GeriKelebek Gözlerde saklanan yaşam sevinci
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gözlerde saklanan yaşam sevinci

Amelie, mutluluğun resmini çizen bir film. Onu elle tutulur, gözle görülür bir hale getiriyor.

Özellikle ekonomik krizle iyice bunaldığımız son günlerde insana ilaç gibi geliyor bu film. Ruh halinizde, karanlık salona girişinizle çıkışınız arasında kesinlikle bir fark oluyor.

Aslında yaşadığımız dünyayı biz çekilmez hale getiriyoruz. Mutluluğu kelimelere hapsetmişiz, oradan çıkarmak aklımızın ucundan geçmiyor. Geçse bile yaşamımızda, kumaş üzerine özensizce dikilmiş farklı renkte bir yama gibi duruyor.

Amelie, küçük ayrıntılarda gizlenen mutluluk oyununu ortaya çıkarıyor. Tesadüfler sonucu elde edilmiş mutluluklar değil, çaba gösterilerek elde edilenlerden söz ediyor.

Sevgisiz bir çocukluk geçirmiş genç kızın Paris'teki yaşamına sokuyor yönetmen seyirciyi. Amelie bir kafede garsonluk yapıyor ve kendine kalan zamanı da çevresindeki insanları mutlu etmek için kullanıyor.

Herşey yaşadığı evde bulduğu küçük bir kutu ile başlıyor. Elli yıl önce orada yaşamış bir çocuğun biriktirdiği oyuncakları var kutunun içinde. O kutunun artık yaşlanmış sahibini bulunca ne kadar mutlu olduğunu görüyor.

O kutu Alaaddin'in sihirli lambası gibi bir şey. İçinden cin falan çıktığı yok ama Amelie o cinin rolünü üstleniyor.

Amelie'de insanı insan yapan özelliklere dokunulmuş. Filmdeki karakterlerin yüzeysel olmayan ve onları kendileri yapan özellikleri izleyiciye hoş bir dille aktarılıyor.

Bu insancıl ve sevecen filmin yönetmeni Şarküteri'nin de yaratıcısı olan Jean-Pierre Jeunet.

Amelie rolünde Audrey Tautou gerçekten iyi bir oyunculuk çıkartıyor. Gözlerinden yayılan o pozitif ışık insanın içine işliyor.

Gerçekten filmden çıktığınızda kendinizi farklı hissediyorsunuz. Kimi nasıl mutlu edebilirim, düşüncesiyle adım atıyorsunuz dünyaya. Keşke filmin içimizde bıraktığı o duygu sürekli kalsa, kalabilse...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle