GeriHürriyet Pazar Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Modern dergiciliğin başmimarı o: Tina Brown. 26 yaşında başına geçtiği İngiliz Tatler dergisinde uyguladığı formül sayesinde, dünya medya devi Condé Nast’ın radarına takıldı; Vanity Fair, The New Yorker, Newsweek gibi dergilerin yayın yönetmenliğini üstlendi. Kurduğu haber sitesi ‘The Daily Beast’ ile dijital basının öncülerinden oldu. 2010’dan beri düzenlediği ‘Women in the World’ adlı panelle kadın haklarının önde gelen savunucularından. New York’ta 9’uncusu düzenlenen konferans öncesi Brown ile bir araya geldik, kadın hareketini ve gazeteciliğin geleceğini konuştuk.

*Bazı akademisyenler, kadınların başrolünde olduğu geniş çaplı bir sosyal hareketin, belki de bir devrimin tam ortasında olduğumuzu düşünüyor. Sizce?

- Gönülden katılıyorum bu görüşe. 2009’da ‘Women In The World’ platformunu kurduğumda aklımda tek bir fikir vardı: Dünyada sesi yeteri kadar duyulmayan kadınlara bir platform yaratmak. O dönem, Amerikan feminizmi derin bir uykudaydı. Üniversite kampüslerindeki bir-iki ‘kısık çığlık’la sınırlıydı. ‘Lüks kaçıyordu’ feminizm konuşmak... Çoğu kişi, “Nasıl olsa kadınların hakkını savunan başkaları var, bana ihtiyaç yok” mantığıyla seyirci kalmayı seçti. “Nasıl olsa Hillary kazanacak” ya da “Hillary’den hazetmiyorum. Bernie’ciyim (Sanders, Demokrat Parti aday adayıydı)” diye oy vermeyen yüzbinlerce kadın oldu. Her beklenmeyen seçim sonucundan sonra bir anda politikleşen toplumlar gibi, Trump kazandıktan sonra Amerika’da da her şey değişti tabii. Ülke tarihinin belki de gelmiş geçmiş en koyu muhafazakâr başkan yardımcısı Mike Pence’in “Kadın haklarını tartışıyoruz” tweet’iyle birlikte paylaştığı, aralarında tek bir kadının bile olmadığı, sadece yaşlı ve beyaz erkeklerden oluşan yetkililerin fotoğrafı, bir uyanışı tetikledi. Bazen bir fotoğrafa bakar her şey. Neredeyse ilk kadın başkanını seçmeye hazırlanan ülke, bir anda böyle bir ironik ve trajedik bir fotoğrafla karşılaştı, gerçeğe uyandı.

*Hillary Clinton, yakın arkadaşınız; bu sene de konferansın önemli katılımcılarından biriydi...

- Seçim kampanyasını yürüttüğü sene dışında neredeyse her sene konferansa katıldı, ilham verici konuşmalar yaptı. Bu kez, konuşmacı değil, moderatör olarak katılmasını istedik. Rusya’da ve Türkiye’de medya alanında yaşananlar Trump dönemiyle benzerlik gösteriyor. Bunu en iyi okuyan isimlerden biri de Hillary Clinton. Konferansta bunu da ele aldı. Türkiye’de ve Rusya’da hükümetin güç toplama taktiği ve iktidara yükseliş biçimi Trump’un burada yaptıklarıyla şaşırtıcı derecede aynı. Özellikle, toplumu polarize ediş biçimleri... Ancak Trump’a sistemin izin vereceğini düşünmüyorum. Elinde olsa çoktan yapmıştı. Medyaya karşı tutumu obsesif durumda.

*Sizce neden?

- Narsist yapısından gelen bir tahammülsüzlük var. Bunun bedelini en ağır ödeyen medya oluyor. Bir gazeteci hapse gider, tüm dünya kaybeder.

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Muhteşem bir manzara bu!

*Bu yıl, 8 Mart Kadınlar Günü kutlamaları, dünyanın dört bir yanında muazzam protesto yürüyüşlerine dönüştü. Bir örnek İstanbul’dan, Hürriyet Pazar’ın kapağında yer verdiğimiz İstiklal Caddesi yürüyüşünden...

- (11 Mart 2018 tarihli Hürriyet Pazar kapağını inceliyor) Muhteşem bir manzara bu! Bundan daha güzeli olabilir mi? Kapağınıza da bayıldım. Gurur verici... Bu görseli benimle de paylaşabilir misin? Konferanstaki açılış videomuzda kullanmak isterim.

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Manşetteki fotoğrafı Selçuk Şamiloğlu çekmişti.

*Tabii ki! Seve seve... Dediğiniz gibi kadınlar sesini yükseltmeye başladı. Şimdi ne olacak? Neyi, nasıl değiştirebilirler?

- ‘March For Our Lives’ (Hayatımız için Yürüyüş - silah karşıtı gösteri) gösterisine bakalım... Ne istedikleri çok net. Talepleri gerçekleşmeden geri adım atmamakta da kararlılar. ‘Kadınlar Yürüyüşü’ için aynı tespitte bulunmak zor. Örgütlenmeleri son derece profesyonel ve gurur verici. Fakat bunun bir ‘hareket’e’ dönüşmesi için herkesin tek bir ses, tek bir konunun değişmesi için çaba sarf etmesi lazım.

Tek başına hem çocuk hem kariyer yapılmaz

* Vanity Fair dergisinin başında geçirdiğiniz 10 seneyi anlattığınız ‘Vanity Fair Günlükleri’ kitabında en çok aile hayatınızla ilgili yazdıklarınız ilgimi çekti. Derginin başına getirildikten kısa bir süre sonra gazeteci eşiniz Harold Evans da işi gereği Amerika’ya, yanınıza geliyor ve siz bundan endişe duyuyorsunuz...

- Şu an dönüp baktığımda o satırları yazmış olmak tuhaf ve komik geliyor tabii. Ama o his de hayatımın bir parçası. Tabii ki endişelerim vardı onun da New York’a yanıma gelmesinden. Boşuna çıktı neyse ki. Harold, ‘geyşalığı’ kadına yakıştırmayan, güçlü kadınların olduğu bir aileden geliyor.  Ailede böyle görmüş, o yüzden başarılarımdan en ufak bir rahatsızlık duymadı. Hayatımdaki en büyük şansımdır.

* Oğlunuzun hastalığından kendinizi sorumlu tutmanız, kitabın belki de en sahici satırlarından...

- Her kadın çocuğunu en sağlıklı şekilde büyütmüş ve sevilmiş bir anne olmak ister. Kariyerinde en iyi noktada olmak da ister tabii, fakat çocuğun kalıcı bir hastalıktan muztaripse o büyük kariyerin ne önemi var ki? Ateşler içinde yanıyorsa tabii ki işi gücü bırakıp çocuğunuzun yanında olacaksınız...

* Toplantısı yüzünden hasta çocuğunun başında duramayan bir erkeğin nasıl bir baba olduğunu kimse sorgulamıyor ama…

- Sadece toplumun nasıl gördüğü değil mesele. Kadının kalbi dayanmaz çocuğunu o halde evde bırakmaya. O yüzden kadınlık zor, annelik zor. Çalışan bir anne olarak kendinize bir destek mekanizması kurmanız şart. Anneniz, kız kardeşiniz ya da yakın kadın dostlarınız… Ben şanslıydım, annemler New York’a taşınmıştı. Onlar olmadan annelik de kariyer de mümkün değildi.

‘Feminist erkek’ kadar kulağa seksi gelen bir şey yok

* Bu yeni feminizm hareketinde erkeğe nasıl bir rol düşüyor sizce? Hâlâ dünyada nasıl bir ayaklanmanın başladığından habersiz milyonlarca erkek var…

- Bu hareket bir cinsiyet ayrımcılığına dönüşmemeli. Gayet duyarlı, anlayışlı ve eşitçi milyonlarca erkek de var. Eşitliği savunan bir kocan varsa çık, bununla ilgili de bir pankart yap ve gururla paylaş. Yeni feminizm hareketi, sadece kadından ibaret değil. Erkeklerin de dahil olduğu, hatta yeri geldiğinde rol modeli olarak gösterildiği bir akım bu. İşte bu yüzden işyerinde eşitçiliğe önem veren işinsanlarını ve CEO’ları bu hareketin tam ortasında tutmalıyız. Bu konferanslara, yürüyüşlere erkeklerin de aktif olarak dahil olması herkesin yararına. Şu an ‘feminist erkek’ kadar kulağa seksi gelen bir şey yok. Modern kadının gözünde yeni cazibe unsuru güç, şöhret ya da para değil; eşitlik, nezaket ve centilmenlik.

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Facebook’un gazeteciliğe iki milyar dolar borcu var

* Gazeteciliğin geleceğinden endişe ediyor musunuz?

- Kesinlikle. Medyanın bu kadar büyük paralar kaybetmesinin tek sorumlusu Facebook’tur. Twitter ve diğerlerini de eklemeli tabii. Dünya üzerindeki her gazetecinin emeğini ve parasını çaldı. İnternet üzerindeki medya tüketiminden elde edilen gelirin tamamının üzerine kondu. Sadece Facebook’un gazeteciliğe en az iki milyar dolar borcu var. Uluslararası bir fon oluşturup bu parayı ihtiyaç duyan medya kuruluşlarına dağıtmalı ve acilen Facebook üzerinden okunan/izlenen haberlerden elde edilen gelirin ağırlıklı haberin kaynağına verileceği bir sisteme geçilmeli. Bu dönem gazeteciliğin, teknolojiyi de kullanarak altın çağını yaşadığı bir dönem olmalıydı ama...

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

Tina Brown’ın yarattığı kapaklar, her zaman sınırları zorladı ve gazetecilik açısından devrim yarattı.

Yeni feminizm hareketi sadece kadından ibaret değil

 Her kadının, dünyadaki diğer kadın hikayelerinden öğreneceği çok şey var. Baktın artık ülken kadın olarak senin hakların savunamayacak durumda, dünyanın başka köşelerindeki henüz tanımadığın kadın dostlarından destek al. Dünyadaki kadın organizasyonlara, gazetecilere, akademisyenlere ulaş. Dünya öyle bir dönemden ve değişimden geçiyor ki inanın yalnız değilsiniz. Merak etmeyin, kahraman olmak zorunda değilsiniz. Her kadın kahraman olacak değil. Kahramanlığa soyunmadan da sessizce destek alabilir, hayatını kolaylaştırabilirsin.

 

Belki de işime gelmedi, derini kazımadan Harvey’le çalıştım

Bir dönem, Harvey Weinstein’la beraber çalıştınız; birlikte 'Talks' dergisini kurdunuz. #MeToo davalarından sonra onunla yakından çalışmış birçok kişilere, ‘Biliyordu, çıkarları uğruna görmezden geldi’ şüphesiyle bakılmaya başlandı…
- Tek kelimeyle ve hiç çekinmeden onun korkunç bir domuz olduğunu söyleyebilirim. Bana tacizde bulunmaya asla cüret edemezdi. Medya patronuyum. Gazetecilerden ve onları bağlantılarından korkardı. Kaba ve adi herifin tekiydi. Yanında sürekli genç kızlar olurdu tabii. Fakat hiçbir kız ‘tacize uğramış ve yardıma muhtaç’ bir halde gözükmezdi. Kapalı kapılar ardında olanları nasıl bilebilirdim?
En büyük kariyer hatanız olarak yorumlanan dönemden nasıl bir ders çıkardınız kendinize?
- Birlikte yaptığımız işlerde ya da katıldığımız toplantılarda son derece profesyoneldi. O yüzüne kandım. Hakkında daha fazla araştırma yapmam gerekirdi.
Belki görmek istediğinizi gördünüz, inanmak istediğinize inandınız…
- İşime gelmedi belki de daha derinini kazımak. Hayatta yaptığım en büyük hata. Bunu göğsümü gere gere kabul ediyorum. Ancak hatanı kabul edip dile getirdiğinde hem kendine hem başkalarına bir fayda sağlayabilirsin.
Bu davaları biraz da güç zehirlenmesine bağlıyorsunuz. Kariyerinize dönüp baktığınızda zaman içinde elde ettiğiniz gücün sizi değiştirdiğine inanıyor musunuz?
- Gencecik lise öğrencilerinin silah karşıtı yürüyüşünde izlerken güç kelimesi üzerine daha çok düşündüm. Duruşları ve kelimeleri o kadar saf, taze ve gerçekti ki… Gerçek güç bu olmalı. İnsan, gençken o saf büyüyü, gücü hissediyor, zahmetsizce taşıyabiliyor. O yaşta olmanın güzelliğini hatırlattı o çocuklar bana. O yıllarda gözün daha kara. Sonra araya hayat giriyor. Elbette ideolojinle ters düşecek hatalar yapıyorsun. Harvey’le çalışmak, kariyerime sıçramış bir kan gibiydi mesela. Onu da olduğu gibi kabullenmen gerekiyor, zaferlerini sahiplendiğin gibi. Hayat riskin, başarının ve hatanın en büyüğünü deneyimlememi sağladı. Ve bunun için teşekkür etmekten başka yapabileceğim bir şey yok.
Artık gözü kara değil misiniz?
- Yaş aldıkça, hayal kırıklıkların ve hataların kar topu gibi büyüyor içinde. Her seferinde kendini daha fazla korumaya alman gerekiyor. Risk almak, doğru zamanda ve doğru yerde yaptığın sürece faydalı olabilir. Zamanında hayatıma mal olacak riskleri aldım zaten. Artık ‘Yapmalı mıyım’ diye değil, ‘Yapmak istiyor muyum’ diye bakıyorum. Talks dergisi kapandıktan yani kariyerimdeki en büyük başarısızlığı tattıktan sonra hafifledim. Başıma gelecek en kötü şey gelmiş, kariyerimde bulunabileceğim en iyi pozisyondan istifa edip bir ahmakla iş kurmuş ve büyük batmışım! Herkes kariyerinde en az bir kez sanki bir daha hiç toparlayamayacakmış gibi çuvallamalı. Anca o zaman kendini daha az ciddiye alabilir, eleştirilere daha sağduyulu yaklaşabilir ve bir sonraki işe “Bir deneyelim. Ne kaybedebiliriz ki?” rahatlığıyla girebilir. Birini işe alırken CV’sinde başarı değil, çuvallama ararım. “Başarılarını boşver. Şu an kadar neler batırdın, bana onları anlat” diye sorarım. Hayatındaki her şeyin şahane gittiğini söyleyen biri ya korkaktır ya da yalancı.

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle