GeriHürriyet Pazar Böyle bir adamın torunu olmak müthiş bir şey!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Böyle bir adamın torunu olmak müthiş bir şey!

Böyle bir adamın torunu olmak müthiş bir şey!

Melek Kentmen’in; dedesi Hulusi Kentmen’i anlattığı kitap raflarda... Efsanevi oyuncunun hayatına dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkaran kitabı konuşmak için torun Kentmen’le buluştuk: “Her şeyin göze hitap edenini severdi. Küsmesi meşhurdu. Hayatta bildiği ve çok önemsediği tek şey çalışmaktı.”

Dedeniz hakkında kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?
- Yazmayı hep severdim ama karaladıklarımı birilerine okutmaya utanıyordum. Eğitim almaya karar verdim ve üç yıl Erbulak Evi’ne gittim. Sonra da, ‘İlk kitabım dedemi anlatmalı’ dedim. “Sanatçılar ölmez” sözünden yola çıkarak dede-torun karşı karşıya oturduk. Kitapta ben soruyorum, dedem yanıtlıyor. Eski fotoğrafları yorumluyor. Ve Yeşilçam’dan arkadaşları onunla olan anılarını anlatıyor.

Böyle bir adamın torunu olmak müthiş bir şey
Hulusi Kentmen, Refika Hanım’la 1938’de astsubay olduğu dönemde evlendi. Maddi durumları izin vermediği için Refika Hanım gelinlik giyemedi. 40 sene sonra Hulusi Kentmen bir sürpriz evlilik yıldönümü hazırladı ve düğün gibi bir gece organize etti, Refika Hanım’a da gelinlik giydirdi. O gece çekilen bu fotoğrafta (solda) Hulusi Kentmen torunu Melek Kentmen’le birlikte...

 Bahçeyle uğraşmayı
çok severdi
Dedenizle rol alan birçok isim hayatta değil artık. Kimlerle görüştünüz?
- Türker İnanoğlu, Müjdat Gezen, Mahmut Cevher, Ümit Efekan, Ömer Başıbüyük gibi isimlerle görüştüm. Tabii kitapta yorumları eksik kalan kişiler de oldu. Filiz Akın ve Ediz Hun yok mesela. Bir devam kitabı hazırlamayı düşünüyorum, inşallah onda onlarla da bir araya gelebilirim.
Kimlerle sık görüşürdü Hulusi Kentmen?
- Tarık Akan’ı hatırlıyorum; Zeki Alasya, Metin Akpınar da yakın dostlarındandı. Ben çocuk olduğum için bana sıradan geliyordu her şey. Farkında değildim içinde bulunduğum ortamın.
Adile Naşit’i gördünüz mü?
- Evet, o da gelirdi evimize. Çok ciddi bir kadındı. Bir gün annem, babam ve dedem yemeğe gittik. Adile Naşit de bizimle birlikteydi. Bir büyük rakıyı sek doldurarak tek başına içmişti. Ayağa kalktığında ne olacak diye düşünüyordum ama sallanmadı bile.
Dedeniz nasıl bir insandı? Tonton bir dede miydi?
- Uzun yıllar aynı evde yaşadık. Çok tontondu ama ben ona ‘siz’ diye hitap ederdim. Babam da öyle... Aslında ona kimse ‘sen’ diyemezdi, herkes saygı gösterirdi. Sabahları seti olsun olmasın mutlaka tıraşını olur, parfümünü sıkardı. Her şeyin göze hitap edenini severdi. Asker olmanın verdiği disiplin de var tabii... Hiç boş durmazdı, hep çok çalışırdı. Sette çalışan işçileri gözlemlermiş; kim yemek yedi, kim parasını aldı, kim mutlu, kim mutsuz diye. Onu anlatan herkes “Sette bir ağırlığı vardı, oyuncuların babasıydı, onun olduğu yerde hır gür çıkamazdı” diyor.
Çalışmadığı zamanlarda neler yapardı?
- Altunizade’de bahçeli bir evi vardı. Emlak Bank’tan 10 yıllık kredi almıştı. O parayla tüm detaylarını kendisinin çizdiği, eşyalarına kadar her şeyini kendisinin tasarladığı bir ev yaptı. Bahçeyle uğraşmayı çok severdi. Bir garajı vardı, içinde otomobil tamircisindeki tüm aletler bulunurdu. Hiç durmazdı, hayatta bildiği ve çok önemsediği tek şey çalışmaktı.
Otoriter miydi?
- Kavga edemezdiniz, söyleyeceğini söylerdi, olay da orada biterdi. Konuyu uzatmazdı ama küserdi hemen. Küsmesi meşhurdu.
Çabuk barışır mıydı peki?
- Evet, hemen unuturdu. Bir defasında annem bakla seviyor diye bütün bahçeye bakla ektirmiş ve sürekli babaanneme, “Bakla pişir, gelin seviyor” dermiş. Aslında annem bakla sevmezmiş ama nedense bu dedemin aklında öyle kalmış. Bir gün babaannem, “Hulusi, kız bakla sevmiyor, zorla yediriyoruz” demiş. Dedem çok bozulmuş; hem ikisine de küsmüş hem de bütün baklaları söküp atmış.
Şimdiye kıyasla çok film çekseler de çok daha az kazanıyordu Yeşilçam oyuncuları. Hulusi Kentmen rahat yaşadı mı?
- Dedem tutumluydu. Doğru yatırımlar yapıp ölene kadar refah içinde yaşadı. Türk sinemasındaki erotik furyaya kadar da çalıştı. O dönem kendi isteğiyle bıraktı.
Sizi sinemaya yönlendirmek istemedi mi?
- Aslında bir defasında babamdan izin istemiş. Torunu rolünde bir çocuğa ihtiyaç varmış. Kendi torunumla bir anı olsun demiş ama babam izin vermemiş. O da sözü geçen biri olmasına rağmen babamı ezmemiş.

Böyle bir adamın torunu olmak müthiş bir şey

İllüstrasyon: Serhat Gürpınar
Küçükken torunu olduğumu söyleyemezdim, hava atmak gibi gelirdi, utanırdım
Dedenizi Türkiye’yle paylaşmak nasıl bir duygu?
- Küçükken Hulusi Kentmen’in torunu olduğumu söyleyemezdim. Hava atmak gibi gelirdi, utanırdım. Şimdi soyadımı duyanlar, “Akrabalığınız var mı” diye soruyor, gururla, “Torunuyum” diyorum. Gülümsüyor ve mutlaka güzel şeyler söylüyorlar. Herkesin evinden biri gibi gördüğü bir adamın torunu olmak müthiş bir şey! Kitapta da dedemi ve herkesin dedesini anlatmaya çalıştım.
KİTAPTAN...
Türker İnanoğlu: Neredeyse komutanına yakalanıyordu
Bir yaz günü Arnavutköy’de bir köşkte ‘Yangın Var’ filmini çekiyorduk. Dönemin makineleri içeriyi çok ısıttığından herkes deniz kenarındaydı. Yanımızdan Boğazlar Komutanı’nın arabası geçti. Hulusi Abi bir an komutanla göz göze geldi. “Eyvah yandım ben” diye bağırmaya başladı. Hemen arabasına koştu. Komutanı yolda bir yere uğrayınca ondan önce koğuşa varmış. Komutan gelir gelmez onu çağırmış ve koğuştan gelişini görünce, “Senin ikizin mi var” diye sormuş ama biraz şüphelenmiş.
Süleyman Turan:
Onun sözünün üstüne çıkmak cesaret işiydi
Hulusi Baba çok espritüeldi. Spontan gelişen bir zekâsı vardı. Birdenbire cevap verirdi, son sözü o söylemiş olurdu. Onun üzerine çıkmak da biraz cesaret işi doğrusu. Birçok filmde beraber yer aldık. Onun bir baba duruşu vardı, herkes saygı gösterir, kimse sözünün üstüne söz söyleyemezdi. Çok babacan adamdı.
Zihni Göktay:
Hep kaptan köşkünde seyahat edermiş
Kendisiyle birlikte bir filmde rol almak bana kısmet olmadı. Bunun ezikliği içindeyim. Bir gün dublajdan dönerken, Karaköy İskelesi’nde onu gördüm. Ben de o zamanlar ufak tefek televizyon işlerinde yer alıyorum. Aşinalığı var sanırım, ben, “Hulusi Baba” diye yaklaşınca, “Oo delikanlı, gel, n’aber” dedi. Gemiye bindik, nereye oturacağımıza bakınıyorum. “Takip et beni” dedi. Kaptan köşküne çıktık. Meğer o hep kaptan köşkünde yolculuk edermiş. O gün Hulusi Baba’yı ilk ve son görüşüm oldu.
Müjdat Gezen:
Biz onu çok sevdik
Hulusi Abi herkese güven verirdi. Kimse ona hayır diyemezdi. Bir gün film için mahkûm kostümü lazım oldu, cezaevinden izinle aldı ve sahne bittikten sonra hemen geri götürdü. Bunu ondan başka kimse yapamazdı. Hani kadri kıymeti bilinmedi gibi laflar var ya hepsi yalan. Kadri de bilindi, kıymeti de. Halen de biliyorlar. Çalıştığı insanlara hep haz vermiş biriydi. Kişiliği, kimliği, iyi huyu tarif edilemez. Biz onu çok sevdik. 

 
   

Konut sigortaları evimizi, ailemizi ve geleceğimizi nasıl güvence altına alıyor? Kendimizi ve ailemizi en güvende hissettiğimiz evlerimiz aynı zamanda sel, yangın, hırsızlık, deprem gibi birçok temek risk ile karşı karşıya...Biz de konut sigortaları ile hem evimizi hem de ailemizi korumak ve güvence altına almak istiyoruz. Ancak konut sigortaları söz konusuolduğunda herkesin aklına onlarca soru geliyor. Konut sigortalarının hiç bilinmeyen kapsam ve paketlerini, DASK ile arasındaki farkları ve merak edilen tüm detayları Güneş Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Ersin Özoğuz ile konuştuk. (Sponsorlu içerik)
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle