GeriKelebek Fenerbahçe’de vedayı hak etmiştim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fenerbahçe’de vedayı hak etmiştim

Fenerbahçe’de vedayı hak etmiştim
refid:13316040 ilişkili resim dosyası

Spor yaşamına vedaya hazırlanan İbrahim Kutluay, Türkiye basketbol tarihinde geniş yer tutacak bir isim.

Sadece potaya isabet ettirdiği şutlarıyla değil, ilkeli, disiplinli tutumuyla da dikkat çekti bugüne değin. Farklı bir isim oldu hep.

Kendimi bildim bileli Fenerliyim

Babam sayesinde kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Babam Divan Kurulu üyesiydi. Üç yaşımdayken maçlara götürmeye başladı. Maçlara gide gele futbol sevgim arttı, ben de futbolcu olmak istedim. Arkadaşlarımdan bana İbrahim değil, Rummenigge ya da Maradona demelerini isterdim. Sekiz ay Fenerbahçe futbol takımına gittim. Sonra fiziğim nedeniyle beni basketbola yönlendirdiler. 1985’te basketbol seçmelerine girdim. O günden itibaren devam ettim. Lise 1’e geçtiğim yıl iyi basketbolcu olma hayaliyle günde 8-10 saat antrenman yapıyordum.

Akademiye devam edemedim

Özel Çavuşoğlu Koleji, basketbola ciddi yatırım yapıyordu ve Yıldız Milli Takımı’ndaki 12 oyuncunun  11’i oradaydı. Lise 2’deyken bana da oradan teklif geldi. Ben de o okula geçtim, İzmir’de, liselerarası dünya şampiyonluğu kazandık. Hayal gibiydi. Liseden sonra Spor Akademisi’ne girdim. Ama A Takımı’na çıktıktan sonra okula devam edemedim. İçimde ukde kalmıştı. Geçen sene aftan yararlanarak ikinci sınıfa geri döndüm.

O gece formalarla uyudum

91 yılıydı. 17 yaşındayım. Antrenör aradı: “Hemen Hüsnü Çakırgil’in evine gidip formalarını alıyorsun. Oğlu oldu yarın oynamayacak sen oynayacaksın” dedi. Çok heyecanlandım.Fenerbahçe A takımıyla maça çıkacağım kolay mı? Gece formalarla uyudum.

Kariyerimin doruk noktasıydı

1998’de Fenerbahçe’den ayrılmam herkesi şaşırttı, üzdü de. Altyapıdan yetişmiş, A takımında kaptanlık yapmış, milli takıma yükselmiş tek sporcuydum. Ama hayalim Avrupa’da oynamaktı. Yunanistan’da geçirdiğim o 4.5 sene kariyerimin doruk noktası oldu.  Yunanistan’da sıkıntılı maçlar oynadık, otobüsümüz taşlandı ama Türk olduğum için ekstra bir durumla karşılaşmadım. Hatta daha fazla ilgi duyuluyordu. Mantalite olarak da aynı kültürün insanlarıyız. Bu bana büyük avantaj sağlıyordu. Sportif başarıların dışında, Türk-Yunan dostluğuna katkılarımdan dolayı o dönemin Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu -şu anda Başbakan- gelip ödül verdi.

Egemen Bağış akrabam Başbakan dostum

Başbakanımız sporun içinden gelen bir kişi. Atina’ya geldiğinde görüşmüştük. Nikâh şahidimiz olmasını istiyorduk. Eşim Bursalı. Egemen Bey’in eşiyle kuzenler, akrabalığımız var. Sağ olsun o bize destek oldu. Başbakan nikâh şahidimiz olarak bizi onurlandırdı, dostluğumuz böyle başladı. Siyasete çok uzak değilim. Spordan gelen bir lider özelliğim ve hırsım da var. Bu yola girmek istersem başarabileceğime inanıyorum.

Şalteri indirip kovarlardı

Genç takımda oynarken, A takımıyla antrenmanlara da çıkıyordum. Her antrenmanda benden büyüklerle korkmadan rekabete giriyordum. Sabah müstahdemlerle beraber salona girerdim, akşam şalteri indirip öyle kovarlardı. Okuldan çıkınca arkadaşlarım kafeye, restorana giderdi, ben antrenmana. Arkadaşlarım tatilde Bodrum’a, Marmaris’e giderdi. Ben onlara özenmezdim.

Yanlış takım seçmiş olabilirim

31 yaşında NBA’e gittim. O yaşta NBA’e giden bir ya da iki kişi vardır. Takım seçimimde hata yapmış olabilirim. Seattle’da çok fazla oynama şansı elde edemedim. Ben şutörüm ve NBA’in en iyi şutörü Ray, takımda oynuyordu, kontrat yılıydı. Keza Rashard Lewis de benim pozisyonumda oynuyordu. Şanssız bir sene geçirdim, ısrar etmeden Panathinaikos’a döndüm. Zaten ispatlamışım ispatlayacağımı.

Kariyerimin doruk noktasıydı

1998’de Fenerbahçe’den ayrılmam herkesi şaşırttı, üzdü de. Altyapıdan yetişmiş, A takımında kaptanlık yapmış, milli takıma yükselmiş tek sporcuydum. Ama hayalim Avrupa’da oynamaktı. Yunanistan’da geçirdiğim o 4.5 sene kariyerimin doruk noktası oldu.  Yunanistan’da sıkıntılı maçlar oynadık, otobüsümüz taşlandı ama Türk olduğum için ekstra bir durumla karşılaşmadım. Hatta daha fazla ilgi duyuluyordu. Mantalite olarak da aynı kültürün insanlarıyız. Bu bana büyük avantaj sağlıyordu. Sportif başarıların dışında, Türk-Yunan dostluğuna katkılarımdan dolayı o dönemin Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu -şu anda Başbakan- gelip ödül verdi.

İşinin zirvesindeyken Yunanistan’a geldi

Demet (Şener) hayatımda çok şey değiştirdi. Bir kere çok güzel bir aile olduk. Yunanistan’a gitmeyi teklif ettiğimde Demet işinin zirvesinde bir modeldi. Kabul etmesi büyük bir özveriydi. Evlendiğimizde aldığı hediye çok özeldi. Zor bulunan, güzel bir saat. Artık aramızda hediyelerin önemi yok. En güzel hediye iki çocuğum.

İki kere burnumu yaptırdım

Burnuma zevk için estetik yaptırmadım. 1996’daki Fenerbahçe-Darüşşafaka maçında Jackson adlı Amerikalı oyuncu olmadık yerde bir dirsek attı. O an bayılmışım. Burnum dağılmıştı. 5.5 saatlik bir operasyonla düzelttiler. Burnum bir de 2002’deki bir milli maçta kırıldı, yine ameliyat oldum.

Kötü maçtaki ayakkabıyı atarım

Sahaya sağ adımla çıkmak, maçtan önce aile bireylerimle konuşmak, dua etmek gibi alışkanlıklarım vardı. Her maçta uğurlu çoraplarımı giyerdim. Atina’ya giderken götüremeyince çok üzülmüştüm. Bir de ayakkabı takıntım vardı. İyi oynayamadığım ya da çok sayı atamadığım maçta giydiğim ayakkabıyı atardım.

Uzmanlara danışırım

Sporculuk kısa bir süreç. Ciddi paralar da kazanıyoruz. Önemli olan bunu doğru kullanıp, doğru yatırımlar yapıp, geleceğinizi düzgün şekillendirmektir. Elimden geldiğince akıllı, doğru yatırımlar yapmaya çalıştım. Kayınbiraderimle, Kadife adlı bir restoran açtık. Yatırım uzmanlarından yardım alarak gayrimenkulle ilgileniyorum.

FENER’de noktalamak hakkımdı

Ayrılırken, 100. yılda Fenerbahçe formasını giymek istediğimi ifade etmiştim. Fakat o sene askerlik nedeniyle yurtdışına gittim. Askerlik sonrasında döndüğümde Aydın Örs’ün yerine Tanjevic getirilmişti. Tanjevic, takımda gençlere yer vermek istediğini söyledi. Bu forma altında basketbol yaşantımı noktalamak istediğimi anlattım. Benimle aynı görüşte olmadığını söyledi. Biraz da kırıldım. Basketbol yaşantımı FB’de noktalamayı hak ettiğimi düşünüyordum. Basketbol Şube Sorumlusu Mahmut Uslu’ya anlattım o da antrenörün fikrine saygı duyduklarını söyledi. Fazla zorlamanın anlamı yoktu. İki ezeli rakibimizden de teklif aldım ama gitmeyi doğru bulmadım. “Milyonlarca dolar verseler de Galatasaray’da oynamam” sözümün arkasında durdum. Basketbolu bırakmaya da hazır değildim, geçen sene İTÜ’de oynadım.

Vintage saat biriktiriyorum

Yeni modelden ziyade klasik, vintage saatler seviyorum. O saatleri takas yapıyorum, alıyorum. Favori markam Breguet. Patek Philippe’i de seviyorum. Tek tek ayarlarım, onlarla uğraşmayı severim. Bir arkadaşım vasıtasıyla çağdaş Türk resimleri toplamaya başladım. Haluk Akakçe, Devrim Erbil, Ömer Uluç resimleri aldım. İleride bir koleksiyonumun olmasını arzu ediyorum. Bir de spor araba zevkim var. Performansını pistte denerim, şehirde sürat yapmam. Eşim de Audi Q7 kullanıyor. Benim siyah bir Ferrarim ve günlük yaşam için bir Mercedes’im var.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle