GeriKelebek İyi bir tasarımcı paradan anlamalı ben sanatçıyım kafam ticarete basmaz diye işin içinden sıyrılamaz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İyi bir tasarımcı paradan anlamalı ben sanatçıyım kafam ticarete basmaz diye işin içinden sıyrılamaz

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB), Dış Ticaret Müsteşarlığı, AB Genel Sekreterliği ve AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği desteğiyle açılan İTKİB Moda Enstitüsü’nün başına talih kuşu kondu. İyi bir tasarımcı paradan anlamalı ben sanatçıyım kafam ticarete basmaz diye işin içinden sıyrılamazİstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB), Dış Ticaret Müsteşarlığı, AB Genel Sekreterliği ve AB Komisyonu Türkiye Temsilciliği desteğiyle açılan İTKİB Moda Enstitüsü’nün başına talih kuşu kondu. Dünyanın en iyi moda okullarından biri sayılan London College of Fashion’ın (Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı Londra Moda Okulu) dekanı Ann Priest İstanbul’a geldi. Projeye göre 22 ayını İstanbul’da geçirerek Türkiye’ye özgü bir eğitim modeli yaratacak. Ann Priest geleceğin tasarımcısını şöyle tanımlıyor: ‘Tasarım kadar pazarlamayı da bilmeli. ‘Ben sanatçıyım kafam ticarete basmaz’ diyerek işin içinden sıyrılamaz. İyi bir tasarımcı pazardan da anlamalı. Moda endüstrisinin her alanı hakkında fikir sahibi olmalı.’ Böyle bir proje için ilk kez mi ülkenizden ayrılıyorsunuz? - Hayır. İtalya’daki moda-tasarım okulu Polimoda’nın kuruluşunda da görev aldım. Sri Lanka’da ve Pakistan’da halen yürüyen projelerim var. İTKİB Moda Enstitüsü’ne Londra’daki eğitim modelini bire bir uygulayacak mısınız? - Hayır. London College Of Fashion’ın dekanıyım diye Türkiye’ye İngiliz eğitim sistemini getireceğimi zannetmeyin. Biz Türkiye için en iyisini arıyoruz. Mart ayının başından itibaren tüm dünyada bu tip eğitim veren okulları dolaşacağım. İTKİB yönetim kuruluyla birlikte sonuçları değerlendireceğiz, belki de Türkiye’ye has yepyeni bir model yaratacağız. Biz Türk moda endüstrisi çalışanlarına yaratıcılığı öğretmek istiyoruz. Trend nasıl yaratılır sorusunun üzerine gideceğiz. Türkiye’deki eğitim sistemi bu amaç üzerine temellenecek. İTKİB Moda Enstitüsü’nden mezun tasarımcılar dizayn eğitimialırken terzilik de öğrenecekler mi?-Tabii ki mezunlar nasıl dikiş dikileceğini bilecekler. Ama bu demek değildir ki oturup terzilik yapacaklar. Kumaşı da tanıyacaklar ama gerektiği kadar. Teknik bilgi sahibi olmak günümüz moda eğitiminde ikinci plana mı itildi? - Siz bir hazır giyim tasarımcısı olacaksınız, muhakkak teknik bilgi sahibi olmanız gerekir. En azından hangi kumaşı nerede kullanacağınızı bilmelisiniz. Unutmayın, bugün dünyanın en iyi tasarımcılarından biri olarak gösterilen Alexander Mc Queen aslında bir terzidir. Benim çok yetenekli bir terzi olduğumu düşünün. Çok yaratıcı tasarımlara imza atıyorum ama tasarım eğitimim yok. Bu bir eksiklik midir? - Eksikliktir. Moda eğitimi almanız şarttır. Çünkü günün birinde tasarım bilgisine ihtiyacınız olacak. Düşündüğünüzü kendiniz çizmek isteyeceksiniz. Hiç eğitimi olmayan tasarımcılar tanıyorum. Çok yetenekli tasarımcılarla çalışıyorlar. Onlara muhtaçlar. Okuldan yeni mezun olan bir tasarımcıya aşağıdakilerden hangisini önerirsiniz? a) Bir markanın tasarım ekibine katıl. b) Ne pahasına olursa olsun kendi isminle marka ol. - İkisini de yapan var. Bazı insanlar girişimci oluyorlar, mezun olur olmaz kendi markalarını kuruyorlar. Ama bu çok zor. Ben profesyonel bir markanın adı altında çalışarak işe başlamanın daha iyi olduğunu düşünüyorum. Çünkü deneyim çok önemli. Yaratıcılık tabii ki önemli ama girişimcilik çok ayrı bir şey. Son aylarda özellikle Paris’te herkes Haute Couture’ün yok olup olmadığını tartışıyor. Siz ne düşünüyorsunuz? - Tüm dünyada Haute Couture’ün sadece 300 müşterisi var. Haute Couture nedir? Sanatçıların, tiyatrocuların ve sosyetenin giydiği hazır giyimin adı, Haute Couture’dür. Yok olabilir mi, sorusuna gelince. Günümüz Haute Couture markaları parfüm satışları sayesinde ayakta kalabiliyorlar. Ama bana kalırsa hiçbir zaman yok olamaz. Çünkü gösteri dünyası mensupları hiçbir zaman yok olamaz. Dünya döndükçe lüks var olacak. İTKİB Moda Enstitüsü’nde Haute Couture tasarımcıları da yetişecek mi?- Öncelikle endüstriye hazır giyim tasarımcısı yetiştireceğiz. Haute Couture öğrenmek isteyenleri de hazır giyime yönlendirmeye çalışacağız. Çünkü okuldan mezun olduklarında aç kalmalarını istemeyiz. Bugün Pakistan’daki Haute Couture tasarım okulundan mezun olanların büyük bir kısmı işsiz. Ortaokul ve lise çağında olup da tasarıma ilgi duyanlara nasıl tavsiyelerde bulunursunuz. Bilirsiniz onlar okul defterlerine sürekli kıyafetler çizerler. Çizmeye devam etsinler mi? - Çizim yapmak hiç önemli değil. Tasarımcının bir pırıltısı olması gerekiyor. Çizmek yaratmak değildir. Mesela farklı giyinen, stil sahibi olan insanların çok iyi tasarımcı olduğu zannedilir. Ben buna katılmıyorum. Bizim okulda da çok iyi giyinen insanlar var. Ama onlar sadece müşteri kitlesi. Geleceğin tasarımcısını nasıl tanımlıyorsunuz? - Tasarım kadar pazarlamayı da bilmeli. ‘Ben sanatçıyım kafam ticarete basmaz’ diyerek işin içinden sıyrılamaz. Paradan anlamazsanız kesinlikle başarılı olamazsınız. İyi bir tasarımcı pazardan da anlamalı. Fotoğraftan, stilden anlamalı. Moda endüstrisinin her alanı hakkında bir fikir sahibi olmalı.TÜRK MODA ENDÜSTRİSİ NASIL GELİŞİR? Çok zengin bir kültürünüz var. Kaliteye önem vererek kültürünüzü öne çıkartmalısınız. Diğer insanların sizin yaptığınızı fark etmesi gerekiyor. Bu kaliteyle olur. Birinin Made in Turkey etiketiyle aldığı bir ürün kalitesiz çıkarsa hiç kimse bir daha Made in Turkey etiketli ürün almaz. Tarihsel ve modern bir çizginin yaratılması gerekiyor. Türkiye’de üretilen ürünler şu anda en fazla Rusya’da beğeniliyor. Tekstilcilerinizin yüzde sekseni fason üretim yapıyor. Ama fason işi risklidir. Birileri sizden bir kademe daha iyi bir teknoloji kullandığında ya da sizden daha iyi fiyat verdiğinde iş anlaşmaları hemen elinizden kaçar. Piyasada katı bir rekabet var. Türkiye’de herkes endüstriye yakın çalışıyor. Evet bunu yapacaksınız ama aynı zamanda tasarımda fark da yaratacaksınız. Trend yaratan bir ülke olmalısınız. İstanbul tarihi bir şehir. New York gibi, Paris gibi uluslararası moda merkezlerinden biri olabilir. Heyecanlı fikirler lazım. İTKİB MODA TASARIM ENSTİTÜSÜ NASIL BİR OKUL? Klasik bir okul değil. Üniversite değil, moda enstitüsü... Sadece hazır giyim tasarımı eğitimi verilmeyecek. Modanın ilgilendiği ve ilgilendirdiği her türlü alanda hem mesleki hem teknik hem teorik hem de geleceğe dönük eğitim verilecek. İlla ortaokul ya da lise mezunları eğitilecek gibi bir şart da yok. Konuyla ilgili yeteneği olan, bilgisi olan, kendine bir dosya hazırlayıp jüriye sunabilecek herkese kapıları açık. İTKİB Moda Enstitüsü’nde hazır giyimle ilgili kreatif moda eğitimi de, saç tasarımı eğitimi de, moda fotoğrafçılığı eğitimi de alabilirsiniz. Enstitü bir tür atölye gibi işleyecek. Ve bu atölye tüm dünya vatandaşlarını ağırlayacak. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmayacak. Üniversitelerle de işbirliği yapmayı düşünmüyorlar. Eğitimde yıl sınırlaması yok. Sınıf geçmek yok. Birinci kademeden başlanacak diye bir şart da yok. Jüri takdir ederse öğrenci beşinci kademeden bile başlayabilir. İNGİLİZ MODASI: İngiltere’de moda eğitimi çok iyidir. Okullarından mezun olan tasarımcılar ve fotoğrafçılar dünya çapında isim yapar. Çünkü biz okullarımızda fark yaratmayı öğretiriz. İTALYAN MODASI: İtalya’da moda endüstrisinde hakimiyet babadan oğula geçer. Projeyi nasıl yönettiklerinden daha fazla kumaşın kalitesine önem verirler. İtalyan modası deyince aklıma şov geliyor. İşin şov kısmını çok iyi beceriyorlar. FRANSIZ MODASI: Fransa Haute Couture merkezi. Özellikle Paris’teki çalışma şartları çok iyi. Sırf bu yüzden moda endüstrisindeki herkes bir gün Fransa’da çalışmayı hayal ediyor. El işleri çok kıymetli.