Buz pistinin ‘altın kuğu’su

Güncelleme Tarihi:

Buz pistinin ‘altın kuğu’su
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 28, 2023 07:00

Uluslararası Buz Pateni Federasyonu’nun Almanya’nın Oberstdorf kentinde 15-20 Mayıs’ta düzenlediği Uluslararası Yetişkin Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda Naz Arıcı 5’inci kez dünya şampiyonu oldu. Sporcumuzla başarılarını konuştuk: “Ben Türk kadınıyım ve muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcut. Şampiyon olacağımı bilerek çıkıyorum yarışmalara.”

Haberin Devamı

Hayatının en kötü dönemlerinden birinde hobi olarak başlıyor bu spora. 29 yaşındayken trafik kazasında çok yakın bir arkadaşını kaybediyor ve ağır depresyona giriyor. Ardından buz pateniyle yolu kesişiyor. İlk şampiyonluğunu, katıldığı ilk yarışmada alıyor. Bugün 40 yaşında olan Naz Arıcı aslında elektrik elektronik mühendisliği okumuş. Spora olan sevgisi ve azmi sayesinde Uluslararası Yetişkin Artistik Buz Pateni Şampiyonası’nda, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda 5’inci kez dünya şampiyonu olmanın mutluluğunu yaşıyor. O artık pistin altın kuğusu…

Şampiyonluğu Türk kadınına armağan ettiniz. O anları nasıl tarif edersiniz?

2015 yılında katıldığım ilk yarışmada, ilk şampiyonluğumu aldım. Ben bir Türk kadınıyım ve muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcut. ‘Benim Ata’m her şeyi yoktan var etmiş, ben niye yapamayayım’ diye düşündüm. O hırsla yola çıkınca içinizde bir dev uyanıyor sanki. Şampiyon olacağımı bilerek giriyorum yarışmalara. Tarif edilemez bir mutluluk.

Haberin Devamı

Elektrik elektronik mühendisisiniz. Bu sporla yolunuz nasıl kesişti?

Kendi işimi 10 yıl yaptım. Birlikte ikiz gibi büyüdüğüm, çok yakın bir arkadaşımı trafik kazasında kaybedince büyük depresyona girdim. ‘Naz bir gün onun yanına gideceksin, hayat böyle geçmiyor’ dedim. Kendime bir hobi listesi yaptım. Ama içimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Sonra bir buz pateni pistine gittim, tribünlere oturdum. ‘Bunu istiyorum. Müthiş bir şey olsa gerek’ dedim.

Bu spora 29 yaşında başlamışsınız.Buzda kaymanın neden olabileceği sakatlıklardan çekinmediniz mi? Sonrasında işinizi bırakmaya nasıl karar verdiniz?

Hayır, çok fazla korku yoktu içimde. Ama ilk yarışmaya katıldığım dönemde bile mühendisliğe devam ediyordum. Bir şekilde para kazanmam gerekiyordu ama harcayacak zamanım da enerjim de olmuyordu. ‘Böyle hayat mı olur’ dedim ve ilk şampiyonluğu aldıktan sonra işi bıraktım.

Zorlu rakipleriniz vardır eminim…

Sadece Avrupa değil, dünyayla yarışıyorum ben. Bütün kıtalar var. Buz pateni İskandinav ülkelerinin, Kanadalıların ata sporu. Onlarla yarışıyorum. Bizdeki futbol gibi onlar için bu dal. Bende olmayan imkânlara da sahipler. Ülkelerinde daha fazla saha var örneğin.

Haberin Devamı

Buz pistinin ‘altın kuğu’su

‘Hırs ve sevgi lazım’

Aradaki açığı nasıl kapatıyorsunuz?

Antrenörüm Timuçin Özbükücü de bir mühendis. Kendimize fizik ve geometriyi temel alan, özel bir dil oluşturduk. Buzu buz dışında daha fazla çalışıyoruz. Jimnastik, bale, kondisyon, dans. Bu dört işlemi buz dışında öğreniyorum. Açığı da bu şekilde kapatıyoruz. Hem fiziki olarak acı çektiren hem de yorucu antrenmanlar yapıyoruz. Eğer bunları yapmazsam buzda çok daha fazla düşüyorum. Bir anlık dikkat eksikliği veya denge kaybı yetiyor.

Türkiye’de rakibiniz yok mu?

Rakiplerim var ama 2015’te ilk yarışmaya ben girdim ve bu dalın önünü açtım diyebilirim. Birinciliği getirdikten sonra 2016’da Türkiye’de yetişkinler dalı  (28 yaş üstü) açıldı. Branşımda bugün 50’den fazla yarışmacı var.

Haberin Devamı

Büyük sakatlık yaşadınız mı?

İlk yarışmamda sağ ayağım kırıktı, tam iyileşmemişti. Sol dizim de sakattı. Geçen sene de bileğimi burkmuştum. Düşmeden sağlıklı bir antrenman olmuyor, yoksa kendini tekrar ediyorsun. Ama başarınca her şeye değiyor.

Bir dönem İstanbul’da pist bulamadığınız için Erzurum’a gitmişsiniz…

2016’da hem Almanya’da hem Kanada’da yarışma vardı. Almanya’yı bir şekilde gideriz, alırız dedim ama Kanada çok zor bir yer. Herkes doğuştan buz pateni yapıyor. O sırada Ankara’daki pistimiz kapandı. İstanbul’da da zaten bir pist var ve çok kalabalık. İzmir’deki de açık değildi. Bu yüzden Erzurum’a gittim. 

Antrenman için oraya taşınmış mı oldunuz yani?

Haberin Devamı

Evet, orada 6 ay yaşadım. İlk defa ailemden ayrılmıştım, bu yüzden çok zorluk çektim. Ocak ayında gitmiştim, acayip soğuktu. Alışveriş merkezi pistlerinde bile çalıştım ki onlarda hızlanamıyorsunuz çünkü pist küçük. Erzurum sonrası hem Almanya hem Kanada’da birincilik aldım.

Çift olarak da yapılıyor bu spor, bireyseli neden tercih ettiniz?

Seviyenizdeki bir erkek sporcuyla çift olarak kayabilirsiniz ama ben başarıyı da hatayı da kendimde aramak istiyorum. Tabii teknikleri daha farklı. Ülkemizde, küçüklerde de büyüklerde de erkek sporcularımız var.

Bu dalı yapmak isteyen küçüklere ve gençlere ne tavsiye verirsiniz?

Maddi olarak pahalı bir spor, ailenin buna hazır olması gerekiyor. Türkiye’de biraz zengin sporu olmuş durumda. Yetenekli çocuklardansa zengin çocuklar geliyor. Ben küçükken ailemin bu sporun şartlarını karşılayacak maddi imkânı yoktu. Öğretmen çocuğuyum. İnsanın içinde hırs ve sevgi olması lazım.

Haberin Devamı

‘Aynı zamanda sanat yapıyoruz’

Bir nesil artistik buz patenini televizyonlara kilitlenerek izlerdi...

Beni dünya seyrediyor ama ülkem izlemiyor. Rakiplerimin antrenörleri bizi daha çok tanıyor. Üstümdeki kıyafeti değiştirmem uzun sürüyor çünkü yabancılardan fotoğraf çektirmek isteyen oluyor. Antrenörümden teknik bilgileri almaya çalışmaları bana çok gurur veriyor. Aslında bu spor aynı zamanda bir sanat. Müzikle dans ediyorsun, buz üzerinde kayıyorsun. İzlemek yapmaktan daha zevkli. 

Yarışmada Özdemir Erdoğan’dan ‘Pervane’ şarkısını ve ‘Aşk-ı Memnu’ dizisinin müziğini tercih ettiniz. Bir sebebi var mı?

Türk müziğini dünyada seçen pek yok. Ben de bu seneye kadar tercih etmemiştim ama yarışma 19 Mayıs’a denk geldi. Madem bir başarı alacağız, bizim şarkılarımız olsun dedim. Bu şekilde birincilik almak çok daha manevi oldu.

Kostümü nasıl seçiyorsunuz?

Müziğe göre belirliyoruz. Örneğin yavaş bir müzikte parlak bir kostümle kayamam. Yurtdışında rakiplerimin modacıları var. Ben antrenörümle birlikte seçiyorum kıyafetimi. Sonra da onu diktiriyoruz. Ücreti kendimiz karşılıyoruz.

Nasıl tepkiler aldınız? Size ‘altın kuğu’ da deniyor.

Evet, ilk şampiyonluğumdan sonra bu benim lakabım haline geldi. Daha önceki başarılarım saman alevi gibiydi ama bu kez ünlüler ve sanatçılar sosyal medyada paylaştı. Yarışmadan önceki gece ‘Tatlı Hayat’ dizisini seyrettim. Uyuyamadım, stresliydim. Şampiyonluktan sonra dizide oynayan Emre Altuğ benden bahsetmiş. Güzel bir duygu bu!

Hedefleriniz neler?

Paris 2024’e gidebilmeyi isterdim. Ama yarışabileceğim en üst organizasyondayım. Başarılarımı hep yukarıda tutup bu sporu yaymak istiyorum.

BAKMADAN GEÇME!