GeriKelebek Ekslibris kitaplarınızı hırsızlardan bile korur
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ekslibris kitaplarınızı hırsızlardan bile korur

Ekslibris kitaplarınızı hırsızlardan bile korur
refid:21299741-spot ilişkili resim dosyası

Ekslibris... Büyülü bir kelime. En basit tanımıyla ‘kitabın kartviziti ya da tapusu’.

Türkiye’de ekslibris sanatının tanınması için çaba gösteren Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın ifadesiyle “kitap sahibini tanıtan, onu yücelten ve kitabı ödünç alan kişiyi geri getirmesi konusunda uyaran bir mülkiyet işareti’’. Hatta bazen öyle işlevsel oluyor ki, ekslibrisi olan bir kitap kendisini hırsızlardan bile koruyabiliyor...
Dünyada meraklısı hayli fazla olan ekslibris sanatının Türkiye’deki önemli temsilcilerinden Hasip Pektaş, 20 yıldır ekslibris sanatının yaygınlaşması için çalışıyor. Aynı zamanda Ekslibris Derneği’nin de kurucularından. Şimdilerde Işık Üniversitesi bünyesinde 18 Ekim’de açılacak ‘Öğrenci Ekslibrisleri Yarışması’ sergisinin hazırlıklarını sürdüren Pektaş, ekslibris sanatını anlattı.

Ekslibris sanatının tarihi ne kadar geriye uzanıyor?
- Ekslibrisin ilk örneğinin M.Ö. 1400’lerde açık mavi renk bir fayans üzerine yapıldığı, bunun da III. Amenofis’in kitaplığına ait olduğu ve bu levhaların papirüs rulolarını korumak için kullanılan ağaç sandıklara takıldığı tahmin ediliyor. Gerçek anlamda ekslibrisler matbaanın icadıyla birlikte yapılmış. Önceleri sadece kilisenin ve prenslerin ellerinde bulunan çok değerli el yazması kitaplar, matbaa sayesinde alt düzeydeki soylular ve eğitim görmüş burjuva sınıfı tarafından da elde edilmiş. Böylece tek sayı olma durumunu kaybeden bu kitapların, hırsızlıktan ve kaybolmalardan korunması için özel bir mülkiyet işareti gerekliliği doğmuş.

Bilmeyenler için ekslibrisi nasıl tanımlarsınız?
- Ekslibris önemli bir iletişim aracı. Bir ihtiyaç grafiği olarak doğmasına karşın, estetik kaygılarla yapılan özgün bir yapıt. Sanatı insanın elleri arasına, kitapların içine kadar getirir. Onun büyüleyici sıcaklığını hissettirir. Çok uzun bir geçmişe sahip bu sanat dalı, yapıldığı döneme ait kültürel, tarihsel özellikleri günümüze taşıması nedeniyle de ilgi çekiyor. Sanatçılar ve koleksiyoncular arasında önemli bir değiş tokuş objesi olarak kullanılıyor.

EN BÜYÜK HAYALİM EKSLİBRİS MÜZESİYDİ

Peki siz neden ekslibris sanatını tercih ettiniz. Sizi etkileyen neydi?
- 1983 yılına kadar ekslibris diye bir şey bilmiyordum. O yıllarda Belçika Sint-Niklaas Ekslibris Müzesi’nin organize ettiği yarışmaya katılmamla ve gönderilen katalogu görmemle ekslibrise ilgim başladı. Eklibris koleksiyoncusu Luc Van den Briele’den aldığım mektuptan ayrıntıları öğrendim. Aldığım sanat eğitimine uygun bir alan olması, resim ve grafik tasarım olarak özgür bir anlatım dili kullanmaya fırsat vermesi, benim için yeni ve farklı olması nedeniyle ilgim arttı. Son yirmi yıldır da kendimi bu sanata adadım. Özellikle 1992 yılında Sint-Niklaas Ekslibris Müzesi’ni ve koleksiyonundaki örnekleri inceleyince, diğer ülkelerin bu alanda ne kadar çok yol aldığını gördüm. Sonra bu sanatın ülkemizde de yaygınlaşması için çaba göstermeye karar verdim. En büyük hayalim bir ekslibris derneği, bir ekslibris müzesi kurmaktı. Hepsi gerçekleşti, büyük mutluluk duyuyorum.

Ekslibris Derneği ve İstanbul Ekslibris Müzesi ne gibi faaliyetlerde bulunuyor?
- Ekslibris sanatçıları, tasarımcıları, koleksiyoncuları ve kullanıcılarını bir araya getirmek, ekslibris sanatına ilgiyi artırmak için 1997’de on kişiyle Ankara Ekslibris Derneği’ni kurduk. Şu anda 150’ye yakın üyemiz var. Bugüne kadar birçok ekslibris sergisi düzenledik. Konferanslar, workshoplar gerçekleştirdik. Yurtdışından ekslibris sanatçıları çağırıp onlarla işbirliği içinde etkinlikler yapıyor, sergiler açıyoruz. Belçika, Almanya, İtalya, Beyaz Rusya, Kanada, Finlandiya, Çin, Meksika ve Rusya gibi ülkelerde grup sergileri açarak ülkemizin tanıtımına da katkı sağlıyoruz. İstanbul Ekslibris Müzesi’yse, Balkanlar’ın en büyük baskıresim müzesi IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin bünyesinde, değerli hocam Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan’ın himayeleriyle, 2008 yılında kuruldu. Yani dünyadaki 10 ekslibris müzesinden biri, İstanbul’da. Müzede, uluslararası düzeyde 15 bin’e yakın özgün ekslibris yer alıyor.

TEKNOLOJİ BİZE DÜŞMAN DEĞİL

Hasip Pektaş’a, sizce grafik sanatları teknolojik gelişmelerden nasıl etkileniyor, diye soruyoruz. Bakın ne yanıt veriyor: “Olumsuz etkilediğini düşünmüyorum. Bazı kişiler teknolojik gelişmeyi benimsemese de, örneğin bilgisayarla yapılan bir çalışmayı biraz küçümsese de ondan yararlananlar vazgeçmeyecek. Kağıt üzerine yaptığınız deseni artık tablette de yapma şansınız var. Hatta yüzlerce alternatifi kısa sürede üretebilirsiniz. Malzeme kişilerin kendini anlatması için bir araçtır. Esas olan yapılanın geleceğe kalmasıdır. Değer taşıması, doyurucu ve estetik olmasıdır. Fotoğraf icat edildiğinde resim sanatı ölmedi; aksine ressamlar yeri geldi fotoğraftan yararlandı, fotoğraf sanatçıları da resim dilinden yararlandı. Düşünün, teknolojinin ilerlemesi, dijital sanatlar diye bir alanın doğmasına bile fırsat verdi.”


KOLEKSİYONERLER ONLARIN PEŞİNDE

Ekslibrisler, bugün dünyada ciddi bir koleksiyonerlik müessesesi oluşturmuş durumda. Konulara, sanatçılara, tekniklere göre meraklıları tarafından toplanıyorlar. Koleksiyoncular, ellerindeki çift baskıları diğer koleksiyonerlerle  değiştirerek çok sayıda ekslibrise sahip olabiliyor ve koleksiyonlarını geliştirebiliyorlar. Ekslibris koleksiyonculuğu, uluslararası ilişkilerin gelişmesini, yeni dostlukların oluşmasını, farklı dönemlerdeki sanatın ve tekniklerin öğrenilmesine de yol açıyor.

TÜRKİYE’DE EKSLİBRİS NASIL GELİŞTİ?

Türkiye’nin ekslibrisi tanıması, Batı’dan alınan kitaplarla olmuş. Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan ekslibrisli kitaplar, ikinci el satışlarla ülkemize girmiş. Bu kitaplar, sahipleri öldüğü zaman, yakınları tarafından kütüphanelere bağışlanmış veya sahaflara satılmış. Yurtdışındaki müzayedelerden alınan bazı kitapların iç kapağında ekslibrislere rastlanmakta. Türkiye’de gerçek anlamda adına ilk ekslibris yaptıranların yabancı uyruklu kitapseverler olduğunu görüyoruz. Kolejlerde görev yapan yabancı uyruklu öğretmenlerin yaptırdıkları ekslibrislere, kütüphanelerdeki bağış kitapların iç kapaklarında rastlamak mümkün. Ayrıca bazı kütüphane sahiplerinin de kendi adlarına ekslibris yaptırdıklarını da görüyoruz. 1990’lı yıllardan bu yana, özellikle güzel sanatlar eğitimi veren kurumlardaki baskıresim ve grafik tasarım derslerine giren öğretim elemanlarının özendirmeleriyle, ekslibris yapan kişiler yetişmeye başladı. Artık yurtdışında yapılan ekslibris yarışmalarında Türkiye’den sanatçılar da ödüller alıyor. Işık Üniversitesi’ndeki öğrencilerimiz de bu alana ilgi gösteriyorlar. 18 Ekim’de açılacak ‘Öğrenci Ekslibrisleri Yarışması’ sergisinde onların çalışmalarına yer vereceğiz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle