GeriKelebek GRİPİN’iz ama Gripin içemiyoruz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

GRİPİN’iz ama Gripin içemiyoruz

‘Mutlu Olmak’ adlı şarkılarıyla listelerde sürekli üst sıralarda yer alan ‘Gripin’ turne sırasında bizimle görüştü. Gripin içemediklerini söyleyen grup elemanları, kadınlar ve rock üzerine ilginç yorumlar getirdi.- 2002 yılında mı kuruldu Gripin?Evren Gülçıban: Aslında 1999 yılında kuruldu ama 2002 yılında bu beş kişiden oluşan kadroya kavuştu. - Kadınsız bir grupsunuz. Evren Gülçıban: Bayanlı gruplarda da çaldım. Ama şahsen grupta bayanın zor olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni anlat, anlat bitmez. Biz tamam duygusal erkekleriz, ayrı! Ama bir bayanın duygusallığı grup aşamasında, sahnede, sahne gerisinde sıkıntı yaratabiliyor.Birol Namoğlu: Ama şarkılarımızda bol bayanlar var, çeşitli bayanlar... - Kaprisli ve bunalımlı mıdır sizce kadınlar?Evren Gülçıban: Evet, evet kapris dememeye çalıştım ama bunalımlılar da! Benim tecrübelerim tabii böyleydi. Arda İnceoğlu: Şimdi bittin işte oğlum! Kadın milleti sorunlu dedin ya! ÖNEMLİ OLAN PERFORMANS - Unutmayalım, Evren albümde sevgilisine evlenme teklif etmiş ve ardından da evlenmiş! Çok romantik... Evren Gülçıban: Evet, grubun romantiği benim işte! Böyle bir teklif yaptım ve iki aydır da evliyim. Çok mutlu bir aile hayatı sürüyoruz. Özel hayatımdaki sürprizli evliliğimde ayrı bir mutluluk tabii benim için.- Siz evlilik düşünmüyor musunuz?Birol Namoğlu: Evren doğru pozisyonu bulmuş, topa vurmuş, gol olmuş. Biz daha maça yeni başladık. Doğru insanı bulmak önemli. Biz çıta koyduk, onu yükseltmeye çalışıyoruz. Önce bir kadını bulalım da, teklifi de yaparız. - Gripin içer miydiniz?Birol Namoğlu: İçemiyoruz. İçmesi zaten zor bir hap. Hatta yaptığımız araştırmalara göre eskiden kapsülün içinden çıkan tozu, sigara kağıtlarına sarıp içermiş insanlar, yutamadıklarından! Yuttuğun zaman boğazında kalıyor, yutamıyorsun. Bakkallarda hala satılıyor. Bakkalara girebilmiş tek ilaç.- Peki neden Gripin oldu grubun ismi? Yenilir yutulur cinsten olmayın diye mi?Birol Namoğlu: Tamamen raslantısal aslında. Birgün stüdyodan çıktık, tartışmaya başladık ne olsun diye! Voltran, Koridor olsun falan derken Gripin binasının yanından geçiyorduk ve Gripin olsun dedik. O zaman barda dahi çıkmıyoruz oysa! - Akustik yorumunuzu dinledim, rock formatlı olan ilk versiyonunuz bana daha sert geldi. Akustik yorum, biraz daha aşk temalarını ortaya çıkartmış. Birol Namoğlu: Evet, daha yumuşak. Biz de daha çok sevdik akustik yorumu. Genelde insan ilişkileri, yaşadığımız şeyler üzerine, ağırlıklı kadın-erkek ilişkileri üzerine. Birol’un da dediği gibi gizli özne kadın! - Rock’ta aşk temasını irdelemek kolay mıdır?Birol Namoğlu: Aslında kökenine indiğiniz zaman her şeyi anlatabilirsiniz... Yani kökenine indiğiniz zaman rock genelde protest bir müzik. Hani aşkın da, protest yanları fazlasıyla var. Biz aslında kişisel protestoları anlattık. BİZİM İÇİN DUAYEN MFÖ’DÜR - Rock müziğinin yükselişi malum. Rock müziğin mi değeri anlaşıldı, yoksa pop bitti, bir de rock’ı mı deneyelim dediler?Birol Namoğlu: Dünyada moda dahil olmak üzere birçok şey kendi içinde kendi içinde çeşitli yıllarda kendini tekrarlıyor. Dikkat edersiniz 70’ler geri döner, 80’ler geri döner yine 60’lara geri dönülür falan. Evlerimize, dekorlarımıza da bu yansır. İşte 80’lerde bir pop patlaması oldu, müziğe elektronik davulların, elektronik aksamın katılmasıyla patladı. 70’lere baktığınız zaman rock’ın dönemi idi. 80’ler, 90’lar derken bütün dünyada rock’ta yükselme oldu. Mesela İngiltere listelerine baktığınız zaman rock parçaları ilk 5 sırada yer alıyor. Bir de tabii harmanlama durumu var. Bunun yanında kulak aşinalığı da önemli. Evren Gülçıban: Performansın önemi de anlaşılmaya başlandı bence. Geçtiğimiz aylarda Bob Geldof’un Afrika’ya yardım için düzenlediği Live8 konserlerinde dikkat ettik de, çıkan sanatçıların yüzde 95’i rock sanatçılarıydı. - Siz kimleri dinliyorsunuz?Birol Namoğlu: MFÖ her şeyin öncesinde duayendir. Sezen Aksu, pop müzikte ayrı bir yere koyduğumuz bir isim. Bülent Ortaçgil var, Fikret Kızılok, Erkin Koray’lar, Bulutsuzluk Özlemi... Bütün bu isimler yolun üzerine bir taş koymuş insanlar. Bugüne gelirsek de Mor ve Ötesi, Duman, Kargo, Şebnem Ferah, Manga var. - Peki dinleyicilerden ya da konserlerinizde insanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?Birol Namoğlu: Özellikle İstanbul dışındaki konserlerimde seyirciyi tanıyoruz. Ama diğer şehirlerde inanılmaz bir saygı ve elektrik var, dikkatimizi çeken! İnanılmaz bir iletişim, anlatılır gibi değil. n Arda İnceoğlu: (23) Müziğe ortaokulda başladı. Daha sonraki yıllarda Kung-Fu adlı grupta İlker’le çalmaya başladı. Şimdi Gripin’de klavye çalıyor.n İlker Baliç:(25) Ortaokul yıllarında başladı müziğe. Lise yıllarında çeşitli gruplarla çalıştı. Kung-Fu grubunun ardından Gripin’de davul çalıyor. n Birol Namoğlu: (26) Vokalist. Ortaokul yıllarında müziğe başladı. Evren’le birlikte lise ve üniversitelerde çeşitli gruplarda, festivallerde çaldılar. 2002 yılında Gripin’i kurdular. n Evren Gülçıban: (27) Bas gitarist. Lise yıllarında Birol Namoğlu ile birlikte müziğe başladı. n Murat Başdoğan: Gitarist. Aynı zamanda Mimar Sinan Üniversitesi iç mimari öğrencisi. Gripin’in gitaristlerinin ayrılması üzerine gruba dahil oldu.