GeriHayat İsyandayız! Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İsyandayız! Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

İsyandayız! Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız
refid:26971422 ilişkili resim dosyası

Tüm Türkiye bugün cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gitti, ama onlar hariç. Son iki seçimde hiç oy kullanılmayan ve yerel yönetim sistemini kilitleyen Kütahya’nın Kuşu köyünde sandıklar yine boş kaldı. Türkiye’nin en kolektif köy hareketini, Kuşululardan dinledik.

Nemin ıslak bir örtü gibi insanın üzerine yapıştığı bir gecenin sabahında İstanbul’dan yola çıktık. Duble yolların bitiminde ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmini anımsatan manzaralar eşliğinde, yer yer çam ağaçlarının, bozkırın hâkim olduğu yollardan geçtik. Birbirinin aynısı onlarca kasaba ve ilçeyi arkamızda bırakıp Kuşu’ya vardık.

KİMSE SANDIĞA GİTMEDİ KULLANILAN OY SIFIR


Pek duyulmasa da Kütahya’ya bağlı Kuşu’da son birkaç aydır Türkiye siyasi tarihinin en önemli sivil eylemlerinden biri gerçekleşiyor. 30 Mart’taki yerel seçimlerde Kuşu’da 1500 seçmenin hiçbiri oy kullanmadı. Yüksek Seçim Kurulu, seçimleri yenileme kararı aldı. Haziran ayında yapılan seçimlerde de sonuç değişmedi. Sandıklar boş kaldı. Ve bugün cumhurbaşkanlığı seçimi için de Kuşu’da kimse sandığa gitmeyecek. Peki neden?

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

“Kanunen hakkımızı almak için isyandayız. Belediyemizi isterlerse 2000 sene geri vermesinler. Biz de o kadar zaman oy kullanmayacağız” diyor Şahap Aydoğdu. Kendisi emekli öğretmen. 2012’de kabul edilen yeni Yerel Yönetim Yasası’yla 63 yıllık Kuşu Belediyesi’nin köye çevrilmesine tepkisini bu sözlerle dile getiriyor.

BİR GECEDE KÖY OLDU

Kuşu’nun filmlere ya da bir doktora tezine konu olabilecek hikâyesinin temelinde yeni Yerel Yönetimler Yasası’nın trajikomik bir şekilde uygulanması yatıyor. Yasaya göre nüfusu 2000’in altındaki 564 belde köye çevrildi. Bunun için 2011 nüfus verileri esas alındı. Fakat o yıl yaşanan Simav depremi Kuşu’yu vurunca beldede geçici bir göç yaşandı. Yapılan sayımda beldenin nüfusu 1899 olarak tespit edildi. O yıldan sonra geri dönüşlerle nüfusu resmi rakamlara göre 2000’in üzerine çıksa da Kuşu 2011 yılı verileri esas alındığı için bir gecede köy olmaktan kurtulamadı.

Belediyelerinin köye dönüşmesini kabul etmeyen Kuşulular da çözümü siyaset üstü sivil bir ittifakta buldu. Şimdilerde boş duran belediye binasının karşısındaki kahvede toplanan kalabalık içinde en aşkla tepki gösteren Şahap Aydoğdu’nun “İsyandayız” dediği eylemler bu kolektif hareketin ürünü.

PARTİLER ÜSTÜ İTTİFAK

Kuşu’da öğretmenlik yapan Muzaffer Gökalp, ‘Kuşu Köy Olmasın Platformu’nun kurucularından. Belediyenin köye dönüşmesi sürecindeki hataları ortaya koymak için neredeyse hukuki mevzuatı hatmetmiş olan Gökalp en az bir Balyoz Davası avukatı kadar konusuna hâkim. “Köye dönüştürülen 564 belde içinde Kuşu dışında kimse itiraz etmedi” diyor, “Herkes muhtarını seçti.”

Ama Kuşu’nun köy olmaya itirazı vardı. Gökalp, sandığa gitmeme sürecine kadar başka eylemler de yapıldığını anlatıyor: “Bu kanunun uygulanış biçimi bizi mağdur ediyordu. Önce birkaç yerde itirazlarımızı dile getirdik. Belde meydanında altı kişi açlık grevi yaptı. Biri 75 yaşında bir amcamızdı. 15 gün sürdü.”

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

Bu eylemlerle Ankara ve medya üzerinde istedikleri etkiyi göstere meyen Kuşulular yerel seçimlerden iki ay önce bir istişare toplantısı yapmışlar. Bir yönüyle geçen yılki park forumlarına benzeyen toplantı için bin kişinin üzerinde Kuşulu, 800 kişilik düğün salonunda toplanmış. 17 saatlik toplantıdan sonra üç karar almışlar:

* Kanunun uygulamasındaki hatayı anlatmak için Başbakan’a ulaşmak.

* Mahkeme yoluyla tüm hukuki itirazları gerçekleştirmek.

* Çözülmezse seçimde oy kullanmamak.

İMAMIN EYLEMİ

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

İlk yolu denemek için Başbakan’ın mitinglerine gidip çeşitli yollarla seslerini duyurmaya başlamışlar. Bu görevi başaran köyün emekli imamı Ekrem Kıymaz olmuş. Ak sakalı, bembeyaz giysileri ve gülen yüzüyle Kıymaz, gerçekten kalabalık içinde dikkat çeken bir insan. Belki de bu yüzden Başbakan’ın bir mitingine katılıp kendini göstermeyi başarmış. “El salladım. Başbakanımız beni gördü, ‘Amcayla ilgilenin’ dedi. İki koruma geldi. Kuşu köy olmasın diye önceden yazdığım mektubu tutuşturuverdim ellerine” diye anlatıyor. Kıymaz’ın sürpriz eylemci kontenjanından Başbakan’a ilettiği mektuba bir süre sonra İçişleri Bakanlığı’ndan cevap gelmiş. Mektupta özetle “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok” deniyormuş. Ekrem Kıymaz “Artık biz metruk beldenin halkıyız” diyor.

Yerel seçimlere kadar mahkemelerden de olumlu bir sonuç çıkmayınca Kuşulular son kozları olan seçime gitmeme kararını uygulamaya karar vermişler. Kimse muhtar adayı olmamış. Seçim günü sandıklar kurulmuş, sandık görevlileri, jandarmalar gelmiş ve fakat seçmen sandığa gitmemiş.

“Baskı mı yaptınız seçmenlere?” diye sorduğumda hep bir ağızdan itiraz ediyorlar: “Jandarma buradaydı, gözetmenler vardı. Kimseye baskı yapılmadı.” Seçimden önce yaptıkları toplantıda “Her partiden olduk. Bir sefer de Kuşulu olalım” demişler.

KUŞU’NUN ŞANSSIZI

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

Kuşu’nun partiler üstü ittifakı meyvesini boş sandık biçiminde verince YSK tarafından okul müdürü Feridun Aktay geçici muhtar olarak atanmış. Feridun Bey’e, ‘Kuşu’nun en şanssız ismi’ diyebiliriz. Haziran ayında yenilen seçimlerde sandıklar bir kez daha boş kalınca bu kez süresiz olarak muhtarlığa atanmış. Atanmış atanmasına da ortada ne bir ihtiyar heyeti var ne de eski belediye çalışanları. Belde vasfı elinden alınan Kuşu’nun 16 belediye çalışanı işinden olmuş. Geriye üç katlı boş belediye binası kalmış. İhtiyar heyeti de olmayan atanmış muhtar tek başına kalakalmış. Yanlış anlaşılmasın, kendisi de Kuşulu olan Feridun Bey halk tarafından çok seviliyor. İtiraz ona değil, sisteme.

Şimdi bir yandan okul müdürlüğü bir yandan muhtarlık yapmaya çalışan ‘geçici muhtar’ın işi gerçekten zor: “Buradaki durum kuru bir inatlaşma değil. Kuşu birçok ilçeden büyük bir yer. Nesillerdir burada kimse köy hayatı yaşamamış. Köylülükten gurur duyarız ama köy değiliz. ”

Feridun Bey, okuldaki odasında cumhurbaşkanlığı için seçmen kâğıtlarını gösteriyor: “Defalarca anons ettik. ‘Gelin, kâğıtlarınızı alın’ dedik. Artık seçim deyince kızıyorlar, ‘İşimiz olmaz seçimle Müdür Bey’ diyorlar.”

BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

Kuşu’nun kolektif eylemi, gencinden yaşlısına herkesi sarmış vaziyette. Okulun bahçesinde oynayan küçük çocuklara “Siz oy kullanacak mısınız?” diye takılıyorum. Hepsi kaşlarını çatıp itiraz ediyor: “Oy moy yok! Önce belediyemizi geri versinler!” Oğlunun ekmek fırınında çalışan Emine Akarsu, uzun uzun Başbakan’ı ne kadar sevdiğini anlattıktan sonra, “Sandığa gidemeyiz oğlum, önce beldemiz geri gelmeli” diyor. Köy kahvesindeyse “Belediye geri gelsin, herkes sandığa koşar” ortak kanısı seslendiriliyor. Ama Kuşulular şu anda oy vermemek için gayet kararlı görünüyor. Ankara seslerini duyana kadar ‘Durmak yok, eyleme devam’ der gibiler.

Eylemleri sonuç verir de belediyelerine kavuşurlar mı bilinmez. Ama olur da başarırlarsa tarihe belki de şöyle yazılacak: “Bir zamanlar Anadolu’da demokratik yoldan isyan eden bir köy vardı. O artık bir belde! Orası da çok sıcak ama en azından nem yok.”

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

Kuşu’da 70 kişi çalıştıran tekstil atölyesindeki kadınlar da hep bir ağızdan sandığa gitmeyeceğini söylüyor.


TULUM OY ÇIKARIN, İLÇE YAPALIM

* Kuşu’da en çok anlatılanlardan biri 80’lerdeki ilçe olma macerası. Dönemin iktidarı ANAP’ın önemli isimlerinden Mustafa Kaleli Kuşu’ya gelip, “Buradan bize tulum oy çıkarın sizi ilçe yapacağız” demiş. Ama oylar muhalefete gidince yanı başındaki Pazarlar ilçe olmuş, Kuşu belde olarak kalmış.

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız

* Kuşuluları sandığa küstüren belediyeden köye dönüştürme ne anlama geliyor? Feridun Aktay anlatıyor: “Belediyenin çalışanları varken zabıta vardı, herhangi bir altyapı sorunu olduğunda belediye gelip çözüyordu. Yangın durumunda itfaiyenin üç aracı vardı…” Şimdi bunların hiçbiri yok. Gerçi direnen Kuşulular, itfaiye araçlarını ve diğer araçları teslim etmemişler. Ama hiç personel olmadığı için bütün araçlar ve belediye binası boş bir şekilde duruyor. Kendilerine bu yüzden ‘metruk belediyenin halkı’ diyorlar.

İsyandayız Hakkımızı alamazsak 2 bin sene daha oy kullanmayız


Yorumları Göster
Yorumları Gizle