalında, biliyorum, alınteriyle parasını kazanan, vergisini son kuruşuna kadar ödeyen NAMUSLU insanlar var AMA MÜSTESNA. Onları ayrı tutuyorum ve önlerinde saygıyla eğiliyorum. Lafım onlara değil.)

*

Ve 40 yaşına girdiğimden beri “hayır dua” ettiğim “aklına ve tecrübesine güvendiğim” abimden özür diliyorum.

Allah korumuş!

Ya bir gazetede maaşlı işçi olacağıma, doktor, müteahhit, sanayici filan olsaymışım!

 

*

Not.1: Vergi kaçakçıları, Türkiye’nin geri kalmasına sebep oldukları, fakir hastanın ilacını, fakir çocuğun kitabını, emeklinin kefen parasını ÇALDIKLARI için birer adi hırsızdır. Enkaz altında ölen küçük çocuğun, doktor kuyruğunda ölen hamile kadının, maaş kuyruğunda ölen fukara dedenin ölümünden de (en az hırsız müteahhitler, bunlara yardım ve yataklık yapan devlet memurları kadar) sorumludurlar.

Not.2: Devletin veremediği bazı hizmetleri ben cebimden vererek (Eğitim yeterli değil, çocuğumu özel okula gönderiyorum, SSK yeterli değil özel sigortaya para verip, özel doktora gidiyorum... mesela) bu hizmetleri alıyor ve devletin yükünü hafifletiyorsam, bunları ADAM GİBİ ödediğim vergilerimden, kısmen, düşebilmeliyim, bu vergi kaçırmak için bir bahane olmamalı, ama bu farklı bir konu.

Not.3: Bu tepkiyi 24 saat geç verdim, sebebini biliyorsunuz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle