GeriHürriyet Cumartesi ‘Devrim’ mi ‘siyasi tedbir’ mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Devrim’ mi ‘siyasi tedbir’ mi?

‘Devrim’ mi ‘siyasi tedbir’ mi?

Türkiye’nin en eski film festivali olan Antalya Film Festivali’nin sinemaseverlerle 54. buluşmasına ‘Ulusal Yarışma’ polemiği damgasını vurdu. Bu meseleyi Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’le konuştuk.

Bu yıl Antalya farklı bir polemiğin parçası oldu. Sinema dernekleri, festival yönetiminin ‘Ulusal Yarışma’yı bitirip, sadece ‘Uluslararası Yarışma’ yapmasını protesto etti. Sinemacılarla festival yönetimi arasındaki gerilim, katılıma da salonlara da olumsuz yansıdı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e “Neden böyle bir karar aldınız” sorusunu sormak için Antalya’ya gittim. Necati Şaşmaz’ın bizzat izlediği ‘Kurtlar Vadisi Vatan’ ve Çinli Ai Weiwei’nin ‘İnsan Seli’ filmlerinin gösterimlerine de denk geldim. ‘Kurtlar Vadisi’nde daha kalabalık bir seyirci bekleniyordu. Öyle olmadı. Bu Türel’in de dikkatini çekmişti. ‘İnsan Seli’ filminde ise ‘gerilla’ ifadesi nedeniyle küçük çaplı bir kriz yaşandı. Kısmetime bir de ünlü Hollywood starı Christoper Walken’la yemek yeme şansı düştü. Walken’la yemek sohbetinin ayrıntılarına geçmeden önce Türel’in festival ile ilgili sözlerini aktarmak istiyorum.

YÜKSEK SANAT FİLMLERİMİZ İÇİN 30 FESTİVAL DAHA VAR

“Babam Suphi Türel ve arkadaşları başlatmış” diyen Türel, önce Antalya’nın ‘Şöhretli’ ve dünyanın en çok turist çeken 12. şehri olduğuna dikkat çekti. Ardından kararının gerekçelerini şöyle açıkladı: “Ulusal nitelikli başlayan bir festivalin artık uluslararası noktaya taşınması gerekiyor. ‘İki yarışma olsun, adı uluslararası olsun’. Dünyada hiçbir uluslararası festivalde ulusal yarışma yok. Cannes’da da tek yarışma var o da uluslararası. ‘Bu işe Antalyalılar karşı’ iddiaları açılış kortejinde çöktü. Eğer halkın bir tepkisi olsaydı, geleneksel kortejde o mahşeri kalabalık olmazdı.

Klasik alışkanlıklarımızdan çabucak vazgeçmek, değişime adaptasyonun çabucak olması, kolay olmuyor. Süreç zorlu bir süreç. Ben de böyle olacağını biliyordum ama devrim niteliğindeki kararların hep ciddi bir sağlam duruş gerektirdiğini de biliyordum. Bugün bizi anlamayanların yarın bizi anladıklarında yeniden Antalya’da olmalarını arzu ediyorum.”

Bir kesimin “Antalya Film Festivali elimizden mi gidiyor” endişesi duyduğunu anlatan Türel, Türk sinemasını desteklemek için Antalya’yı Cannes, Venedik, Berlin gibi festivallerin olduğu ‘Devler ligi’ne taşımak istediklerini söyledi. “Bunun anlaşılamadığını biliyorum” dedikten sonra biraz duraksadı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bütün enerjimizi tek yarışmaya, uluslararası yarışmaya odaklayalım. Türk sineması Cannes’da, Berlin’de Venedik’te ödüller alıyor. Biz niye hep deplasmanda mücadele edelim? Saygın bir uluslararası yarışmayı hak etmiyor muyuz? Bunu en eski festival olan Antalya yapmak durumunda. Türk sinemasını güçlü şekilde dünya sinemasına taşıyalım istiyoruz. Onu da Antalya’da buluşturalım. Bizim Ulusal yüksek sanat içeren filmlerimiz için de zaten ülkemizde 30 festival var, onları güçlendirelim. Ayıp, kusur bunun neresinde?”

SİYASET BEYAZPERDEDE KALSIN, SAHNEYE İNMESİN

Türel, kendisini eleştiren hiçbir sinemacının ‘Demokrat tavrı’nı eleştirmediğine dikkat çekti ve iddialı konuştu: “‘Bu festivali en az siyasallaştıran kim’ derseniz, benim. Siyaset sanat üstüdür, siyaset sinemada olur ama beyazperdede kalır, sahneye inmez. Böyle düşünüyorum.

Türel, yabancıların ilgisinden de memnun. Dünyanın önemli sinema dergilerinden Variety’nin açılışla ilgili haberini örnek verdi. Variety’nin online versiyonuna bakınca Antalya Film Festivali ile ilgili çok sayıda güncel haber gördüm. Açılışta Christopher Walken ve Julliette Lewis vardı. Kapanış törenine ise Matt Dillon, Antony Delon, Lindsay Lohan, Gerard Depardieu gibi isimler gelecek. Türel “Daha da belki sürprizlerimiz var” dedi ve festivalin sanatsal ekibiyle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Sanat Danışmanımız Mirsad Purivatra, Saraybosna’da çok küçük bütçelerle muhteşem bir film festivali yapıyor. Robert De Niro gitti mesela. Mike Downey, İrlanda asıllı İngilizdir. Davet ettim, direktör oldu, o kadar güzel bir seçki yaptı ki. Türkiye çok güçlü ve saygın bir yarışmanın olduğu bir festivali hak ediyor.”

BİR ANTALYA, BİR LOS ANGELES

Türel Antalya’yı sadece festival şehri değil, aynı zamanda stüdyolarıyla sinema şehri yapmak istiyor. En büyük dayanağı ise Antalya’nın ışığı: “Antalya, Los Angeles ile birlikte dünyada güneş ışığının film çekimi için en uygun olduğu iki şehirmiş. Ben de duyduğumda inanmamıştım. Sinema fakültelerinde bu işi inceleyen akademisyenler varmış. Doğru çıktı. Biz bunu ortaya koyuyorken, ‘Yarışma bölümünde ulusal kalalım’ diyeceğiz. Dediğim gibi devrimler kolay olmuyor. Bir de bizi eleştiren arkadaşlar devrimciliği savunan arkadaşlar.”

‘Devrim’ mi ‘siyasi tedbir’ mi

Christopher Walken, eşi Georgianne ile yemekte.

KÖTÜ FİLMLERDE DE OYNADIM

Akşam festivalin yabancı konukları için verilen yemekte Türel, ünlü oyuncu Christopher Walken’ın karşısına oturdu. Benim karşımda da aktörün eşi ünlü cast direktörü Georgianne Walken vardı. Georgianne Walken’in sol tarafında oturan Festival’in sanat danışmanı Mirsad Purivatra ‘atom’ denilen acı biberli ve yoğurtlu mezenin gazabına
uğramıştı. Ağzının acısını dindirmeye uğraşıyordu.

Christopher Walken, sağında oturan Bosnalı yönetmen ve yazar Danis Tanoviç’le oynadığı filmleri konuşmaya başladı. Çünkü 5 çocuğu olan Tanoviç, çocuklarından birine Walken’ın ‘Pulp Fiction’da oynadığını söylemişti. Ünlü ‘No Man’s Land’ filminin yönetmeni Tanoviç, Walken’ın hep iyi filmlerde oynadığını söyleyince Walken, tereddüt etmeden “Kötü filmlerde de oynamışlığım var” dedi ve birkaç örnek verdi. Söz nasıl oraya geldi anlamadım ama bir ara yaşlılıktan açıldı. Christopher Walken gülerek artık bel ağrısıyla tanışılacak yaşlarda olduklarına dikkat çekti. O sohbet sırasında Walken ailesinin New York’tan Connecticut’a taşınma gerekçesinin ‘huzur’ olduğunu da öğrenmiş olduk. Georgianna, bir buçuk saat mesafedeki New York’a sadece gidilmesi gerektiğinde gittiklerinin altını özellikle çizdi. 

VİZE SORUNU KALDIRILDI MI?

Sinema konuşmaktan fırsat bulunca Walken’a teklif aldığında Türkiye’ye gelme konusunda tereddüt edip etmediğini sordum. “Hayır” dedi. Duyar duymaz “Evet” demiş. “Vize sorunundan etkilendiniz mi?” dedim. O “hayır” karşılığını verdi. Türel ise sanatçılarla ilgili vize sorununun Antalyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun katkısıyla aşıldığı detayını aktardı. Sonra Walken bana “Vize sorunu bitmedi mi” diye sorunca son durumu anlattım. ABD’nin tavrını pek anlamamıştı.

 

 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle