GeriKelebek Durumdan ders çıkarmak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Durumdan ders çıkarmak

EKONOMİNİN nasıl gittiğini her gün malını satmak durumunda olan esnaf ve tüccar çok iyi biliyor. Yaşanan sıkıntıları, aldığı krediyi ödemekte zorlanan, hatta çalışanlarının ücretlerini ödeyemeyecek duruma gelen üreticiler de gayet iyi gözlüyor. Son dokuz ayda işini kaybeden bir milyona yakın işsiz de durumu görüyor. Yarın işini kaybedebilecek özel sektördeki çalışanlar da haklı olarak gelecek için kaygılılar.Bu şartlarda, herkes bir çözüm bekliyor. Uygulanan ekonomi politikalarının olumlu sonuçlarını görmek istiyorlar. Arzulanan sonuçlara bir türlü ulaşamıyoruz. Düzelme geciktikçe moraller daha da bozuluyor.Birçok ekonomik veri doğal olarak belli bir gecikmeyle yayınlanıyor. Ekim ayında fiyatların arttığını gözlemiştik, ama iki gün önce ekim ayı enflasyonunun yüzde 6'dan fazla olduğunu öğrenince bozulduk. Yaz aylarında üretimin geçen yıla göre kötü olduğunu biliyorduk. Yine de, milli gelirin bir yıl önceye göre yaz aylarında yüzde 12 düştüğünü öğrenince karamsarlığımız daha da arttı. Yaşananların boyutlarını rakamlarla görünce moraller daha da bozuluyor.AH ŞU ELEŞTİRENLER!Kimse bu rakamları artık görmek istemiyor. Enflasyonun arttığı biliniyor. Ama, enflasyonun yüzde 60 mı, yoksa yüzde 80 mi olduğunu duymak istemiyoruz. Ekonomi küçülüyor. Küçülmenin yüzde 5 mi, yoksa yüzde 10 mu olduğu ile ilgilenmek istemiyoruz. Kaderimize razıymış gibi bir tavır sergiliyoruz.Bu gibi durumlarda insanlar içinde yaşadıkları durumun kendilerine anlatılmasından hoşlanmıyorlar. Önerilen çözümler fazla bir şey ifade etmiyor. Genel bir güvensizlik hali egemen oluyor. Hatta, ‘‘şu ekonomi yazarları bir hafta yazı yazmasalar, durum düzelir’’ diye düşünecek kadar insanlar kaderci oluyorlar. Anlamsız bir şekilde ‘‘suçlu arama’’ ihtiyacı hissediliyor. Asıl suçlu olan, uygulanan ekonomik politikalar tartışılmıyor. O kadar ki, iktisatçılar bile birbirlerine düşüyorlar. Eleştiri yapanların kötü niyetli olduğu bile dile getirilebiliyor.Türkiye ekonomisi bugün IMF programı, dalgalı kur ve faiz dışı fazla hedefi üçlüsünün arasında sıkışmış bir durumda. Ne yapılırsa yapılsın, IMF ile bu işi götürmek zorunda olduğumuz biliniyor. IMF ile yola devam edeceksek, dalgalı kur rejimine devam etmek ve telaffuz edilen faiz dışı fazla hedefine ulaşmak gerektiği söyleniyor. Yani, çözümsüzlüğü daha baştan kabul etmiş gibi görünüyoruz.SEÇENEKLER DARALIYORYanlış olan da bu. Yaşananlardan ders çıkarmayıp kendimizi belli kısıtlar içinde hissettiğimizde, kaderimize razı olmuş oluyoruz. Tartışarak bulunabilecek bir çözümü görebilme olasılığını da çok düşürüyoruz.Türkiye bu krizden ancak IMF'nin maddi ve manevi destekleriyle çıkabilir. Fakat, diğer tüm kısıtlar, alternatif ekonomi politikalarını gözden geçirirken engel olarak kabul edilmemelidir. Aksine, seçenekleri geniş tutup belli noktalarda IMF'yi de, IMF'nin hissedarlarını da ikna edebilmeliyiz. Çünkü, politika seçeneklerimiz hızla daralmaktadır. Kafamızı kuma gömmekte ısrar etmenin bir anlamı yoktur.