GeriKelebek Emre, karından korkma
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emre, karından korkma

Hülya Koçyiğit ile Selim Soydan’ın sadece mutlu bir evlilikleri yok! Onlar aynı zamanda ilk günkü kadar birbirlerine aşık, birbirlerini bugün bile ‘sevgili’ olarak kabul eden bir çift. Hemen yanlarında oturan, bugünün kuşağından, manken Aysun Kayacı ve futbolcu sevgilisi Emre Aşık ise yedi yıldır gözleri birbirlerinden başkasını görmeyen bir diğer örnek çift. İşte iki kuşak ve işte aşk!

İKİ ERKEK DE SEVDİKLERİNİN PEŞİNDEN ÇOK KOŞTU

Selim Soydan:
Hülya beni görmedi, onu ilk ben gördüm ve gördüğüm günden itibaren de çok istedim. Çok ama çok koştum peşinden. Bu koşma tam 365 gün sürdü. Çok ısrarcı oldum. Ancak o her seferinde ‘Yapma, bu kadar ısrarcı olma. Benim sorumluluklarım var. Seni tanımıyorum’ diyerek hep benden kaçtı. Ben ise ‘Beni bir tanı, nasıl bir insan olduğumu gör, ondan sonra belki kararın değişir’ diyerek yılmadan, ısrarcı olmaya devam ettim.

Hülya Koçyiğit: Zaten Selim bana direkt olarak evlenme teklifiyle geldi. Yani, ‘Gezelim, bak ben senden hoşlanıyorum, flört edelim’ gibi bir şey hiç söylemedi. Hemen evlenmek istedi. Bizim nişanlandıktan sonra başbaşa kalma imkanımız oldu. O nişanlılık süresi içinde Selim’in karakterini, ailesini daha yakından tanıdım. Annem, ‘Önce ailesini görelim, ondan sonra karar verelim’ dedi. Önce aileler birbirleriyle tanıştı. Sonra bir gün annem bana, ‘Bu ailenin içinde yetişmiş birisi sıradan olamaz. Onlardan çok şey kapmış olmalı’ dedi ve evlenmemize izin verdi. 11 Nisan’da nişanlandık ve 5 Temmuz’da da evlendik.

Emre Aşık: Ben de Aysun’un peşinden çok koştum. Onu ilk kez bir TV programında gördüm. Görür görmez de aşık oldum. Ancak bir türlü tanışma fırsatımız olmadı. O dönem İstanbulspor’da oynuyordum. Birgün arkadaşlarımızla CNR’daki Ev ve Tekstil fuarına gittik. Baktım Aysun’da orada. O sırada Televole muhabirleri arkadaşımdı. İçlerinden bir tanesine, beni Aysun ile tanıştırmasını rica ettim.

Aysun Kayacı: O Televole muhabiri benim yanıma geldi, futbol ve Emre ile ilgili sorular sormaya başladı. Ben de futbol ile hiç ilgim olmadığını, dolayısıyla Emre Aşık’la ilgili sorulara cevap veremeyeceğimi söyledim. Ardından tanışmak isteyip istemediğimi sordular, direkt ‘Hayır’ dedim!

E.A: Sonra o muhabir benim yanıma geldi ve Aysun’un benimle tanışmak istediğini söyledi. İnanılmaz mutlu olmuştum.

Hülya Koçyiğit: Ortada tam bir çöpçatanlık var vallahi... (Gülüşmeler)

A.K: Emre’yi birden karşımda görünce çok şaşırdım. Sonra yüzüne baktım, bebek gibi, çok şeker... Birkaç dakika kendisiyle sohbet ettik. Çok fazla konuşamamıştım ama iyi birisi olduğunu hissettim.

E.A: Bir ay sadece telefonlaştık. Aysun’un aramasını dört gözle beklerdim. Telefonum belki çekmez diye, hep elimde taşır, sürekli çekiyor mu acaba diye kontrol ederdim. Bu telefonlaşmaların ardından önce sinemaya gittik. Sonra da bir yemekte buluştuk. Ve bir daha hiç ayrılmadık. Yedi yıldır süren güzel bir ilişkimiz var. Kısmetse haziran ayında da evlilik düşünüyoruz.

HATAM VAR HATALIYDIM DEMEK ÇOK ÖNEMLİDİR

H.K:
Aşk, karşılıklı olduğu müddetçe tadına doyulmayacak kadar güzel bir duygu. Ama bunu hep taze, sıcak tutmak ve hep aynı heyecanla taşımak, yaşamak gerek. Bu da kendiliğinden değil, karşılıklı emekle olan bir şeydir. Yani bir kişinin özverisi, asla o aşkın gerçek bir aşk olduğunu göstermez. Gerçek bir aşk, karşılıklı aynı heyecanı hissetmek ve karşı tarafa da hissettirmektir.

S.S: Hülya’nın söylediklerine aynen katılıyorum. Evlilik büyük bir şanstır. İki tane değişik insan, bir yastıkta buluşuyor ve bir hayatı aynı yolda yürüyerek sürdürüyor. O yolda yürümek için sevmek ve her şeye iyi tarafından bakmak gerekir.

H.K: Selim, bana çok yakın bir zamanda şöyle bir şey söyledi: ‘Ben neyi görmek istiyorsam, öyle bakarım.’

S.S: Benim hayat felsefemdir bu! Yanlışlıklar tabii ki olacaktır. Ama bu yanlışlara eşin, ‘Olmuş işte bir yanlışlık, ne yapalım’ diyebilmeli. Burada önemli olan, eşinin bunu bu şekilde hissetmesini sağlamaktır. Bak Emre! Karından hiçbir şekilde korkmayacaksın. Ona her şeyi açık açık söyleyeceksin. ‘Hatam var, hatalıyım’ demek önemlidir.

H.K: Şimdi bir dakika! ‘Ben bir hata yaptım. Ne yapalım, oldu-bitti karıcığım’ demekle olmaz. Ancak, ‘Ben hatalıyım. Bir daha böyle bir hatayı yapmak istemiyorum. Buna kararlıyım’ diyen bir erkeğin karşısında kadın, hoşgörülü olabilir. Ama aynı hatayı alışkanlık haline getirirse, olmaz!

S.S: Hayatım, ben bunun aksini söylemiyorum ki zaten. Bu arada Emre ile Aysun’un yaşadıkları o korkunç tsunami olayı var ya, nasıl onları birbirine bağlayacak biliyor musunuz? Aşkınızı doyasıya yaşayın.

A.K: Evet bu felaket bizi birbirimize daha çok bağladı. O yüzden evliliği hızlandırdık.

E.A: Aysun’la yedi yıldır birlikteyiz. Onu her gördüğümde hálá çok heyecanlanıyorum. Kampa gidiyorum, döndüğüm zaman onu kapıda gördüğümde içim kıpır kıpır oluyor, adrenalinim yükseliyor. Yani yedi yıl içinde benim duygularımda hiçbir değişiklik olmadı. Bilákis ona olan aşkım katlanarak çoğalıyor.

Ev bir limandır

Hülya Koçyiğit: Selim bana her zaman şunu söylerdi: ‘Her zaman, her yaşımda ve her anlamda sana hitap edebilmeliyim. İhtiyaçlarını ben fark etmeliyim ve sana ilk ben sunmalıyım. Eğer bir gün sana yetmediğimi fark edersem, hayatından çeker giderim. (Emre ile Aysun alkışlıyor)

Selim Soydan: Bir dönem çok kumar oynadım. Şimdi hepsi bitti, gitti. Hülya o kötü günlerimde bile benim yanımda oldu. Eski aşklar ile şimdi aşklar arasındaki fark şu: Eskiden el ele tutuşmak, baş başa yemeğe gitmek olaydı! Şimdi bunlar çok daha kolay oldu. Bu açıdan aşklar daha rahat yaşanır oldu ama bu özgürlük, ne yazık ki aşkı yozlaştırdı.

Emre Aşık: Evet ben de bütün bunları gözlemliyorum. İlişkiler Semra Hanım’ın da söylediği gibi daldan dala olmaya başladı. Bu bana ters geliyor.

Selim Soydan: İnsan bozalacağını hissettiği yerde durmaz, kaçar. Ben Emre’nin bugüne kadar gelen çizgisine bakıyorum, çok düzgün. Ortaya çıktığın zaman iş zorlaşır. Emre hoş çocuk, Aysun da hoş kız. Ev, dünya güzeli bir yerdir. Orası bir limandır. Onlar kendilerini çok güzel koruma altına almışlar.

Bravo size.

Biz Emre’yle en erdemli şekilde ‘bir’ olduk

Emre Aşık: Yedi yıldır Aysun’la birlikteyiz ve artık bunun devamı gelmeli diye düşünüyorum. Çocuk sahibi olmayı çok istiyoruz. Aysun’un hazirandaki üniversite sınavı bitsin, hemen evleneceğiz.

Aysun Kayacı: Aşk, ikiyken bir olmaktır bence. Biz bir olduk ama en erdemli şekliyle olduk. Emre ile birlikte hayatı sırtladık. Sanki onunla tanıştıktan sonra nefes almaya, yaşamaya başladım.

Hülya Koçyiğit: Canım benim, ne güzel konuşuyor. Maşallah! Ama çiftler birbirlerini ne kadar çok severlerse sevsinler, evlilik kararı alırken bir kez daha düşünmelerini tavsiye ediyorum. Allah göstermesin kaza olup da bir taraf hayat boyu bakıma muhtaç kalabilir. Bunu göze alabiliyor musun, var mı o yürek? İşte evlilik budur.

Emre Aşık: Belki de yedi yıldır beklememizin sebebi bu. Birbirimizi tanıdık, tarttık. Aynı evde yaşayarak bir deneme süreci yaşadık. Evet biz, iyisiyle kötüsüyle bir hayatı paylaşabileceğimize inanıyoruz.

YARIN Evlilik aşkı öldürüyor mu?

Yorumları Göster
Yorumları Gizle