GeriKelebek Gazel-i papel
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gazel-i papel

EFENDİM, bu pazar bir mangır konusuna değineceğim ama, müsaadenizle önce bir terminoloji meselesinden başlamak istiyorum.Malumunuz, AB üyelerinin kahir ekseriyeti 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren tek bir para birimi kullanacak. Ne mutlu onlara ki, İpsala sınırından Yunani tarafa geçtin miydi, ta İrlanda'nın Atlantik sahiline dek hep aynı banknot...Ve yine malumunuz, söz konusu yeni paraya ‘euro’ denilecek...* * *DENİLECEK de, bendeniz haddimi bilmeyerek bundan iki-üç yıl önce yazdığım bir makalede ahkam kesmiştim ki, ‘euro’nun dilimizdeki karşılığı ancak ‘avro’ olabilir... Dolayısıyla, kendimizi bu kelimeye alıştıralım ve onu kullanalım.Hayır hayır, ukalalığım ‘vatandaş Türkçe konuş’ türü faşizan şiarları benimsediğimden değil, sırf ciddi bir telaffuz sorunundan kaynaklanmıştı.Nitekim, İberya Musevileri aracılığıyla İspanyolcadan lisanımıza girmiş olan ve örneğin, banknot için kullanılan ve kağıt anlamına gelen ‘papel’e veya doları tanımlayan ve kuş manasını ifade eden ‘paşaro’ya hiç karşı çıkmamıştım.Bunlar Salı Pazarı - Bankalar Caddesi ekseninin ebedi tüccar lugatinde yer alırlar ki, yerleşikliklerinden ötürü benim zerre itirazım olamaz. Ama ‘euro’ öyle değil ! Bir defa, henüz çok yeni ve oturmuşluğu yok...Fakat esas mesele şu ki, eh biz fonetik alfabeyle yazıyoruz, sözcüğü nasıl telaffuz edeceğiz ? Anglo - Saksonlara özenip ‘yüro’ mu diyeceğiz ?Fransevilerin ‘öro’sunu mu benimseyeceğiz ? Yoksa yoksa, madem yakında Polonya da aynı birime geçecek, Lehçenin ‘eero’suyla mı kelam buyuracağız? Neyse, bunlardan dem vurmuştum ama n'apim sakalım yok, laf dinletemedim.İşte siz de paşa gönlünüz nasıl çekiyorsa ‘euro’yu öyle söyleyin ve mecburen artık ben de bunu kullanacağım.Şimdi sadede geleyim...* * *BURADA, bütün bankomatları bir gecede yenilemenin zorluğu veya eski paracıkları cayır cayır yakmanın külfeti gibi, ‘euro’ya geçişin AB bütçesinden götüreceği muazzam mali harcamalar üzerinde fazla duracak değilim...Ben konunun biraz ‘insani’ (!) boyutuna değinmek istiyorum.Anladık, Alamanlar markını, Felemenkler guldenini veya komşular drahmisini ortak birimle değiştirecek ama, kasaya götürülecek ya da kontoya yatırılacak eski papellerin ‘helal-i hak’ biçimde kazanılmış olduğu ne malum ? Esrar kaçakçısından vergi dalaveracısına, dünyalığı gayr-ı kanuni yollardan düzmüş olan bilumum üç kağıtçılar oralarda da ibadullah...Ve, meblağ belirli miktarı geçti miydi, ‘nereden buldun’ sorusu sorulacak. ‘Kumbaradan çıktı’ cevabını da kimse yutmayacağından, ayıkla pirincin taşını!Dolayısıyla, duydum ki, başta ‘mafiosi’ler, bilumum hırlı - hırsız takımı şu sıra bazı mütevazi insanlara belirli bir yüzde teklif ederek, ellerindeki ‘kirli para’nın bir bölümünü onlar aracılığıyla ‘euro’ya çevirtir olmuşlar. İşte ben burada onlara sesleniyorum, telefon numaram gazetede mevcuttur, miktara göre saptanacak bir yüzde karşılığında emrinize amadeyim ve her türlü dövizinizi ‘euro’yla değiştirmekten kesem büyük şeref duyacaktır !* * *ŞAKA bir yana, başka bir haber karşısında şakkadak düşüp bayıltacaktım. Efendim, Fransız Merkez Bankası kalem defter hesap etmiş ki, tedavülde olması gereken beş yüz banknotluk frankların büyük bir bölümü ortada yoktur.Bunların da bilhassa posta servisi aracılığıyla ve çok kısa bir süre içinde ‘euro’ya çevrileceği tahmin edildiğinden, aralık - ocak, PTT elemanlarının Noel ve Yılbaşı tatilleri en asgariye indirilecektir.Hayır yanıldınız, burada üç kağıt falan söz konusu değil...Fransız dediğiniz son tahlilde köylü millet ! Can çıkar ama huy çıkar mı?Meğer altıgen ülkenin yurttaşları tüm AB devletleri içinde banka sistemine en az güvenen ulus olduğundan, ahalinin önemli bir bölümü dişinden tırnağından arttırdığı papelcikleri kontosuna yatıracağı yerde, hala ve hala ‘yastık altı’ nda saklarmış... Beş yüzlük kaimeler de işte bu yüzden sırra kadem basmış.Şimdi çaresiz bunlar yeni para birimiyle değiştirileceğinden, ister istemez, Paris öteki başkentlerinden daha yoğun biçimde seferber olacakmış...* * *PES ! Şu köylülük öyle genetik bir olay ki, bir iki kuşakta şehirli refleks edinmek mümkün değil... Be madam, bari popondaki dona gizleseydin!Sonra bunun mümkün olamayacağı kanaatine vardım ve acep bunlar beş yüzlük banknotlarını önce naylona falan sarıp, ardından da mahzendeki kamamber peynirinin mayası içine mi saklıyorlardı diye düşündüm. Maazallah, eski beş yüz franklar yakılana dek, papellerin bir süre istifleneceği bankası, postanesi, kasası leş gibi kokar ki, püf püf...Ama eğer birinci şık geçerliyse, koku derecesini ölçmeyi size bırakıyorum.Fakat galiba şu kesin, ‘euro’ veya ‘avro’, paranın kokusuzu yok !Eh bende de ondan yok, dolayısıyla hariçten gazel okuyan bu yazıma siz boş verin, 1 Ocak 2002'de AB ortak birime geçecekmiş, bana ne yahu !