GeriKelebek Emekli olmayıp terfi etseydim ailem Gölcük’te ölecekti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emekli olmayıp terfi etseydim ailem Gölcük’te ölecekti

Emekli olmayıp terfi etseydim ailem Gölcük’te ölecekti
refid:14720619 ilişkili resim dosyası

Emekli Koramiral Atilla Kıyat, tam 43 yıl üniforma giydi. Fenerbahçe Spor Kulübü’nde Asbaşkan ve basın sözcüsü olduğu dönemde tanındı. Takımdan ayrılışı ve siyaset üzerine yaptığı sivri dilli açıklamalar hep gündem oldu. Onu cesur bulanlar veya arkasında bir takım güçlerin olduğunu iddia edenler de vardı.

Şimdi Orta Anadolu şirketinin Genel Müdürü olan Kıyat, anılarını kitaplaştırdı. İsmini de “Üç Yıldız Bir Penaltı” koydu. “Şimdi bize karmaşık gelen gündem, belki de en sakin zamanlarımız. Çok daha incitici bir gündem bizi bekliyor” diyor.

Kitap yazma fikri nereden çıktı?
- Türkiye beni özellikle 2000-2007 arasında Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi ve basın sözcüsüyken tanıdı. Hakkımda bazen abartılı övgülerde, bazen abartılı ve haksız eleştirilerde bulunuldu. İnsanların ancak geçmişimi bilerek objektif eleştirilerde bulunabileceğini düşünerek kitabı yazdım. Bir de Türkiye’de biz askerlere yabancı bir gezegenden gelmişiz gibi bakıyorlar. Bizim tek farkımız, gerektiğinde vatan için ölmek üzere eğitiliyor olmamız. Biz de herkes gibi iyi şeyler ya da kötü şeyler yapabiliyoruz. Kitabın adı neden “Üç Yıldız Bir Penaltı”?
- Bir gün oğlum aradı. Paşam kitabına isim buldum: “Üç Yıldız Bir Penaltı” dedi. Bunu çok beğendim. Üç yıldız malum. Koramiralken emekli oldum ve üç yıldızım vardı. Penaltı ise bir futbol terimidir. Sizi ceza sahası içinde düşürürler, penaltı verilir. O sizin lehinizedir. Siz birisini düşürürseniz aleyhinize olur. Ben emekli olduğum günden 3-4 gün sonra Gölcük’te yaşanan depremle bunu birleştirerek kendimce kitabı bitirdim. Bahriye hayatım, beni ömür boyu ikilemde bırakacak depremle noktalandı. İkilemde kaldım çünkü ben terfi etseydim o gece ailem Gölcük’te olacaktı. Benim emekliliğim onları kurtarmıştı. Buna sevinmek istiyordum ama kaybettiğim insanların üzüntüsü buna izin vermiyordu.
Oğlunuz size paşam diye mi hitap eder?
- Kızım babam der, ama oğlum çocukluğundan beri ya Atilla ya da paşam der. Ben bundan şikayetçi değilim. O zaten sanatçı, bağlamasını çalıyor. Reggae’ler söylüyor.
Anılarınızı okuyunca anlıyoruz ki, Deniz Lisesi’ne girmenizde sanki biraz kızların etkisi olmuş...
- Herhalde oldu. İnsan o yaşta nasıl meslek seçer? Mahallemizde bir subay vardı. Benden çok yakışıklı değildi ama beyaz forması yüzünden kızlar peşinden giderlerdi.
Çapkın mıydınız?
- Bu pek mümkün değildi. Şimdiki gibi arkadaşlıklar rahat kurulmazdı. Birinci hafta izinde bakışırsın. İkinci hafta ne diyeceğini planlarsın. Üçüncü hafta elini tutsan zaten bir ay geçmiş olur.
Biraz da asi ruhluymuşunuz sanırım. Bir gün dansözle karşılıklı çiftetelli oynuyorsunuz. Kurmay binbaşı size “Yerine otur” diyor. “Sizin taktığınız yıldızı takmam ama çiftetelli oynarım” diyorsunuz...
- Lafı kurmay olamazsına getirmişti. Ben de böyle bir cevap verdim. O gece orada bir eğlence var. Görev gerektiği şekilde yerinde yapılmalı. Sizin tabirinizle pek çok asiliğim var. Ama bunlar beni ben yapıyor.

TESCİLLİ VATAN HAİNİ OLDUM

2000-2007 yılları arasında, Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesiyken yapılan eleştiriler içinde sizi en çok yaralayan hangisi oldu?
- Size mahkemelik olduğum bir örneği anlatayım. 2000’de Sayın Doğu Perinçek televizyon kanallarına çıkıp “Türkiye’yi satmak üzere bir çete kurulmuştur. Bu çetenin en tehlikeli üyesi Atilla Kıyat’tır” dedi. İnsanı bundan daha çok ne üzer?
Neden böyle bir şey söyledi?
- Çünkü benim Kıbrıs, Kürt sorunu, Ermeni sorunu hakkında değişik görüşlerim var. Görüşlerimi kendisi bir çete üyesinin fikirleri olarak aldı.
Sonuç ne oldu?
- Mahkememiz beş yıl sürdü. Aleyhime sonuçlandı. Ben tescilli vatan haini oldum. Çünkü hakim “Parti başkanıdır. Her zaman eleştiri hakkını kullabilir” dedi. Yargıtay’a gittim. Yargıtay benim lehime kararı bozdu. Sonra mahkemede aynen lehime onay verdi. Ben de bir daha kimseyi mahkemeye vermemeye karar verdim.

FENERBAHÇE’YE KÜSÜP KIRILIR MI İNSAN

Kitapta neden Fenerbahçe yok?
- Hayatımın 1999’a kadar olan kısmını yazdım. Benim yönetici olmam 2000’e denk geliyor.
Bu özel bir tercih mi?
- Hayır. Hatta güzel bir Fenerbahçe anımı anlattım. Fenerli oluşum da kitapta var.
Yani Fenerbahçe’yi hayatınızdan çıkarmadınız?
- Hayır. Bunun sebebi bir dargınlık değil. Ayrıca ben hiçbir zaman kurumlara kırgın olmam. Mesela Türkiye kötü yönetiliyor diye Türkiye’ye kırılmam.
Aziz Yıldırım’a kırıldınız mı?
- Bazı noktalarda ona kırıldım. “Ya Daum ya ben” dedim. Bu da bir kırılma nedeniydi. Ama ben Fenerbahçe’yi bırakmadım, yönetimi bıraktım. Yoksa Fenerbahçe’ye küsüp kırılır mı insan?
Aziz Bey ile konuşuyor musunuz?
- Sohbetimiz yok. Ama karşılaştığımız zaman el sıkışıyoruz.

EŞİMLE AĞACIN ÜSTÜNDE KARŞILAŞTIK

Bir gün arkadaşlarıma giderken ağacın tepesinde bir kız gördüm. 12 yaşındaydı. Ben 21 yaşındaydım. 14 yaşındayken o kızla tanıştık. 16 yaşında nişanlandık. 17 yaşındayken evlendik. 43 senedir de evliyiz.

KUZEY IRAK’TA KÜRT DEVLETİ TÜRKİYE’NİN LEHİNEDİR

“Bazı insanlar bazı sorunlarla var olur. Birisi cesaretle o sorunları ortadan kaldıracak bir uğraşın içine girerse, o kişiler tarih sahnesinden çekilirler. Bu Ermeni, Kıbrıs ve Kürt sorunları için öyle. Batının elinde üç oyuncak var. Bunlar; Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorunu. Türkiye ne zaman kendini toparlasa, ekonomik açıdan gelişse bu oyuncaklardan biri ortaya çıkıyor. Bunu ellerinden almanın yolu Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasını teşvik etmek. Ermenistan sınır kapısını açalım. Ege sorununu birlikte çözelim dedim. Ben ülkeyi satıyor oldum. Ülkeyi idare edenler veya askeri kanattan kimse beni çağırıp bir şey sormadı. Mevcut sınırları içinde kurulmuş bir Kürt devleti, Türkiye ona ağabeylik yapmadan yaşayamaz. Ayrıca karşımızda bir devlet ve muhatabımız olacak. 21. yüzyılda kurulmuş olan hiçbir devlet, silah zoruyla sınırlarını genişletemez. Kürt devletinin uluslararası ortamda tanınırlık istememesinin nedeni, mevcut sınırıyla mutlu olmaması. Eğer kurulursa etrafından toprak kopartamayacağını biliyor. Yıllardır da bu plan yürüyor gidiyor. O yüzden mevcut sınırları içinde bir Kürt devleti ne kadar çabuk kurulursa bu Türkiye’nin lehinedir.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle