Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...

Güncelleme Tarihi:

Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...
Oluşturulma Tarihi: Eylül 23, 2017 13:27

Müziğe ilgisi lisede başlamıştı ama dinlediklerinden daha iyisini yapamayacağını hissedince çalışmalarını dondurdu. Mühendislik kariyerine odaklandı. Hem şartlar tekrar oluşunca bıraktığı yerden devam edebilir, idealindeki grubu kurabilirdi. Nitekim öyle oldu. Mühendis Fehmi Nuhoğlu, ABD’ye taşındı, Franky adını alarak bir rock grubu kurdu. İşte bir tutkunun peşinde, macera dolu bir hayat...

Haberin Devamı

Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...

Boynundan fuları, elinden elektrogitarı düşmüyor… Vazgeçilmez aksesuvarları olan kovboy şapkasını ve güneş gözlüğünü o gün takmamış. Stüdyoda, grubun diğer üyeleriyle birlikte ‘Live Music Capital’ adlı şarkılarını söylüyorlar. “Down on the street,  don’t you hear? Sounds are coming from everywhere…”   

Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...

FEHMİ’DEN FRANK’E FRANK’TEN FRANKY’YE...

Onlar, ‘Franky and the Band.’ Bu, bir Türk’ün öncülüğünde kurulmuş, rock, country ve blues rock tarzında şarkılar yapan Amerika menşeili bir grup. O öncü, Fehmi Nuhoğlu, grubun sadece solisti değil, aynı zamanda söz yazarı, bestecisi, aranjörü ve yapımcısı.

Peki, bir elektrik-elektronik mühendisi ne oldu da Amerika’ya yerleşip üzerine bir de müzik grubu kurdu? Üstelik, Güneş Gazetesi Genel Müdürlüğü ve Hürriyet Holding Yönetim Kurulu Üyeliği dahi yapmış, sonrasında kendi zamanını kendi kontrol etmek isteyip dış ticaret üzerine iş kurmuşken…

Yıl 2008… Öğretim görevlisi eşi İrem Nuhoğlu, Austin’deki Texas Üniversitesi’nden teklif aldı. Fehmi Nuhoğlu, eşini Austin’e yerleştirmeye gittiğinde tüm dünya ekonomik krizle yaşıyordu. Baktı ki Austin’deki insanlar ekonominin gidişatıyla hiç alakalı olmayan bir dünya yaratmış ve içinde endişe olmayan bir yaşam sürüyorlar; “Tamam” dedi, “İşte sonunda başkalarının benim hayatım için karar veremeyecekleri bir yaşam tarzı.” Sonradan öğrendi ki, burası sadece Türk kültürüne değil, aynı zamanda Amerikan tarzına da uzak bir yer. İnsanlar düşündüklerini hemen uygulayabiliyor ve en önemlisi, diğerleri de buna saygı duyuyor, üstelik değişime açıklar. Nuhoğlu, İstanbul’daki fabrikasını tasfiye etmeye başladı. İki yılın sonunda da taşınma prosedürü bitti. O gün bugündür sadece dış ticaretle uğraşarak çok daha mutlu.

Yabancılar, Fehmi isminin telaffuzunda zorlandığı için, onu Frank ismiyle anmaya başladılar. Kimse de sormadı bu ismi beğeniyor musun diye. Bu isim, 2016 sonlarında, Nuhoğlu ve grubu albüm yapmaya karar verdiklerinde, PR şirketi tarafından Franky’ye çevrilecekti. “Böylesi daha sanatçı görünümü veriyormuş” diyor Nuhoğlu ve soruyor: “Doğru mu sizce?”

Haberin Devamı

Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...

Haberin Devamı

O yıl, Franky’nin müzikte profesyonel hayatının başlangıcı oldu. Lisede de müzikle ilgileniyordu, hatta daha önce başka rock grupları için şarkı sözü yazıp besteler yapıyordu. Ama o gruplarla Avrupa’da sahneye çıkarken tek bir kişi çıkıp da “Para vereyim” demedi. Hatta sahne almak için üstüne para verdikleri bile oldu. “Ama kimseye söylemedik” diyor, “Çakılmadı da galiba.”

Kendi grubu ‘Franky and The Band’i kurma zamanı geldiğinde, Fehmi Nuhoğlu, üşenmedi tüm ülkeyi gezdi. Kafasına en çok yatan müzisyenleri bulmak istiyordu: “Bir solo gitarcı lazım, ödüllü, meşhur biri olsun. Hem blues hem rock hem R&B çalsın. Efsane blues’cu, Buddy Guy, yıllardır aynı gitarcıyla, yani Ric Jaz’la çalar. Blues tarzında üç şarkım vardı, birine kendim bile hayrandım. Bir konserinden sonra Ric’e gidip şarkılarımın demoları verdim. Ertesi sabah bir telefon: ‘Hey man, bu şarkıları gerçekten sen mi yazdın?’

Aynı şarkıları dünyaca ünlü trompetçi Kenny Anderson’a da dinletmeyi başardım. Onun tepkisi de aynıydı: ‘Bu şarkıları sen mi yazdın?’ Kimse, benim bu besteleri yapabileceğime inanmıyordu. Kenny Anderson, daha sonra grubun müzikal direktörü oldu. Kim derdi ki bu yoğun çalışma ortamının, önceleri birbirimize söylenmeyle başlayıp, sonraları günde en az iki sefer kavga edip tekrar barışarak, bizi bu kadar yakın iki arkadaş yapacağını? Müzisyenler arasında o kadar adımız çıkmıştı ki kiralamak istediğimiz bir stüdyonun sahibi bize Kenny’le bağırarak kavga etmememiz koşulunu getirmişti.

Haberin Devamı

Türkiye’de demir çelik fabrikasından ABD’de sahnelere...

Basgitar için David Service ve davul için Malcom L. Banks de ekibe katıldı ama herhangi bir unvanı olmamama rağmen ben, onlardan daha havalı yürüyordum. İlk albümümüz ‘The Rock Opera’nın kayıtları Ekim 2016’da tamamlandı. Albümün kapağının dizaynıyla ilgili gecikmeler nedeniyle ancak 2017 Mart’ında piyasaya çıkarabildik.”

‘The Rock Opera’, dinleyicileriyle dijital platformlarda ve amazon.com sitesinde buluştu. Grup şimdi ikinci albümün kayıtları için stüdyoda… Nuhoğlu’nun hedefi, yeni CD’lerinin Türkiye’de rahatlıkla erişilebilir olması. Bu kez tarzları da rock bazlı pop olacak. Fehmi Nuhoğlu veya Franky… Bir yandan takım ceketli CEO hali, diğer yandan kovboy şapkası, gitarı... “Günümüz hayat tarzı sizi bir bukalemun gibi uyumlu olmaya itiyor” diyor, “İdeal hayat, bence hobinin işe değil de, işin hobiye dönüştürüldüğü hayat olsa gerek. Ya da benimki gibi dönüşken, duyguların yönlendirdiği bir hayat. Duygular bazen işinizi hobi gibi, bazen de hobinizi iş gibi görmenize neden oluyor.”

Dünya müziğinin en üst tabakasında dil, din, irk tartışması olmayacağını anlatıyor Nuhoğlu. Amerika’da bir Türk müzisyen olarak hiç yadırganmamış zaten. “Çünkü” diyor, “Sadece müziğinizin kalitesiyle değerlendiriliyorsunuz. Şahsiyetiniz ve sosyal konumunuz o ortamda geçerli değil. Sanatınız kadar değerlisiniz.”

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!