GeriKelebek İstisnai olarak bir tüketici şikayeti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    7
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İstisnai olarak bir tüketici şikayeti

Biliyorsunuz, tüketici şikayetlerini Erkan Çelebi’ye yönlendiriyorum genelde, Tüketicinin Abisi odur! Ama bu sefer yazan yakın bir arkadaşım. “Sevgili Serdar, bu yazıyı bir yerde kullanabilir misin, kullanamaz mısın bilmiyorum, sinir olduğum iiçin sana bunu yazma gereği duydum, diyor” Tankut. Belli ki çok kızmış, onun için yazalım!

 

Önce niye tüketici şikayetlerini pasladığımı söyleyeyim:

 

Gerçi ben size bunu bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla izah etmiştim ama (Hani Timur’u etkilemek için Hoca müthiş bir otağ kurdurmuş da, kimsin diye soran Timur’a ‘Ben Tanrıyım’ demiş... Bilirsiniz, erotik bir fıkradır, tekrar anlattırıp utandırmayın şimdi beni...) aslında sebep açık: Tüketici şikayeti bir uzmanlık işi, mevzuatı bilmek, araştırmak, açıp şikayet edilen şirketle, kurumla, esnafla konuşmak gerek. Benim buna ne vaktim yeter, ne bilgim. Zaten bu işin Türkiye’deki ağa babası Erkan Çelebi de Hürriyet’te yazıyor... Dolayısıyla pas!

 

Şimdi gelelim istisnamıza ve arkadaşım Tankut’un mektubuna:

 

*

 

Sevgili Serdar,


5 Şubat 2005 günü saat 17.15’te İçerenköy Carrefoursa’daki Teknosa’da ne var ne yok babında dolaşıyorum. Gözüme kasanın yakınlarında bir yere üst üste yığılmış tansiyon ölçme aletleri çarpıyor. Fiyat uygun 89.00 YTL üstelik bilmem ne kartına da 12 taksit yapıyorlar. Aslında evde tansiyon hastası yok. Ama yine de her evde bulunması gereken bir alet. Ne olur ne olmaz eş dost gelir, konu komşuya gerekir. Saat 17.20’de cihazlardan birini alıp (Samsung SBM-200 TA) kasaya yaklaşıyorum. 17.22’de tansiyon ölçme aleti Teknosa logolu naylon torbanın içinde, parekende satış fişi ekimde mağazadan çıkıyorum. Teknosa’daki teknolojik mucize diye düşünüyorum. 2 dakikada her şey halloluyor.

 

Peki ya sonra? Üç ay boyunca alet bir çekmecede duruyor. Söylediğim gibi evde tansiyon hastası yok. Ama bir gün şeytan mı dürtüyor ne. aleti kurcalamak için çekmeceden çıkarıyorum. Bayağı fiyakalı meret. Dokunmatik denilen türden, hani şu ekranına dokununca çalışanlardan. Denemek için sol bileğime takıp, tarif edildiği üzere bilek ile kalbi aynı hizada tutup, ekrana dokunuyorum. Manşon şişmeye başlıyor, fakat o ne birden ekranda Err 3 yazısı beliriyor. “Mode” a basıp bir kez daha deniyorum olmuyor. Bir kez daha... bir kez daha... bir kez daha... tık yok. Kullanma kılavuzunu açıp “sorun çözümü” başlığına bakıyorum. Şunlar yazıyor:

 

Err 3 (hata sembolü), motor çalışırken şişirme uygun şekilde yapılamadı (Belirti), manşonun monitöre uygun şekilde bağlı olup olmadığını kontrol ediniz (çözüm).

 

Ee, güzel de ben ne yapabilirim. Her şey düzgün gözüküyor.

 

Ertesi gün kalkıp Teknosa İçerenköy Mağazası’na gidiyorum. Bir elimde cihaz, diğerinde satış fişi ve garanti belgesi. Önce muhatap bulamıyorum. Bütün satış elemanları son derece meşgul! Birini kolundan tutup durumu izah ediyorum. O da bir başkasını durdurup ona izah ediyor. Önce iki satış elemanı birbiriyle ağız dalaşına giriyor, “sen ilgilen, hayır sen ilgilen” diye. Müşteri önünde bir ağız dalaşı. Ardından söz düellosunu kaybeden satış elemanı elimdeki cihazı ve garanti belgesini alıp arka tarafta bir yere gidiyor. Bir iki dakika sonra geri dönüyor. “Biz bu cihazın tamiri için uğraşamayız. Satın aldığınız tarihin üzerinden 3 aydan fazla geçmiş, eğer bir ay içinde getirseydiniz, biz ilgilenirdik” diyor. Ben şaşkın bir halde adama bakıyorum. “Siz sattığınız malın arkasında durmaz mısınız, bu ne biçim satış anlayışı” gibisinden bir şeyler geveliyorum. Ama satış elemanı kararlı “Biz sadece satarız, arızalar bizi bağlamaz, size bir telefon numarası vereyim, ararsınız” diyor. Yine içeri gidiyor, bir-iki dakika sonra dönüyor ve bana bir telefon numarası veriyor. Ben muharebe kaybetmiş bir komutan gibi evin yolunu tutuyorum. Gidip verdiği numarayı arayacağım. Ve arıyorum da. Ama o ne karşıma bir güvenlik şirketinin santralı çıkıyor. Yanlış numara çevirmiş gibi utanarak telefonu kapatıyorum.

 

Gelelim neticeye. İşin ucunu bırakmaya niyetim yok elbette. Üstelik kazığı sonu -SA ile biten bir firmadan yemiş olmak daha da koyuyor bana.

 

Kullanım kılavuzunu karıştırırken, bir yerlerde ithalatçı firmanın telefonunu görüyorum. Ankara numarası. Hemen çeviriyorum. Karşıma çıkan santral memuresi beni birine bağlıyor. Adam çok nazik. “Allah Allah! Nasıl olur da Teknosa size yardımcı olamaz” diyor. Benden cihazı vereceği Ankara adresine yollamamı, tamir edilemezse yeni bir cihazı adresime yollayacaklarını söylüyor. Teşekkür edip kapatıyorum.

 

Şimdi Teknosa’dan insan bir daha bir şey satın almaya cesaret edebilir mi, bilmiyorum. Ama ben kolay kolay almam...

 

Tankut Gökçe


Yorumları Göster
Yorumları Gizle