GeriKelebek Genetik testle hormon tedavisi kişiselleşiyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Genetik testle hormon tedavisi kişiselleşiyor

Genetik testle hormon tedavisi kişiselleşiyor
refid:7615272 ilişkili resim dosyası

2000’li yılların başında HRT (hormon -östrojen ve progesteron- yerine koyma tedavisi) menopoza girmiş her kadına önerilen bir tedaviydi. 2002 Mayıs’ında Kadın Sağlığı Çalışması’nın (Women’s Health Initiative-WHI) ilk sonuçları hormon tedavisi HRT’yi tahtından etti. Araştırmaya göre hormon tedavisi, kalp ve damar hastalıkları ile meme kanseri riskini artırıyordu.

Özellikle ileri yaştaki, yani 60 ve 70 yaşın üzerindeki kadınlara uygulandığı için çok eleştirilse de hem doktorları hem de kadınları altüst etti. Hormon tedavisini doktorlar önermekten, kadınlar kullanmaktan korkar hale geldi. Bazı kadınlar menopoz nedeniyle sıkıntı çekmeyi hormon tedavisine tercih etti. Ancak bugün giderek kişiselleşen tıp bilimi, kadınlara ve doktorlara yeni bir olanak sunuyor. Yanak içinden basit bir işlemle alınan doku örneğiyle yapılan genetik testlerin yardımıyla menopoza girenlere, hormon tedavisi sonrasında meme kanseri ve kalp-damar hastalıkları riskinin artıp artmayacağını, bu tedaviden zarar veya yarar görüp görmeyeceğini söylemek mümkün. Bu olanak doktorları da rahatlatıyor: Doktorlar daha objektif verilere dayanarak hormon tedavisini önermek ya da önermemek arasında seçim yapabiliyor.

MENOPOZA GİREN KADINA İKİ ÖZEL PAKET

Kişiye özel tıp uygulamalarında moleküler genetik yöntemler de kullanılarak bireylerin hastalıklara yatkınlığı ve karşı karşıya olduğu riskler saptanıyor. Bunu bilmek, kişiye özel önlemlerin alınmasına ve tıbbi takip programlarının
/images/100/0x0/55eb569af018fbb8f8bad7cb
geliştirilmesine olanak veriyor. Aynı olanaklardan menopozdaki kadınlar da yararlanabiliyor. Testler, Ankara’da, Hacettepe Üniversitesi Teknokent’teki Genar Biyoteknoloji ve Moleküler Genetik Laboratuvarı’nda yapılıyor.

Laboratuvarı kuran İleri Tıp Teknolojileri İcra Kurulu Başkanı Dr. Serdar Savaş, menopozdaki kadınlara yönelik iki ayrı test paketi yaptıklarını söylüyor: "Bu tedavi altında hangi kadınların daha fazla risk altında olduğu belirleniyor. Böylece, menopoz dönemindeki kadın, doktoruyla birlikte avantaj ve dezavantajlarını göz önüne alarak tedaviye karar verebiliyor. Her iki test paketi için de kadının yanağın içine kulak pamuğuna benzer bir fırça sürülerek genetik test için doku örneği toplanıyor."

GentestHRT paketinde hormon tedavisinin sadece riskleri ele alınıyor. Bu sayede perimenopozal dönemdeki kadınların hormon tedavisinin yol açtığı başlıca komplikasyonlar olan meme kanseri ve venöz tromboz riskleri açısından değerlendirilmesi yapılıyor. Genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel koşullar da göz önüne alınıyor. Bu testin bedeli 750 YTL.

İkinci ve daha geniş kapsamlı paket ise GentestMenopause. Menopoz öncesi ve menopoz sonrası dönemdeki kadınların sağlıklarını korumasına ve yaşam kalitelerini artırmasına da yardımcı oluyor. Bu paket sayesinde genetik yapı, sağlık bilgi ve bulguları, beslenme ve yaşam tarzı seçimlerini esas alarak hastalık risklerini analiz ediliyor. Kişiye özel sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve yaşam tarzı önerilerinde bulunuyor.

GentestMenopause kalp-damar ve beyin-damar sağlığı kapsamında felç ve inme, tip 2 diyabet, obezite, osteoporoz ile akciğer, meme, kolon ve mide kanserlerine yönelik genetik yatkınlıkları ve riskleri değerlendirerek kişiye özel tıbbi takip planını çiziyor. Dr. Savaş’a göre bu test kadınların menopoz döneminde hormon tedavisinden görecekleri potansiyel fayda ve zararı değerlendiriyor. Bu testin bedeli de 2.750 YTL.

Hormon tedavisi kişiselleştirilmeli

Antalya’da geçen günlerde yapılan 4. Uluslararası ve 7. Ulusal Menopoz-Osteoporoz Kongresi’nde Uluslararası Menopoz Derneği adına konuşan Prof. Martin H. Birkhauser hormon tedavisinin kişiye özel olması gerektiğini savundu. "Hormon tedavisi, menopoz sonrası kadınların sağlığını korumak için, günlük beslenme, egzersiz, sigara ve alkol kullanma ile ilgili yaşam stili tavsiyelerini kapsayan genel stratejinin bir parçası olmalıdır. Hormon tedavisi, kişisel geçmiş ve aile geçmişine, kadınların tercihleri ve beklentilerinin yanı sıra belirtiler ve koruma ihtiyacına göre kişiselleştirilmeli."

GENETİK TESTTE RİSK ÇIKINCA HORMON TEDAVİSİ GÖRMEDİ

52 yaşındaki Nur Şenel’in rahim zarında kalınlaşma tespit edilince rahmi ve yumurtalıkları alındı. Böylece cerrahi menopoza girdi. Yanağının içinden kulak pamuğuna benzer bir aletle genetik analizler için doku örneği alındı. Laboratuvara gönderildi. Genetik analizin yanı sıra özgeçmiş ve soygeçmiş bilgileri çıkarıldı, beslenme ve yaşam tarzı analiziyle, kan ve idrar analizleri yapıldı. Kalp krizi, inme, diyabet, osteoporoz ve akciğer, meme, kolon ve mide kanseri riskleri ortaya kondu. Kalp krizi, meme kanseri ve diğer üreme sistemiyle ilgili kanserler açısından genetik yatkınlığı ortalamanın üstünde bulundu. Bu nedenle menopoz döneminde hormon tedavisi görmesi önerildi. Öneriler doğrultusunda beslenen ve egzersiz yapan Şenel, menopozdan sonra kadınların en büyük korkusu olan şişmanlama sorunuyla karşılaşmadı. Menopozdan önce başladığı diyet programıyla kilo vermeye devam ediyor.

TEST SAYESİNDE HORMON TEDAVİSİNE DEVAM DEDİ

53 yaşındaki Evin Yıldırım menopoza girince hormon tedavisi görmeye başladı. Ancak memelerindeki şişme ve kolundaki ağrılardan şikayeti vardı. Kanserden korkuyordu. Hormon tedavisiyle ilgili oradan buradan okudukları ve duydukları da bu korkuya zemin hazırlamıştı. Korkusunu paylaştığı doktoru genetik test önerdi. GentestHRT için genetik materyal toplandı. 5 haftanın sonunda HRT alması için herhangi bir risk bulunmadığı saptanınca rahatladı, hormon tedavisini sürdürdü.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Murat Emanetoğlu

RİSKİ BULUNMAYAN KADINLAR HORMON TEDAVİSİNDEN MAHRUM KALMIYOR

Menopozdaki kadınlar hormon alırsam zarar verir mi, başıma bir şey gelir mi korkusunu hálá yaşıyor. Araştırmanın sonuçları açıklandıktan sonra hastalarımın yüzde 90’ı hormon tedavisini bıraktı. Bu testler hem bizim hem hastalarımızın daha kolay ve emin bir şekilde karar vermemizi sağlıyor. Ancak bu testlerin yapılması mamografi ve meme ultrasonu ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Menopoza girdikten sonra iki yılda bir mamografi, her yıl da meme ultrasonu yaptırmaya devam edilmeli. Eğer testlerin sonucunda bir risk saptanırsa her yıl mamografi, altı ayda bir de meme ultrasonu çekilmesi isteniyor. Riskin arttığını bilmenin takipler ve koruyucu hekimlik adına yararı büyük. Unutmamak gerekir ki HRT’den yararlanabilecek çok sayıda kadın var. Hormon tedavisinin hayat kalitesinin yükselmesinde olumlu bir rolü var: Fiziksel yaşlanmayı geciktiriyor. Cinsel yaşamın sürmesine olanak sağlıyor, idrar kaçırma, uykusuzluk gibi sorunların daha geç ortaya çıkmasını sağlıyor. Osteoporoz, Alzheimer, kolon kanseri riskini azaltıyor. Hastalarımız risklerinin artmadığını bilirlerse, hormon tedavisinin sağlayabileceği yararlardan mahrum kalmıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle