Hürriyet Pazar Haberleri

HÜRRİYET PAZAR

    Kıvanç Tatlıtuğ’un en baba hali

    Uğur Vardan uvardan@hurriyet.com.tr
    23.12.2017 - 10:23 | Son Güncelleme:

    Sinemadaki en etkili adımını ‘Kelebeğin Rüyası’yla atan Kıvanç Tatlıtuğ, uzun süren sessizliğini yeni filmi ‘Hadi Be Oğlum’la bozacak. Film, oğlunu annesiz büyütmek zorunda kalan genç bir babanın yaşadıklarını anlatıyor. Son sahne çekilirken film ekibiyle bir araya geldik.

    Yılmaz Erdoğan imzalı ‘Kelebeğin Rüyası’, seyircisini şuna ikna etmeyi başarmıştı: Kıvanç Tatlıtuğ, dizilerde olduğu kadar sinemada da önemli bir parıltıdır... Lakin bu genel kabul gören görüşü destekleyecek yeni bir adım kısa sürede atılmadı. ‘Kelebeğin Rüyası’ Şubat 2013’te vizyona girdiğine göre aradan neredeyse beş yıl geçmiş. Neyse, hasret bitiyor. Genç yıldız, 2018 başlarında vizyona girecek olan ‘Hadi Be Oğlum’da yeni ‘uzun metraj’ serüveniyle huzurlarınızda olacak.

    Geçen hafta filmin finali çekiliyordu ve bir grup gazeteci, yapımcı ekibin davetiyle, hem ‘Hadi Be Oğlum’un son noktasına şahit olmak hem de kadroda yer alan isimlerle bir yemekte söyleşmek üzere buluştuk. Son sahne, “İyi ki hâlâ ayakta” dediğimiz Beyoğlu’nun hayatını sürdürebilen kültür-sanat mekânlarından ‘Ses Tiyatrosu’nda çekiliyordu.

    ‘Hadi Be Oğlum’ daha çok reklam filmleriyle bilinen Bora Egemen’in ilk uzun metrajlı çalışması olacak. Kaş’ta başlayıp İstanbul’a taşınan bir öyküye sahip filmde, karısıyla ayrılığının ardından küçük oğlunu tek başına yetiştirmek zorunda kalan bir baba anlatılıyor. Yapımcı Fırat Parlak, yemek esnasında konuyu aktarınca, Kıvanç Tatlıtuğ’a bu yüzden çocuklarla ilişkisi soruldu. Filmdeki babanın oğlu, Efe karakterini canlandıran son derece sevimli, yaşına göre ağırbaşlı ve zekice cümleler kuran Alihan Türkdemir’le zaten anlaşmamak olmazdı ama Tatlıtuğ genel olarak çocuklarla arasının iyi olduğunu, onlarla kolay iletişim kurduğunu söyledi. Nitekim bu durumu Alihan’la olan içten diyaloglarda ve vücut dillerinde görmek mümkündü.

    Kıvanç Tatlıtuğ’un en baba hali

    Ancak Tatlıtuğ oynarsa...

    Ama asıl soru yeni bir film için neden bu kadar beklediğiydi. Tatlıtuğ uygun proje bulamadığını, diziler ve reklam filmleriyle zaten dolu bir programı olduğunu, bu filmin yönetmeni Bora Egemen’le son dönemlerdeki reklam filmlerinde birlikte çalıştığını belirtti. Yapımcı Parlak, bu noktada devreye girerek bu projenin uzun süre önce yazıldığını ama kafalarında ancak Tatlıtuğ oynarsa çekmek gibi bir fikir olduğunu belirtti.

    Ses Tiyatrosu’na girdiğimde ilk olarak mekânda eski dostum ve de Radikal Spor’dan eski yazarımız Feridun Düzağaç’ı fark ettim. Filme o nasıl katılmıştı peki? Bu meseleye de Tatlıtuğ açıklık getirdi: “Feridun Abi’yi çok severim, bütün şarkılarını da ezbere bilirim. Bizim yaratıcı ekip, bir karakter üzerinde problem olduğunu söyledi bana. O gece ‘Bu mesele nasıl halledilecek’ diye düşünürken aklıma Feridun Abi geldi.”

    Tatlıtuğ’la sinema üzerine de konuştuk elbette. En son ‘Yol Ayrımı’nı izlemiş, beğenmiş ve daha çok kişi tarafından seyredilmemesine üzülmüş. Kendisi bana hayatta en çok sevdiğim filmi sordu, ben de naçizane “Clint Eastwood’un ‘Unforgiven’ı” cevabını verdim.

    Galatasaray bu aralar üzüyor

    Öte yandan son sahnenin çekimi öncesinde hatıra fotoğrafı çekerken, hele de yanımızda Feridun Düzağaç varken, futbol konuşmamak olmazdı. “Bu aralar futbolla aran nasıl?” soruma bir Galatasaraylı olarak “Mesafeli, daha doğrusu üzgünüm. Malum, bizim takımın durumu...” cevabını verdi Tatlıtuğ. Tabii bu konuşma Terim’in dönüşünden önceydi!

    Toplam 12 haftada tamamlanan filmin final sahnesinde bir konsere şahit olduk. İtalyan görüntü yönetmeni Stefano Morcaldo’nun titiz çalışmasına da... Sonuç? Kâğıt üzerinde her şey iyi görünüyor, işin peliküle yansımış hali için de ‘Pek yakında’ demek gerekiyor sanırım...

    Kıvanç Tatlıtuğ’un en baba hali

    Türkiye’nin Juliette Binoche’u

    Geçenlerde sosyal medyada son filmi ‘İçimdeki Güneş’ üzerinden Juliette Binoche’a ilişkin bir şeyler karalayınca, bir arkadaş tweet’imin altına onun fotoğrafını eklemişti. O zaman farkına vardım Büşra Develi’nin ‘Türkiye’nin Juliette Binoche’u’ olduğunun. Fotoğraf çekimi sırasında laflarken bu olayı aktardım kendisine. Fransız oyuncuyu çok beğendiğini söyledi, ben de naçizane son dönemlerdeki en iyi filminin ‘Clouds of Sils Maria’ olduğunu ve mutlaka seyretmesini tavsiye ettim. ‘Fi’ dizisinin Bilge’si olan Develi en son ‘Ayla’da ana karakter Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin karısını canlandırmıştı. Bu filmdeki rolüne ilişkin de “Rolüm süre bakımından az ama bu ekibin, böylesi bir yapımın parçası olmaktan büyük mutluluk duydum” diyor.

    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı