GeriHayat Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir

Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir

Pakistan’da; soyağacına sayısız faili meçhul cinayet, iki başbakan ve bir idam sığdırmış ailenin gazeteci/yazar/aktivist kızı; Ülkenin en güçlü, politik, zengin ve karanlık Butto ailesinin son temsilcisi: 33’ündeki ‘yeğen’ Fatima Butto. Twitter’daki 1 milyon küsur takipçisine politikadan çok barıştan bahsediyor. “Nasıl ölmemeli”nin, Pakistan’da hayatta kalmanın romanını yazan Butto’ya İstanbul’da vereceği konferans öncesi ulaştık; sırlarını, sınırlarını dinledik.

Ailede iki başbakan: Dede Zülfikar Ali Butto ve hala Benazir Butto. Biri idam edildi, öteki babasının idam edildiği yerde suikasta kurban gitti. ‘Suikast’, Fatima’ya aile ismi kadar yakın. 19 yıl önce babası Murtaza Butto da, iktidarda olan ablası Benazir Butto’ya yönelik yolsuzluk suçlamalarını artırınca önce ‘terörist’ ilan edilmiş, sonra da suikasta kurban gitmişti.

Fatima, yıllar boyunca “Dünyanın en tehlikeli insanı” dediği; açık açık babasının ölümünden sorumlu tuttuğu halası hakkındaki soruları yanıtsız bırakıyor.  Oysa ortak paydaları çok: Batı’da eğitim (Benazir Oxford ve Harvard; Fatima Columbia ve Londra Üniversitesi), ülkesini tesir altına alacak bir karizma ve göz önünde öldürülen bir baba... Aslında halasından ne kadar uzağına düştüğünü görmek için ona biraz daha yakından bakmalı...

Batı’da eğitim gördünüz. Sizi tekrar Doğu’ya döndüren neydi?
Bu iki yerin farklı olduğunu düşünmüyorum. Benim için sınır geçişken bir şey. Sanırım bu, dünyayı özünde bağlantılı gören bir neslin parçası olmamdan kaynaklanıyor. Bizim için hiçbir şey, ebeveynlerimiz veya büyükanne ve büyükbabalarımız için olduğu kadar ayrışık değil. Aslında her şey hem Doğu’da hem de Batı’da birbirine karışıyor.

Eğitimimi tamamladıktan sonra Pakistan’a döndüm çünkü ailem o dönemde buradaydı. Bir başka sebebi; belki de benim açımdan kimsenin Doğu veya Batı’yı terk etmiş olmaması...

19 yıl önce babanız evinizin yakınında öldürülmüştü. O günden aklınızda kalan fotoğrafı nasıl tarif edersiniz?
Babam evden ayrılıp korkutucu bir ortama gittiği için yaşadığım endişeyi hatırlıyorum. Onunla gitmek istediğimi söylediğimde beni durdurmuştu. Pakistan o dönemde engellenemeyen şiddet olaylarının yaşandığı bir yerdi. Üzücü olan, bugün durumun daha kötü olması. 19 yıl önce, babamın güvenliğinden endişe ediyordum ama onun öldürüleceğini, sonrasında da katillerinin korunacağını düşünmüyordum. Ülkedeki norm artık bu.

Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir
“Birçok aile mensubunu doğal olmayan yollarla kaybetmiş biri olarak acım sonsuz. Ama bu acı büyük oranda adalet fikrini  hayatın tüm alanlarında kaybetmiş bir ülkeye karşı.”

BU HÜZÜNDEN KURTULMAM 14 YILIMI ALDI

Üzerime uzun süre gölge gibi çöken keder ve korkudan bir çıkış yolu bulmak çok zordu. Öfkeden ziyade sevgiye yoğunlaştım. Babam öldürüldüğünde 14 yaşındaydım ve öylesine büyük bir hüzünden kurtulmam için bir 14 yıl daha geçtiğini söyleyebilirim. Ama şimdi babamı düşündüğümde onu hayattayken tanıdığım gibi düşünüyorum; sevgi ve kahkaha dolu, çok neşeli bir adamdı. 

BURADA KİMSE KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMİYOR

Suikasta kurban giden baba, insanda nasıl bir his bırakır? Öfke? Korku? Keder? 
Uzun yıllar kederle yaşadım. Babam en yakın dostumdu. Ona hayranlık duyuyordum. Bir ebeveyni kaybetmek acıdır ama onu böyle acımasız bir şiddet eylemiyle kaybetmenin acısı tarifsiz. 

Bugün Butto soyağacına bakıp “Buna değdi mi” dediğiniz oluyor mu?
Babam ülkesine borçlu olduğu düşüncesiyle, görevini yaparken öldü. Birçok aile mensubunu doğal olmayan yollarla kaybetmiş biri olarak elbette büyük bir acı duyuyorum. Ama buradaki acı, büyük oranda insanlarını bu kadar kolayca feda eden ve adalet fikrini hayatın tüm alanlarında terk etmiş bir ülkeye karşı.

Sizce hayatınız güvende mi?
 
Pakistan’da mı? Hayır. Burada artık kimsenin kendisini güvende hissettiğini düşünmüyorum.

Butto mirasını/adını taşıma sorumluluğu hissediyor musunuz?
Bir isme karşı herhangi bir sorumluluk hissetmem. Tek sorumluluğum bir yazar olarak gerçeği gördüğüm kadarıyla gözlemleyip dile getirmek ve bir insan olarak sevgiyi yansıtmak. 

Aileniz hakkındaki en büyük yanılgı ne?
Hepimizin siyasete gireceği düşüncesi...

Kendi siyasi duyarlılığınızı nasıl tanımlarsınız? 
Siyaset her yerde; her şeyde, yemek yiyişimizde, öğrenme biçimimizde ve eylemlerimizde. Hayat mücadelesi buna göre yapılmalı. Düşünceli olmalı, iyi niyetle harekete geçmeli, birbirimize bağlı olduğumuzu unutmamalı. 

POLİTİK VE KARANLIK BİR AİLE

Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir

Dedesi Zülfikar Ali Butto (1928)
Pakistan Halk Partisi’nin kurucusu. Pakistan’ın 9’uncu başbakanı. 1977’de devrildi ve 1979’da idam edildi.

Halası Benazir Butto (1953)
1988’de, 35 yaşında, Müslüman bir ülkenin ilk kadın başbakanı oldu. 2007’de seçim mitinginin ardından gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybetti. Suikastı El Kaide üstlendi.

Babası Murtaza Butto (1954)
El-Zülfikar örgütünün lideri. Terör faaliyetlerinde bulunma gerekçesiyle sürgüne gönderildi, ölüm cezasına çarptırıldı. 1996’da suikasta kurban gitti.

Diğer halası Sanam Butto (1957)
Siyasete girmeyi reddetti, Zülfikar Ali Butto’nun hayatta kalan tek çocuğu.

Amcası Şahnavaz Butto (1958)
26 yaşında, Fransa’daki evinde ölü bulunmuştu.

 

HAYALİ ÇİZGİLER HALKLARI BİRBİRİNDEN AYIRAMAZ

Hepimiz birbirimize bağlıyız çektiğimiz acılar bizi birleştirir

Butto, Yapı Kredi World’ün ana sponsorluğunda bu yıl 16’ncısı düzenlenecek MARKA 2015 Konferansı kapsamında, 16 Aralık’ta İstanbul’da olacak. Hilton Bomonti’de yapacağı ‘Doğulu/Batılı Kadının Gizemi ve Gücü; Kalıplaşmış Yargıların Sorgulanması’ sunumunda, aldığı Batı eğitimi ile içinden geldiği Doğu perspektifinin izinde Türk iş dünyasına ilham verecek.

Türk kadınlarına “Nasıl hayatta kalmalı”ya dair bir hikâye anlatacak olsanız...
Hayal kırıklığı duyan herkese söylediğimi söylerim: Yalnız değilsiniz. Çektiğimiz acılar bakımından birbirimize bağlıyız. Kurtuluşumuz da birbirimize bağlı. Bunu görebilirsek, güçlü ve umut dolu başarılar yakın.

Hindistan ve Pakistan arasındaki sınırı geçme yolculuğunuz belgesele dönüştü. Ne öğrendiniz?

Sınırı nisan ayında Lahor ve Amritsar üzerinden ilk kez yürüyerek geçtim. Şunu gördüm: Sınırlar sadece zihinlerimizde mevcut. Bunlar tamamen suni yapılar. Kum üzerindeki hayali bir çizgi, hiçbir halkı birbirinden ayırmaz, ayıramaz. Pakistanlıların ve Hintlilerin birbirlerinden farklı oldukları şeklindeki fikir dışında dilleri, tarihleri, kültürleri, yemekleri, kıyafetleri bakımından birbirlerinden ayıran hiçbir şey yok! Her zaman, her yerde söyler dururum: Hepimiz birbirimize bağlıyız. Herkes, her yerde. 21’inci yüzyılın gerçeği bu.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle