GeriHürriyet Pazar Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Akademisyen eşimin araştırma izni nedeniyle, bu yılın altı ayını Kaliforniya’da geçirdik. İkinci altı ayımız içinse Japonya’nın Sapporo şehrindeyiz. Japonlarla hem benzer hem de farklı yönlerimiz var. Ama asıl önemlisi, dünyaya Batı perspektifi dışında, başka bir pencereden bakmak insanı çok tazeliyor.

Bir akademisyenle evli olmanın güzel yanlarından biri, altı yılda bir gelen ‘sabbatical’ (üniversite öğretim üyelerine verilen araştırma veya seyahat izni). 2017-18 döneminde, Burçin (Ünlü) bir yıl boyunca yurtdışında araştırma yapmak isteyince, oğlumuz Kaya’yla peşine takıldık. Kaliforniya’dan sonra, şimdi Japonya’nın Sapporo şehrinde devam eden, ‘hayatımızın en hareketli yılı’ böylece başlamış oldu.

İki buçuk ay önce geldiğimiz şehir, bizi en görkemli şekilde karşıladı. Kente adım attığımız 1 Şubat, aynı zamanda 69. Uluslararası Sapporo Kar Festivali’nin de başlangıç günüydü. Yine Japonya’daki Aomori’den sonra yılda 4.8 metreyle dünyanın en çok kar alan ikinci şehrinde bu festivali yapmayıp ne yapacaksınız!

Sapporo, Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido Adası’nda, ülkenin beşinci büyük şehri. Birbirini kesen düzenli caddeleri, merkezdeki yüksek binaları, sonsuz alışveriş fırsatları, her köşe başında restoranları, bar ve kafeleriyle bir parça New York’u andırıyor.

Aslında burası genel olarak Japonya’dan çok Amerika’ya benziyor. Zaten tüm seyahat kitapları, Hokkaido’nun doğası ve görece genç nüfusuyla ülkenin genelinden farklı olduğunu yazıyor.

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Burada japonlardan önce ainu’lar yaşamış
Sapporo’da bu Kuzeyli kültürün unutulmaması için çaba büyük. 2020’de açılacak Ainu Müzesi için geri sayım başlamış.

Eşya çaldırmak, kaybetmek yok!

Şehir öyle güvenli ki 2 milyon nüfusa rağmen çocuklar yedi-sekiz yaşından itibaren okula metroyla kendileri gidip geliyor. Cüzdanınızın çantanızdan çekilmesi, alışverişte kazıklanmak, gece sokakta rahatsız edilmek pek vaki değil.

Metroda eldiveninizi mi düşürdünüz? Ertesi gün çok büyük ihtimalle kayıp eşya bürosunda bulursunuz. Bisikletinizi sokakta kilitlemeden bırakıp iki saat yok mu oldunuz? Merak etmeyin, dönüşte aynı yerden alırsınız. İkisine de bizzat şahit oldum.

Bugün de bir kafede küpemin tekini düşürdüm. Başka yerde olsa bulmayı hayal bile edemem ama inanıyorum, düşünceli bir Japon onu kayıp eşya bürosuna götürecek!

Burçin, Stanford’la ortak projeler yürüten Hokkaido Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdürüyor. Kaya, şehrin İngilizce öğretim yapan tek okulu Hokkaido International School’da beşinci sınıfın ikinci dönemini okuyor. Ben de ilk günden beri büyük hevesle Sapporo’yu ve Japon kültürünü keşfediyorum. “Göründüğü kadar zor değil” diyenlerin teşvikiyle başladığım Japonca derslerine devam ediyorum. ‘Çiçek nasıl tasarlanır, kimono nasıl giyilir, origami nasıl katlanır’ diye uzayıp giden atölyeler arasında koşturup duruyorum. Geçenlerde ‘Japon Süpermarketinde Alışveriş’ başlıklı bir tura bile katıldım! Çoğu, kâr amacı gütmeyen kuruluşların gönüllü eğitmenlerle yürüttüğü kurslar.

Yeni iş, yeni okul, yeni ev, yabancı bir dil, bambaşka bir alfabe, kısa süre önceye kadar eksi derecelerde seyreden hava... Yeni hayatımıza sandığımızdan çok daha kolay adapte olduysak bunda aslan payı, son derece yardımsever ve sabırlı Japonların. İngilizce bilen az olmasına rağmen sıkıntınızı anlamak, sorununuzu çözmek için her daim güleryüzle yardıma hazırlar.

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Alışveriş merkezinde huzur olabiliyor
Akarenga Terrace, sık gittiğim bir mekân. Bu fotoğrafı çekmesem çantamın ve bilgisayarımın durduğu şu köşede ben de olacaktım!

Burada her yere terlikle giriliyor

“Japonya hiçbir yere benzemez, başka bir gezegen” diyenlerin aksine, benim gözüme farklardan çok ortak noktalar takılıyor, benzerliklerimizi daha çok önemsiyorum. Burada da eve girerken ayakkabılar çıkarılıyor, terlikler giyiliyor. Sadece eve mi? Okullara, bazı işyerlerine, hatta mağazalardaki soyunma kabinlerine terlikle giriliyor.

Onlar da bizim gibi, misafiri el üstünde tutuyor. Onlar da çayı çok seviyor ama yeşil olması kaydıyla... Genç Japon kadınların iş ve toplum yaşamında rol almak konusundaki isteklerinde artış olsa da, asıl olarak evin düzeni ve çocuk yetiştirmedeki birincil sorumluluğun kadında olduğu görüş ve uygulaması bize benziyor.

Farklılıklar da var elbette... İşlerinde çok titizler. Garson sipariş alırken, postane memuru adres yazarken, kasiyer hesap yaparken mutlaka teyitle ilerliyor. Bir Japona işini emanet et ve unut! Evlilik öncesi flört, cinsellik doğal karşılanıyor, ayıplanmıyor.

Bir de çöp meselesi var ki geldiğimiz günlerde bizi bayağı meşgul etti. Japonya’da evdeki çöpü ayrıştırmak ve atmak karmaşık bir problem. Sekiz sınıfa ayrılan çöpleri, marketten parayla aldığınız farklı tip poşetlere koyup haftanın belirli günlerinde atabiliyorsunuz. Mesela kâğıt çöplere ayda iki kere sıra geliyor.

Sokaklarda da çöp kutusu yok. İlk günlerde sistemi çözene kadar birkaç gün çöp atamamıştık. Evin bir köşesinde bir çöp tepeciği oluşunca çıkan manzaraya bakıp kendimizi cesetten kurtulmaya çalışan katiller gibi hissetmiştik!

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

iyi yolculuklar, ‘dantelli taksi’ye hoş geldiniz!
Japonya’da taksiler beyaz dantelle döşeniyor ve arka kapılar şoför tarafından düğmeyle otomatik açılıp kapanıyor.

Arkadaşlar her zaman iyidir

Bir kere rutinin dışına çıktınız mı, attığınız çöpün bile bir hikâyesi olabiliyor. Ama asıl hikâyeler yine insanlarda.

Mesela buradaki ilk arkadaşım Takako. Yedi yaşındaki oğlu Kei ile Kaya aynı okula gidiyor. Çamaşır makinesinin elde yıkama programı hangisi, Japonca ödevimi doğru yapmış mıyım, Japonlar gerçekten düşen birine (daha da utanmasın diye) yardım etmiyor mu... Hep ona soruyorum.

Gerçi son sorunun yanıtını karda kayıp düştüğümde bizzat aldım. Benim kadar feryat ederseniz birileri yardıma geliyor ama Japonlar millet olarak sıkıntılı dönemlerini, acılarını, utançlarını tek başlarına yaşamayı tercih ediyor.

Sonra Koreli eğitim danışmanı Chung var. O da bizim gibi sabbatical iznindeki akademisyen kocasına eşlik ediyor. İlgi alanlarımız benzediği için şehirdeki çeşitli aktiviteleri birlikte kovalıyoruz.

Dört kişilik ailesiyle bir yıllık dünya seyahatine çıkıp ilk durak olarak burayı seçmiş Amerikalı Hilary var. Haftada bir buluşup İngilizce/Japonca pratik yaptığımız üniversiteli Takahide var. Bir tesadüfle tanışıp sayesinde Türk Japon Dostluk Derneği’nin yemeğine katıldığımız polis arkadaşımız Futoshi var...

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Herkesin ucuzcusu kendine göre...
Türkiye’de 1 milyoncu, Amerika’da 99 cent’çi varsa Japonya’da da 100 yenci var... Hele bizim gibi geçici bir ev kuruyorsanız ideal.

‘Tuhaf’ın yerini ‘farklı’ alıyor

Seyahatler, hele de bizimki gibi uzun süreli olursa, yalnızca yeni yerler görmek için değil, yeni insanlar tanımak için de bulunmaz fırsat. Her yeni insan, hayatın binbir türlü yaşanabileceğini gösteriyor. ‘Tuhaf’ diye düşündüğünüz şeyler yerini ‘farklı’ya bırakıyor.

Dünyaya Batı perspektifi dışında bir pencereden bakmak da insanı tazeliyor. Sonra Japonlar Türkiye’yi tanıyor, Türkleri seviyor. Bu pek alışık olduğumuz bir duygu değil! Ülkesiyle gurur duyabilmek insanın hoşuna gidiyor.

Bu yıl hayatımın en güzel dönemlerinden birini yaşadım, yaşıyorum. Belki de işim gücüm yaşamak olduğu için...

Yine de, 2000 yılından itibaren belli sürelerde yurtdışında yaşamış biri olarak, bugün geldiğim noktayı net olarak biliyorum: Bu yolculukları asıl güzel yapan, eninde sonunda gelebileceğiniz bir vatanınız olduğunu bilmek.

Japonlar Türkiye’yi tanıyor, Türkleri seviyor. Bu pek alışık olduğumuz bir duygu değil! Ülkesiyle gurur duyabilmek insanın hoşuna gidiyor. Bu yolculukları asıl güzel yapan da eninde sonunda gelebileceğiniz bir vatanınız olduğunu bilmek.

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Japonya’dan çok Amerika’ya benziyor
Sapporo, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikalılar tarafından yeniden kurulmuş. Zaten şehir, ilk bakışta Japonya’dan çok Amerika’yı andırıyor.

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Okul servisi de neymiş!
Sapporo o kadar güvenli bir şehir ki çocukların çoğu yedi-sekiz yaşından itibaren okula metroyla tek başlarına gidip geliyor.

Japonya’nın Sapporo kentinde hayata kısa bir ara

Meşhur bira fabrikası
Sapporo’nun adını taşıyan bira markası, şehrin kendisinden çok daha ünlü. Eski bira fabrikası şimdi müze olarak hizmet veriyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle