GeriKelebek Evet, devlet de adam çıkarır
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Evet, devlet de adam çıkarır

BÖYLE bir yazı yazmak aklıma gelmemişti.Ancak geçen hafta Ankara'da bir arkadaşımdan şu sözleri işitince, yazmamın şart olduğunu anladım.Eşi üniversite profesörü olan arkadaşım şöyle diyordu:‘‘Hayatımda ilk defa eşimin devlet memuru olmasından dolayı mutluyum.’’MUTLULUĞU PAYLAŞMAKZannediyorum, bugünlerde çok sayıda memur bu duyguyu taşıyordur.Özel sektörde işten çıkarılanların listesi büyüdükçe, bu duygunun da ona paralel olarak büyümesi normaldir.Bu duyguyu kıskanıyor da değilim.Ama bu kendini ‘‘güvende hissetmek’’ duygusu üzerine biraz düşünmemiz gerekir.Arkadaşım mutlu olabilir, ama biz toplum olarak bu mutluluğu ne ölçüde paylaşmalıyız?Ben kıvırtmadan görüşümü söyleyeyim:Devlet de işten insan çıkarabilir.Daha ötesi, gerektiğinde çıkarmalı.Çünkü, gereğinden çok, çok daha fazla sayıda memurun bu mutluluk duygusunun bedelini bütün toplum ödüyorsa, o mutluluğun kolektif hale gelmesi mümkün değildir.Olsa olsa, imtiyazlı bir azınlığın mutluluğu olur.Son yıllarda iş hayatı bakımından beni en çok etkileyen olay, 11 Eylül'ün ertesi günü Amerikan uçak şirketlerinin aldığı dramatik karar oldu.Amerika, belki de tarihinin en büyük travmasını ve duygu beraberliğini yaşarken, havayolu şirketleri, bu duygusal ortamı hiç dikkate almadan 100 bin kişinin işine son verdi.Ertesi gün, daha ertesi gün takip ettim.Hiç öyle büyük tepkiler ortaya çıkmadı.VEDA İKLİMLERİBugün Türkiye'de bütün şirketler hızla küçülüyor.Çünkü yaşamak için başka yolları yok.Sadist duygu taşımayan hiçbir yönetici, bir insanı işten çıkardığı için mutlu olamaz.Her toplu işten çıkarımda, müesseseleri kökten etkileyen dramatik sahneler yaşanır.Arkadaşların vedaları, o müessesenin iklimini en azından bir iki ay yas havasına sokar.Şimdi oturup kendi kendimize ve başkalarına soralım.Özel sektör, yaşamak için bu trajedilere katlanıyorsa, devlet niye katlanmayacak?Üstelik, Türkiye'nin bu hale gelmesinin asıl sorumlusu, özel şirketlerden çok hantal bir devlet ve beceriksiz yöneticileri ise biz bu soruyu niye soramayacağız?YANLIŞ ANLAMAYINBen diyorum ki sormalıyız.Çünkü özel sektör, her geçen gün biraz daha ‘‘zalim adam’’ kılığına bürünürken, devletin, ne pahasına olursa olsun ‘‘müşfik baba’’ rolünü sürdürmeye çalışması toplumsal bir haksızlığa yol açıyor.Devlet ‘‘müşfik babalığı’’ oynamak istiyorsa, bunu kendi imkánlarıyla yapacak.Bu şefkati, bizim her gün biraz daha artan, biraz daha acıtan ve bizi yaşayamaz hale getiren vergilerimizi, eğitime, sağlığa, sosyal refaha, yollara, elektriğe harcayacak yerde, bir ‘‘işsizlik sigortası’’ gibi kullanacaksa, bizim de çok haklı bir itiraz nedenimiz vardır.Yanlış anlamayın.Ben kimsenin ekmeğiyle oynansın demiyorum.Kimseye haksızlık edilsin demiyorum.Tam aksine, bu ülke eğer bir cehennem sınavından geçiyorsa, buradaki külfeti birlikte paylaşalım diyorum.Herkes biliyor ki, Türkiye'de devletin küçülmesi gerekiyor.Herkes biliyor ki, Türkiye'de gereğinden çok fazla memur var.Herkes biliyor ki, bu kadar fazla memura rağmen vatandaşın devlet dairelerindeki işleri iyi yürümüyor.Soruyorum: Özel sektörde çalışan insanların iş performansı iyi değilse işini kaybediyor.Devlette işini iyi yapmayan memurun niye sonsuza kadar iş garantisi olsun?Evet, birisi çıkıp bana makul bir cevap versin.Bu sözlerin çok katı ve çok acımasız gibi göründüğünü herkesten daha iyi biliyorum.Ama unutmayalım ki, yaşadığımız ekonomik krizin gerçekleri bundan çok daha katı ve acımasız.ŞEFKAT İMTİYAZIO nedenle, ekonomide ‘‘zalim özel sektör’’, ‘‘şefkatli devlet’’ ayrımından vazgeçmeliyiz.Çünkü devleti küçültemezsek, bütün ekonomiyi küçülteceğiz. Bunun sonu da hepimizin işsiz kalması demektir.