GeriKelebek Etik vakfının kendisi bir etik tartışma konusu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Etik vakfının kendisi bir etik tartışma konusu

Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı’nın (TEDMER) kuruluşu 2002 yılına rastlıyor. Haksız rekabeti önlemek, iş dünyasına kalite ve etik standart getirmek için kurulmuştu. Vakfın kuruluş senedini yazan Bülent Şenver, o günlerde Sakıp Sabancı’ya hedeflerini anlattığında ‘Göle maya çalıyorsunuz’ cevabını almıştı.

Şenver aldırmadı, ‘Ya tutarsa’ dedi, vakfı kurdu. Yıl 2004, Bülent Şenver’e vakfın yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmesi ‘tavsiye edildi.’ Birkaç ay önce Türkiye’nin

gündemini altüst eden Roche olayı, etik vakfını da karıştırmıştı. Çünkü Roche’un genel müdürü Faruk Yöneyman, aynı zamanda TEDMER’in de yönetim kurulu üyesiydi. Vakıf yönetim kurulunun çoğunluğu, olayda etik dışı bir nokta bulamadı. Şenver ise vakfın ilk önemli sınavında üzerine düşeni yapmadığını söylüyordu, yönetim kurulundan ayrılmak zorunda kaldı. Kimbilir, belki de Sabancı haklıydı. Türkiye çarpıklıklarıyla büyük bir göldü, TEDMER’in mayası kendine bile yetmemişti.

TEDMER’de sıkıntı ağustos ayında Roche skandalının patlak vermesiyle başladı. Firma, hakim olduğu kanser ilacı piyasasında, kendi ürünü Neorecormon’u üç ecza deposuna 90 bin liradan, SSK’ya ise 216 bin liradan satmıştı. İlaç sektörü bir anda büyük bir tartışmaya sahne oldu. Basın, ilaç firmaları, Sağlık Bakanlığı herkes bir şey söylüyordu, çoğunluk Roche’un devleti haksız yere zarara uğrattığını iddia ediyordu. Konu yargıya yansıdı, davalar halen devam ediyor.

Olay, tam da TEDMER’in çalışma alanına giren, kuruluş amacına uygun olarak bir yorumda bulunacağı cinstendi. Çünkü Roche serbest piyasa koşullarına göre belki gerçekten de böyle bir satış yapma hakkına sahipti. Ve birçok uzmana göre mahkemeden de beraat edecekti. İyi de ya işin etik boyutu?

İlginç bir şekilde, TEDMER bu konuda hiçbir yorum yapmadı. Uzun süre sessiz kaldı. Ve bir süre sonra araştırıldığında, ilginç bir durum ortaya çıktı. Roche tartışmasının kahramanı genel müdür Faruk Yöneyman, aynı zamanda TEDMER’in de yönetim kurulu üyelerinden biriydi.

TEDMER, kamuoyuna karşı olayda sessiz kaldı ama TEDMER’in içi her geçen gün kaynıyordu. Sorun çıkaran ise, vakfın kurucusu, yönetim kurulu üyesi Bülent Şenver’di. ‘Vicdanı rahat etmediği’ için sessizlik politikasına karşı çıkıyordu.

FARUK BEY HATALI OLSA ROCHE ONU ORADA TUTMAZ

‘Roche olayı patlak verdiğinde, yönetim kurulu toplantısında bu konudaki düşüncelerimi açıkladım. Olayın üzerine gitmek, bizim özel görevimiz, dedim. En azından yönetim kurulu olarak kendi vicdanlarımızı rahat ettirecek bir inceleme yapmamız, sonucunda da bir karar almamız gerekir, dedim.’

Şenver’in araştırma yapılması yönündeki önerisi, toplantıda kısmen kabul gördü. Tamam, ‘araştırma’ yapılacaktı. Bir yönetim kurulu toplantısında Faruk Yöneyman dinlenecek ve işin ‘aslı’ ortaya çıkarılacaktı.

Vakfın yönetim kurulu, Yöneyman’ı ifade vermek üzere çağırdı. 2 saatten fazla süren toplantıda sorular yöneltildi, o da belgelerle cevap verdi. Kurul üyelerinden Semra Baysan’ın söylediğine göre, Şenver, o gün Yöneyman’a 40’ı aşkın soru sordu. Toplantı bittiğinde ise ‘Cevaplar beni tatmin etmedi’ diye bir şey söylemedi.

Şenver ise yaşadıklarını daha sonra anlatırken, toplantıda susmakla birlikte vicdanının hiç rahat olmadığını söylüyordu. İncelemenin bağımsız kurullarca yapılması kanısındaydı. Düşüncesine yönetim kurulundan hiç destek bulamadı. Başta başkan Şaban Erdikler olmak üzere yönetim kurulu üyeleri kararını vermişti. ‘İlaç sektöründeki şahsi deneyimi ve Faruk Bey’in paylaştığı belgeler ışığında, Roche etiğe aykırı bir işlem yapmamıştı.’

Olayın ihale kanunundaki çarpıklıklardan kaynaklandığını düşünen Prof. Sabih Tansal da, Erdikler gibi düşünüyordu: ‘Roche, ilacı SSK’ya fahiş fiyatla satmadı. O devletin belirlediği fiyat. Ayrıca yekün, genel satışın çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Zaten Faruk Bey’in şahsi olarak bir hatası olsa Roche bir dakika bile onu orada tutmaz.’

ŞENVER MEMNUN OLSUN DİYE POPÜLİZM Mİ YAPALIM

Toplantıda ipler gerilmişti. Şenver inceleme yöntemine itiraz ettikçe kurulun diğer üyeleri ‘ona kötü kötü bakıyordu’. Şaban Erdikler’e göre Bülent Şenver’in vicdanının rahat etmemesi konusu ise tam bir popülizm örneğiydi. Onlar kurul olarak neredeyse kahramanlık yapıyor, tamamen temiz olduklarına inandıkları Yöneyman’ı destekliyorlardı. Ne yani, Şenver’i memnun etmek için Roche etiğe aykırı davrandı mı, demeleri gerekiyordu? İnanmadıkları bir şeyi sadece TEDMER’in saygınlığını kurtarmak için yapmalı mıydılar?

Sessizlik devam edince, ikrara giren derin sükutu Şenver kendi bozmaya karar verdi. Eylül ayı içinde CNN Türk’teki Gece Görüşü programına katılıp, Roche ile ilgili açıklamalar yaptı ve olayın etik yanını yorumladı. İşte TEDMER ile Şenver arasındaki ipler de o zaman koptu. Şenver programda sunulan fırsatı kullanmış, tüm bildiklerini anlatmıştı. Roche olayıyla ilgili ne gibi kararlar alınabilir, diye sorulunca cevap vermişti. ‘O gün bana programda ne sorulduysa yanıtladım. Bunda ne gibi bir sakınca olabilir ki! TEDMER gizlisi saklısı olmayan şeffaf bir kurum olmalı...’

Vakfın yönetim kurulu üyeleri Şenver’in artık sınırı aştığı kanısındaydı. ‘Kendisine verilen özel belgeleri açıklaması bir yana, bir de onları saptırarak garip bir tablo çizmişti.’ Hatta bu şekilde ‘etik’ davranmamıştı. Sonuçta Başkan Şaban Erdikler, yönetim kurulu üyelerinin talebini yerine getirdi. Şenver’e ‘İstifa et’ dedi.

Erdikler, Roche olayında yasaya aykırı hiçbir şey bulunmadığını tekrarlamaktan, Faruk Yöneyman’ı niçin desteklediğini anlatmaktan çok sıkılmış. ‘Siz de öyle bir soruyorsunuz ki, sanki biz hepimiz yanlış yapmışız, tek Bülent Bey doğru. Düşüncelerimi tekrarlamaktan utanıyorum artık’ diyor.

KIZIMI HAYIRSIZ BİR DAMADA KAPTIRDIM

Bu arada Yöneyman ile aralarında yakın bir ilişki olduğu ve Yöneyman’ın icraatıyla ilgili olarak Roche’un genel merkezinden istenen denetleme raporlarının hazırlanmasına aracılık ettiği iddiaları için ise şunları söylüyor. ‘Bir defa Faruk Bey ile aramızda çok yakın bir ilişki olduğu doğru değil. Arkadaşımdır evet ama mesela Bülent ile ben daha yakın arkadaşım. Roche’un SSK olayı nedeniyle yaptırdığı iç denetlemeyi (internal audit) benim eski şirketimin yaptırmasıyla ilgili olarak ise... Evet Faruk Bey beni aradı. Ben de tanıdığım denetçi arkadaşlarıma, Roche’un böyle bir talebi var, ilgilenin, dedim. Tek yaptığım budur. Ama ben denetlemeyi yapan söz konusu şirketten, yani Ernst&Young’dan Ocak 2004 itibarıyla çoktan ayrılmıştım. Sadece aracı oldum.’

Şenver ise Roche’la ilgili tutumun vakfın saygınlığını yerle bir ettiği kanısında. Yönetim kurulunun talebi üzerine geçen hafta görevinden istifa etti. Yine de, sanki vakıf yönetiminden ayrılmamış gibi konuşuyor: ‘Öyle olaylar oldu ki, büyük yara aldık. Şimdi TEDMER olarak çıkıp biz aslanız, kaplanız desek kim inanır? Çözüm konusunda görüş ayrılıkları var. Bazıları susmaktan yana, ama ben değilim. YASED (Yabancı Sermaye Derneği) ya da TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği) susabilir. Biz böyle şeylerle baş etmek için kurulduk. Susamayız.’ Neden ‘biz’li konuştuğunu ise şöyle açıklıyor: ‘TEDMER benim çocuğum. Bir süreliğine hayırsız bir damada vermiş gibiyim ama o hálá benim evladım.’

FRANK NAVRAN (Washington Etik Değerler Merkezi)

Bu olay ders çıkarmak için iyi fırsat

TEDMER’in içi, Roche olayı sonrası bu kadar karışmışken, Amerikalı etik değerler uzmanı Frank Navran da tam bu sıralar Türkiye’ye geldi. TEDMER’in konuğu olarak ders vermek üzere iki yıldır Türkiye’ye gelen Navran, geçen hafta 13. Ulusal Kalite Kongresi için İstanbul’daydı. Şirketlere etik konusunda danışmanlık veren Navran’a, fırsat bu fırsattır deyip TEDMER’de yaşananları sorduk. n Ayten SERİN

Bir ilaç şirketinin, devletin sağlık kuruluşuna normalden yüksek fiyatla ilaç sattığı ortaya çıktı. Firmanın en üst yöneticisi de hálá vakfın yönetim kurulunda görev yapıyor. Bu durum sizce ne kadar etik?

- Her skandal bir şeylerin yanlış olduğunu göstermez. Bazen skandallar bilmediğimiz bir işleyiş konusunda da bize bilgi verebilir. Olayı tam bilmediğim için bu konuda net bir yorumda bulunamam.

Peki, böyle bir durumda bir etik kuruluşunun üyesine nasıl davranması gerekirdi?

- 18’inci yüzyıl İngiliz adalet sisteminde suçlu olduğunuz iddia ediliyorsa, masumiyetiniz kanıtlanana kadar hapiste kalırdınız. ABD yasal sisteminde ise suçluluğunuz kanıtlanana kadar özgürsünüz, tabii suçunuz bariz olarak ortada değilse. Bir sivil toplum örgütünün yönetim kurulu üyesi hata yaptığında, kanıtlar ikna ediciyse istifa etmelidir. Ama önce olayın skandal olduğuna emin olmak gerekir.

TEDMER yöneticileri suçlanan üyeyi dinleyip, suçsuzluğuna kanaat getirmişler. Kişisel kanaat yeterli mi?

- Bu tür durumlar, toplumsal dersler çıkarmak için iyi fırsattır. TEDMER’in durumuna baktığımızda, bir yönetim kurulunun sorumlulukları nelerdir ve yönetim kurulu üyelerinin özellikleri neler olmalıdır, bir şirket ne yaptığında yönetim kurulundan çekilmelidir, gibi konular tartışılmalıdır.

KİM, KİMDİR?

Faruk Yöneyman
: Roche İlaç Şirketi’nin yönetim kurulu başkanı. Bülent Şenver: Bağımsız denetçi ve yönetim müşaviri. Uzun süreli bir bankacılık kariyeri var. Şu anda Boğaziçi, Bilgi ve Yeditepe Üniversiteleri’nde dersler veriyor. Şaban Erdikler: Ernst & Young’dan ayrıldıktan sonra kendi yeminli mali müşavirlik şirketini kurdu. Ayrıca YASED’in de başkanı. Sabih Tansal: 2000-2004 arası Boğaziçi Üniversitesi rektörüydü. Halen Boğaziçi’nde elektronik mühendisliği bölümünde öğretim üyesi. Semra Baysan: Merck Sharp & Dohme İlaç Şirketi’nin dış ilişkiler koordinatörü.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle