GeriKelebek Erotik Liderlik (Erotic Leadership) (1)
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erotik Liderlik (Erotic Leadership) (1)

Yaşam, bir lider olabilme sanatıdır. Galaksilerdeki yıldızlar, bitkilerdeki moleküller, eşyadaki atomlar ve insandaki hücrelerin hepsi kendi içinde dengeli bir yaşam sürer. Bu dengeyi yalnızca insanın insana hükmetme savaşı bozuyor. Çünkü, insanın karakterindeki hava, su, toprak ve ateşin liderlik kavgası durmak bilmiyor. Yaşamak için lider olmak gerekiyor. Peki ya lider olmak için?

O kadar çok liderlik çeşidi var ki; hangisi olmalıyız acaba? 360 derece liderlik, bütünsel, davranışsal, durumsal, duygusal, entelektüel, içten, izleyici, koruyucu, yaratıcı, ruhanî, siyasî, askerî, vizyoner liderlik?

 

Ünlü liderlik gurusu Paul Bons, liderliği, etkileme fonksiyonu olarak görür ve bu etkiyi en verimli kılan öğeyi motivasyon olarak açıklar. Liderlik, yetenekleri en etkili şekilde motive etme fonksiyonudur. Bernard M. Bass ise bilgi ağırlıklı bir bakışı önemser. Ralph M. Stogdill, Bass ile yaptıkları çalışmada liderliği, “İnsan doğası ile ilgilenme sanatı” olarak açıklar.

 

İnsan doğası… İnsan doğasında en karşı konulmaz dürtü, erotizmdir. Çünkü içinde en güçlü üç insanî dürtüyü de barındırır; sevgi, hayal ve korkuyu. Ünlü liderlik gurularının liderliğe “insanları etkileme sanatı” olarak bakmaları da işte bu yüzdendir.

 

Liderlik; “Bir amaç belirleme ve başarma doğrultusunda bir araya gelmiş takımın faaliyetlerini etkileme süreci.” olarak tanımlanıyor. “Takımın işlerini koordine etme ve yönetmede takınılacak davranış biçimi.” Etkileme sürecindeki davranışlar. Etkileme, doğal olarak hükmetmeyi de beraberinde getirir. Hükmetme amacıyla yola çıkanlar, “kontrolsüz güç, güç değildir” ilkesi gereği, önce kendilerini etkilemelidir. Yoksa, bağımlı bir kitle oluşturmaları, karizmatik etkileri ve entelektüel uyarımları gerçekleşemez.

 

Liderliğe, hükmetmekten çok, bir etkileme süreci olarak bakıyorum. Ve bu etkiye yeni bir duygu, yeni bir heyecan, yeni bir aşk yüklemek gerektiğini düşünüyorum. Nerede, ne işi yaparsan yap, sevmek yaşamanın ilk şartı değil mi? O halde liderliğe sevgi katmak gerek. Evdeki, okuldaki, şirketteki, siyasetteki, uluslararası ilişkiler, spor, sanat ve müzikteki liderliğe sıradışı bir sevgi katmak gerek. Biraz erotizm yüklemek gerek.

 

Erotizm? Erotik liderlik? Neden olmasın? Bence mükemmel!

 

Erotizm liderliğe uyar mı?

 

Siyasette aday belirlenirken, iş dünyasında eleman alınırken, satış ve pazarlamada ürün satılırken, reklamda tanıtım yapılırken, modada kıyafet tasarlanırken, kişisel cazibe hep ön planda tutulmuştur. Erotik; cinsel haz ve zevk vermek, cinsel açıdan memnun etmek, istekli olarak hoş ve görünür bir şekilde heyecan uyandırmak, yumuşak ve etkili bir şekilde dokunup, kişide hoş bir duygu ve hareket uyandırmak ve en nihayetinde cinsel bir sevgi ve istek uyandırmaktır. Ama aslında erotik; kutuplar arasında temas kurmak, ilişkiye ve iletişime geçmek için bir çeşit elektrik üretmektir. Bir şekilde durağanlaşan tansiyonu, gerilimi bir iletişim ile serbest bırakmaktır. Etkileyici olmak ve etkilemektir. Liderler bu etkileme sürecinde, şimdiye kadar hep vizyon, misyon, strateji, ilke, inanç ve ideallerine odaklandılar. Ama şimdi bütün bunların yanında kendi erotizmine odaklanmaları kaçınılmaz oldu.

 

Günümüzün televole kültüründe, erotizm uçkurla özdeştirilse de, Sheakespear’in şiirselliğini, etkilemeyi, aklı, ruhu, kalbi, heyecanı, aşkı, sevgiyi, hasreti, özlemi, arzuyu ve Kerem’in Aslı’ya duyduğu duyguyu ve tutkuyu ifade eder. Bunların olmadığı bir ilişki, erotik değil, pornografiktir. Dolayısı ile, erotik liderlik, pornografik cinsellik değildir.

 

Bu itibarla Batı dünyasının aydınları, erotizmi iletişimi yönlendiren bir bilgi ve güç kaynağı olarak açıklamışlardır. Yaşamımızdaki bazı güçler gizli, bazıları ise aşikârdır. Hayatımızda, kullandığımız ve kullanmadığımız, farkında olduğumuz ve olmadığımız birçok güç var. Erotik liderlikle, bu gizli ve açık güçlerin birleştirilip, uygulandığı muhteşem bir yeni yönetim tarzını ifade ediyoruz.

 

Duygusal ve kişisel etki zinciri

 

Erotik kelimesi Yunanca’daki eros (mitolojideki aşk tanrısı) kelimesinden gelir ki sevgi, muhabbet ve aşk demektir. Ruhun kendisinden lezzet duyduğu şeye meyletmesidir. Kuvvetli bir his ve aşırı heyecan demektir. Hassas, duygusal, fiziksel ve ruhsal açıdan güçlü bir kişiliği ve duyarlılığı ifade eder. Bunun yanında zihinsel, entelektüel ve duygusal boyuta da sahiptir.

 

Pornografik kelimesi ise, Yunanca porn kelimesinden gelir ki fahişelik, fuhuş, kadının cinsel amaçla satışı ve kullanımı anlamındadır. Hissiz bir duygudur. İğrenç, itici, kaba, zorba, istilacı, içi boşaltılmış, alçaltılmış ve insanlıktan uzak aktiviteleri içerir. Bu sebepledir ki anglo-sakson hukukundan medenî hukukumuza girmekte olan, evlilikte tecavüz olgusu, erotizmin olmadığı, isteksiz, hissiz ve duygusuz ilişkileri suç kabul etmektedir.

 

İşte erotik liderlik, liderin takımı etkileme sürecindeki davranışlarına erotizm katıyor. Erotik liderlik, bedensel özelliklerin yanında, duygusal, entelektüel, ruhsal ve zihinselunsurları önemsiyor. Karşı cinse bedensel açıdan bir bakışımız vardır. Bu doğru. Ama dışsal, fiziksel ve bedensel özelliklerin ötesinde; içsel, ruhsal ve bilişsel bir bakış açısı daha da doğrudur.

 

ABD’de bir yayınevi “Tam Yeni Akit” (The Complete New Testament) adı ile İncil’in yeni bir versiyonunu yayınladı. Revolve adı verilen ve daha çok bir genç kız dergisi görünümünde olan dergiye, dünya medyası çok büyük ilgi gösterdi. Çünkü gırtlağına kadar pornografiye boğulmuş genç kitleye, spiritüel anlamda yeni bir erotizm tarzı sunulmalıydı. Daha önce yine literatüre bizim tarafımızdan kazandırılan erotik öğrenme (erotic learning) konseptine de uyan bu yaklaşım; spirütüel bir dergide bile kişisel erotizminizin ön plana çıkmak zorunda olduğunu göstermesi açısından enteresan bir örnektir.

 

Erotik lider, yaşamında; bakma, konuşma, dokunma, hissetme ve etkileme yöntemiyle kıyafetten davranışa bütünsel olarak kullanacağı kendine has, özel bir cazibeye sahiptir. Ama aşkın, ihtirasın,aklın, duygunun, sevginin, arzunun, tutkunun, bilginin ve ruhun olmadığı bir beden, tamamen plastikkalır. Bu açıdan erotik liderlik; sevme sanatını özümseyen ve uygulayan bir liderliktir.

 

Liderlikte, yasal ve bürokratik bir etki zinciri vardır. Ama erotik liderlikte duygusal ve kişisel bir etki zinciri vardır. Klasik lider tiplerinde ilişkilerde, daha çok halkla ilişkiler ağır basarken, erotik liderlikte imaj yönetimi, algı yönetimi ve hatta itibar yönetimi merkezdedir. Liderler takımdaşlığı, kurumdaşlığı ön planda tutarken, erotik liderlikte gönüldaşlık ve sevgidaşlık vardır.

 

Son dönemde Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiyelilik bilincini” kullanması bir gönül adamlığı eseridir. Milliyetçi kavramlarda karizma vardır, ama bu ifadede ince bir aşk vardır. Yöneten ve yönetilen ifadesi yerine, seven ve sevilen ifadesi vardır. Hatta Mevlana’nın “Her ne olursan ol, yine de gel.” sözü vardır. Pasaporttaki tabiyet yerine, gönüldeki bağlılığı özendiren bir yaklaşım. Bugün dünyanın tartışmalı bile olsa en egemen gücü ABD’de bu bilinçle yükselmedi mi zaten?

 

Kazanan ve kaybeden liderler

 

Tansu Çiller Başbakan olduğu 1994 yılında Kuşadası'ndaki villasında havuz kenarında güneşlenirken, mayolu haliyle bir paparazzi objektifine yakalanmıştı. Siyah beyaz bir mayo, mayo ile uyumlu geniş bir yastık ve mayo ve yastıkla tam örtüşen bir plaj havlusu. Yanında gençliğin sembolü kutu pepsi. Ayağında zarif bir terlikle uzandığı suyu alınmış havuz dibinde, Çiller’de erotizmin ürkek ceylanvarî bir kaçışı vardı sanki. Bu feminen kaçış, ürkeklik ve tedirginlik halka çok sevimli geldi. Çünkü hem çok masum, hem de çok etkiliydi.

 

Çiller’in seçimleri kaybetmesindeki en büyük etken, bu feminen ürkekliği (biraz da Demir Leydi Margaret Thatcher’a özentisinden dolayı) hiddetli ve hırçın bir sinirliliğe çevirmesiydi. Demirel’in o uysal, sempatik ve nazlı kızı Çiller’in bu feminen bedene giydirdiği maskülen maçoluk tarzı bizden çok, Thatcher’in yıllar boyu İngiliz aristokrasisi ve kraliyet ailesine uygun bir tarzdı. İngiltere’de tutulması da bu yüzden çok doğaldı. Şimdi aynı tarz Tony Blair tarafından devam ettiriliyor.

 

Bülent Ecevit’in 28 Eylül 2002’de Başkan Bill Clinton ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmede objektiflere takılan pozun, halkımızı derinden etkilemesinin en önemli nedeni; görüşmedeki erotizmin bir “sahip ilişkisine” dönmüş görüntüsü vermesidir. Unutulmamalıdır ki, liderlikteki el pençe divan durma, kişisel cazibeyi kaybetme ve beden dilinin yanlış kullanımı seçmenin gözünden asla kaçmaz.

 

Üstelik kişisel imajın zayıf olduğubir anda objektiflere yakalanıp, sonrasında da değişik kişisel problemler dolayısı ile kamuoyuna fiziksel, bedensel, zihinsel ve kişisel açılardan zayıf bir imaj yansıtılırsa, seçmen nezdindeki karizmanız sarsılmış olur.

 

(Not: Hafta Erotik Liderlik 2 ile liderliğe kişisel cazibe penceresinden bakmaya devam edeceğiz)

 

Münir Arıkan


Yorumları Göster
Yorumları Gizle