GeriKelebek Havaya rağmen’den maksat
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Havaya rağmen’den maksat

Geceden başımıza gelecekleri bildiğim için ‘HAVAYA RAĞMEN’ diye başlık attım. ‘Kara tipiye rağmen yazımı yazdım, yayına koydum’ demek istiyordum. Oysa... Oysa bu sabah bir kere daha utandım.

Öyle bir İstanbul’da yaşıyorsunuz ki, medeniyetin asgarî imkânlarından yararlandığı için UTANIYOR insan. Sanki suç işlemiş gibi.

Nedir bu asgarî imkânlar?

Sabah kalktığımızda (1) elektriklerin kesilmediğini (2) kaloriferin yandığını (3) bir taze ekmeğin kapıya bırakıldığını görmek, (4) temizliğinizi yapacak, traş olacak, bir de demli çay içecek kadar sıcak suya sahip olmak, (5) yollarda sürünmeden, makûl bir gecikmeyle iş yerimize gelebilmek ve (6) demek ki bir işimizin olması.

Geçtiğim mahalleler İstanbul’un kalburüstü semtleri, Ulus, Etiler, Levent, 4.Levent... Buralarda insanlar perişansa, varın siz varoşları, yolu izi belli olmayan mahalleleri düşünün gayri.

Bombalardan kaçan siviller gibi, Allah benzetmesin, insanlar yollarda per perişan, adımını nereye koyacağını bilemeyen bezgin kardan adamlar. Duraklar insan dolu. Bir otobüs gelecek de binecekler de, işe gidecekler de... Sefalet!

Ama insanlar çalışmak zorunda. İşi gitmeme lüksü olanlar kaytardı zaten, ya çaresi olmayanlar...

E.Hanım ile G. aynı mahallede oturuyorlar. Bugün, pazartesi sabahı, birincisi (maaşlı olarak çalışanı) aradığınızda ‘Sabah evden çıktım Hanımabla, ama geri dönmek zorunda kaldım’ diye mazeret bildiriyor. İkincisi (yevmiyeyle çalışanı) yarım saat gecikmeyle de olsa, işyerinin 700-800 m. daha uzak olmasına rağmen, yürüyerek işe geliyor. Onun bir yevmiyeden (40-45 lira) vazgeçme lüksü yok. Paraya ciddî ihtiyacı var.

En çok içimi yakan, çalışan kadınlar. Hem evi düşünecekler, kahvaltıyı koyacaklar, bulaşığı yıkayacaklar, pez..in gömleğini ütüleyecekler, çocukları bırakacak birini bulacaklar, varsa servise yoksa kadın halleriyle itiş kakış otobüse koşacaklar, yolda hasta annelerini, akşam pişirecekleri yemeği, 250 gr eti, dört tane pırasayı düşünecekler...

Ucuz popülizmden, eskiden ‘servet düşmanlığı’ derlerdi, nefret ederim ama...

 

 

 

Bu sabah G. elde ördüğü yün atkısını başına dolamış, kısa konçlu botları su çekmiş halde, Ulus’a varmaya çalışırken, bizim oradaki İbnoş Heyr Dizaynır’ın kahyası Selo, saçına bir ‘broşing” yaptırmaya gelen sosyetik hanımların cipini park yerine sığdırmaya çalışıyordu.

Yani, Allah’ın gücüne gitmesin ama...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle