GeriKelebek İddia ediyorum Türkiye'de benim kadar çocuğuyla ilgili baba yoktur
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İddia ediyorum Türkiye'de benim kadar çocuğuyla ilgili baba yoktur

İddia ediyorum Türkiye'de benim kadar çocuğuyla ilgili baba yoktur
refid:23556046 ilişkili resim dosyası

İsmi Savaş, 11 yıllık evli bir adam, 4 yaşında da bir oğlu var. Buraya kadar her şey sıradan. Ama dış görünümü ve yaşamı tam anlamıyla sıradışı. Çünkü makyajıyla, dekoltesiyle, saçıyla kadın görünümlü bir erkek o. Hele bunu bir de Gönen gibi küçük bir şehirde yapınca olay iyice sıradışı bir hal alıyor.

Balıkesir’e 75 kilometre mesafedeki Gönen’deyiz. Süheyla&Savaş, temiz ve modern bir kuaför salonu. Patron Süheyla Kılıç ve ekibi işin başında. Salon hiç boş kalmıyor. Müşteriler saç, manikür, pedikür derken büyük bir ihtimamla hizmet alıyor. Sıradışı olan kuafördeki ustalardan, daha doğrusu ortaklardan birinin durumu. Çünkü Savaş Kılıç (30) uzaktan da yakından da baktığınızda kadın gibi gözüküyor. Ama aslında o bir erkek. Hem de 11 yıldır evli ve 4 yaşında bir oğlu var.

Peki Savaş Kılıç nasıl oldu da kendi halinde bir Anadolu şehrinde bu kimliğiyle kabul gördü ve halen de mutlu bir hayat sürüyor? Bunun için biraz geçmişe gitmek lazım. Bulgaristan göçmeni, işçi babayla esnaf annenin tek çocuğuydu Savaş Kılıç. Biraz ana kuzusuydu, kendi ifadesiyle “anasının dizinin dibinden pek ayrılmayan tipte bir çocuktu”. Bu kadar değil, giyimi, kuşamı da biraz farklıydı. Sıradan giyinmezdi, gösterişi severdi. Annesinin konfeksiyon atölyesinde, kendine yakıştırdığı kıyafetleri bizzat dikerdi. Moda ve güzelliğe çok meraklıydı.
     
SESSİZ SEDASIZ KIYDILAR NİKÂHI    

Balıkesir Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü’nü kazanınca okul için Gönen’e geldi. Ama aklı fikri o iki merakındaydı. Şimdiki eşi Süheyla ile tanışmasına da bu merakın vesile olduğunu anlatıyor: “Şimdiki kadar olmasa da süslenmeye meraklıydım. 2001’de Gönen’e geldiğim henüz ilk ayda modern bir kadın kuaförü arıyordum. Esnafa sordum, Süheyla’nın yerini önerdiler. ‘Hiç yadırgamaz çok modern bir kadındır. Ne istersen yaptırabilirsin’ dediler. Gerçekten de beni inanılmaz pozitif karşıladı. Hemen arkadaş olduk, birbirimizi çok sevdik. Bir öğrenci evim vardı, o bana geldi, ben ona gittim...”

/images/100/0x0/55eabc4cf018fbb8f89361d8


Doğma büyüme Gönenli Süheyla, o zaman 33 yaşındaydı. Şehirde sevilip sayılan bir esnaftı, yıllarca çalışıp bir ev ve bir otomobil satın almış, kendince bir düzen kurmuştu. Ama güvenebileceği, sımsıkı dostluk kuracağı birini aramaktaydı. Hatta çevresindekilere “Ben öyle güzel bir koca bulacağım ki hepiniz çok şaşıracaksınız” diyordu. Savaş ile aralarındaki dostluk ilerledi. Dört yıl sonra bir yemekte Süheyla “Sana o kadar çok alıştım ki sensiz olmayacak” deyince Savaş da oracıkta evlenme teklifini yaptı. Bırakın dostları, ailelerine bile haber vermeden sessiz sedasız nikâh kıydılar. Savaş’a göre tamamen bir mantık evliliğiydi bu: “Eşime asla âşık olmadım. Zaten hiçbir zaman bir aşk evliliği yapmak istemedim. Aşkın sadece acı verdiğine inanıyorum. Ama Süheyla hep ‘Ben nikâh fotoğrafımızdaki sana âşık oldum’ der.”

Evlilik bir yana karı-koca kuaförde de birlikte çalışmaya başladı. Süheyla o güne kadar öğrendiği her şeyi Savaş’a aktardı, onun ustası oldu. Savaş da çok çalıştı doğrusu. Hele ilk beş yıl neredeyse haftanın yedi günü dükkândaydı. Bu şevkle ve işe yatkınlığıyla çabuk ilerledi. Birlikte işleri büyüttüler. Bu günlerde Bandırma’ya ikinci salonu açmak üzereler.

PEYNİRCİ AMCADAN HİÇ FARKI YOK

Savaş yıllar içinde daha frapan giyinse, makyajıyla ve uzun saçlarıyla dış görünümü bir kadına dönüşse de şehirde kendini kabul ettirdi. Arzuladığı yaşamı sürebilmek için özgürlüğünden bir gıdım bile fedakârlık etmedi: “Gönen’de 12. yılım. İnsanlar bana o kadar alıştı ki, yandaki peynirci amcadan, parktaki el işi satan teyzeden bir farkım yok. Yarın saçımı kısa kessem yadırgarlar. Zaten tam bir esnaf hayatı sürüyorum. Mesela bu akşam Gönen Belediye Başkanı ile yemek yiyeceğim. Çünkü Kuaförler Odası Denetim Kurulu Başkanı’yım bir yandan da. Çalışanlarım da bana ‘Savaş Abi’ der. Ama bu kokoş görüntümden de çok memnunum. Bu biraz yaptığım işle de alakalı. Kadınlara ‘Bakın bir erkeği bile ne kadar güzel bir kadına dönüştürdüm. Sana neler yapmam ki!” diyorum. Kendilerini bana daha kolay emanet ediyorlar. Gazinolarda çalışan şarkıcılar da müşterim, pavyonlarda çalışan konsomatris kızlar da... Onlar için dükkânın bir bölümünü butik yaptım. Pırıltılı şıkırtılı kıyafetler satıyorum.”

Bir metropolde değil de Gönen’de kabul görmesinde maddiyatın payının da bulunduğunu kabul ediyor: “Benim görüntümde olsa da farklı işler yapmak durumunda kalan çok sayıda kişi var. Onları gördükçe işime dört elle sarıldım hep. Tek çabam bu görüntüyle de olsa saygı duyulan biri olmak. Gönen’in insanı da her şeyin sadece görüntü olmadığını biliyor.”

Demir bu ortamda doğdu, bir bocalama yaşamıyor

Çocuk yapmaya nasıl karar verdiniz?

- Aslında hiç istemiyordum, Süheyla’nın da düşkünlüğü yoktu. Beş yıl önce bir gün kız kardeşim arayıp “Abi hamileyim” dedi. O kadar özendim ki “Hadi biz de yapalım” dedim. Süheyla 40’ındaydı ama doktor, yumurtalarının bu kadar sağlıklı olmasına şaşırdı. Zaten birinci ayda hamile kaldı.

Babalık sizi değiştirdi mi?

- Çocuk o kadar farklı bir şey ki oğlum Demir her şeyin önüne geçti. Telefonda bile “babacığım” dediği an içim eriyor. Hayatta yaptığım en güzel şey. Yemin ediyorum doktor Süheyla’ya “hamilesiniz” dediği an babaydım.

Demir 4 yaşında ama kadın görünümlü iki ebeveyni var. Bocalama yaşıyor mu?

/images/100/0x0/55eabc4cf018fbb8f89361da


- Sürekli pedagog takibi altındayız. Demir’in fazla etkilenmeyeceğini, bir dönem çok soru soracağını ama atlatacağını söylüyor. İki sihirli kelimem var: Sevgi ve samimiyet. Oğluma içimden gelenin peşinden gittiğimi anlatacağım. Hayatta tutku ve özgürlüklerin ne kadar önemli olduğunu açıklamaya çalışacağım. Beni anlayacağını düşünüyorum. Çünkü aramızda müthiş bir ilişki var. İddia ediyorum Türkiye’de benim kadar çocuğuyla ilgili bir baba yoktur. Oğlum gece baba diye uyanır. Evden çıkarken onu ağlatmamak için bir buçuk saat dil döktüğümü bilirim.

İleride size benzemek isterse ne olacak?

- Bu, genlerle ilgili. Bu hisle doğuluyor, sonradan olunmuyor. Demir şu anda çok maço bir çocuk. Pembe renkli bir eşya ya da giysi alamıyoruz, “O kız şeyi” diyor. Tabii nasıl yaşayacağını seçmekte hep özgür olacak.

Bize tepki gösterenleri Süheyla hep püskürttü

11 yıl hiç de kısa bir süre değil. Evlilikteki istikrarı neye borçlusunuz?

- Süheyla çok zeki ve çok güçlü bir kadın. Tepki gösterenleri hep geri püskürttü. “Böyle görünmek Savaş’ın tercihi. Ben kabul ediyorsam size söz söylemek düşmez” dedi. Ayrıca beni haftada bir gün özgür bırakıyor. Kendisi beş vakit namazında, asla içki içmez ama içmeme de karışmaz.

Bu 11 yılda hiç mi isyan etmedi, hiç mi “Şu saçı başı düzelt, erkek gibi görün” demedi?

- Hiç demedi çünkü beni çok iyi tanıyor. Hatta geçen gün Demir’in sünnetini konuştuk. “Ne giyersin?” dedi. “Çok güzel bir kot giyerim, üzerine de dar kesim bir gömlek... Saçımı da at kuyruğu yaparım” dedim. Hayatımızı karşılıklı bir özgürlük anlayışı üzerine kurduk.

Hâlâ aynı yatakta mı uyuyorsunuz?

- Tabii ki! Bu çok önemli. Elemanlarıma da hep “Öyle biriyle evlenin ki akşam ‘bu adamın yanına nasıl yatacağım’ demeyin” derim. Her gece aynı yatağa giriyoruz. Evlendiğim ilk günden beri Süheyla’nın göğsünde uyurum.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle