GeriKelebek Doğaya sonuna kadar direnemem
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğaya sonuna kadar direnemem

Doğaya sonuna kadar direnemem
refid:18985278 ilişkili resim dosyası

Yıllara meydan okuyan, güzelliğinden ve seksapelinden bir şey kaybetmeyen şanslı kadınlara belki de en iyi örnek o... Ne formu bozuluyor, ne yüz hatları... Bu yüzden hemen her röportajda güzellik sırlarıyla ilgili birkaç soru ile karşılaşıyor mutlaka. Ama Ayşegül Aldinç utangaç, “Utanıyorum böyle şeyler konuşmaktan” deyip geçiyor. Konu aşk olduğunda ise bir an duraksamadan formülü veriyor: “Üstüne çok düşme, sadık ol.”

* Her zamanki gibi çok formdasınız yine... Sürekli rejim mi yapıyorsunuz siz?

- Rejim değil de, bir beslenme şeklim var. Yediklerime dikkat ediyorum. 
  
* “Her devrin güzel kadını” olmak nasıl bir his peki? 

- Bir ömür boyu böyle olmayacak sonuçta... Bir insan doğaya ne kadar direnebilir ki! Herkes “Nedir sırrı?” diye soruyor. Sır yok. Yemeğine dikkat edip, hareketli olacaksın.

* Bunlara dikkat eden birçok kadın var ama sizin gibi değiller...

- Çünkü onlar vazgeçiyorlar. Bunu bir yaşam biçimi haline getirdiğin zaman, zaten zararlı şeyler yemiyorsun. Sete bile dışarıdan diyet yemeği getirtiyorum ben...

* Sizin çekiciliğinizin tek sebebi görüntünüz değil... Tavrınız, edanız... Ulaşılmaz bir haliniz var...

- Size “ulaşılmazlık” gibi görünen, zamanla gelişmiş bir şey olabilir. Aslında çok yakınlarımın, aynı frekansta buluştuğum insanların böyle düşündüğünü hiç sanmıyorum. Bu sadece dışarıdan bir bakış açısı olsa gerek. Özellikle yaptığım bir şey değil. Ama böyle bir sektör içinde insan ister istemez bazı önlemler alıyor. Sonra da tüm bunlar bir davranış biçimi haline geliyor. Aslında utanıyorum da ben böyle şeyler konuşmaktan.

OYUNCULUĞU PARLATMA ZAMANIM GELDİ

* Neden müziğe uzun bir süre ara verdiniz?

- Bilmem... Buna net bir cevap veremiyorum. Biraz iş beğenmez bir tarafım var, belki ondan. Ama ara verdiğim süreçte de bir şeyler yaptım. Sürekli yazdım. Bunu mesleğim zannederek 13 senedir yazıyorum zaten.

* “Pis Yedili”yle ekranlara dönüyorsunuz. Ondan önceki diziniz hangisiydi?

- “Misi” diye bir dizide oynamıştım. Rahmetli Osman Yağmurdereli’nin projesiydi. Herhalde bir sekiz-dokuz sene olmuştur. Ondan sonra da birçok teklif aldım. Bazıları çok da ses getiren projelerdi. Ama çeşitli nedenlerden dolayı onların içinde olmak istemedim. Sonunda dedim ki “Haydi artık oynama zamanı”... Oyunculuğu parlatma zamanı geldi.

* O uzun aradan sonra bir tedirginlik yaşamadınız mı?

- Diziyi sesli çekiyoruz. Ezberden önce bir ürktüm ama şimdi her şey yolunda.

* Daha önceki teklifler içinize sinmemiş. Bu rolü kabul etmenize sebep neydi?

- ıki yıla yakın, albüm için stüdyodaydım. Yedi-sekiz şarkım tamamdı. Sonra beğenmedim, “Single yapacağım” dedim. ışte o iki single’lık dönemde teklifler daha da artmaya başladı. Görünmek çok önemli. Ama görünmemenin de bir erdemi var.

* Siz o dengeyi iyi kuruyorsunuz.

- Tamamen sezgisel... Çünkü benim hayatımda plan, program, proje gibi şeyler yoktur. Zamanı gelir, bir şekilde ben bir şeyin içinde olurum. Öyle planlanmış bir kariyerim yok ama demek ki halkın beni algılama ve sevme kararlılığında bir değişiklik olmamış. Bu çok önemli. Bu durumda sağlam bir yerim olduğunu anlıyorum.

GÖRÜNMENİN YOLU KENDİNİ SOKAĞA ATMAK DEĞİL

* Başkaları tarafından daha fazla sevilmek için insanlara yakınmış gibi davranan birçok ünlüyle karşılaşıyoruz. Sizin bu mesafeli duruşunuza rağmen, üstelik bunca yıl ortada yokken bu kadar hayrana sahip olmanız ilginç...

- Kendin gibi olursan istikrarın kapısını açmış oluyorsun. Demek ki ben kendim gibi olmaya devam etmişim, istikrarlı gitmişim. Sonuçta ben, anasının-babasının kızı Ayşegül, çekirdek arkadaş çevresi olan bir kadınım. Kendimi, özel hayatıyla hiçbir zaman basına malzeme olmamış, buna fazlasıyla dikkat etmiş, hayvansever, kimsenin ayağını kaydırmayan, işine ve başkalarına saygılı biri olarak tanımlayabilirim. Kendi ilkelerin olduğu sürece gece rahat uyuyabilirsin. Ve benim hiç uykum kaçmaz.

* Özel hayatınızla basında yer almama çabalarınız yıllardır işe yarıyor...

- Ben işlerini yapan magazinci arkadaşlara hep saygı duydum, onlar da bana saygı duydu galiba. ınsanlar “ışimle anılmak istiyorum” derler. E işinle anıl o zaman. “ışimle anılmak istiyorum” deyip tam tersini gözler önüne serersen, basın üzerine gelir. Artık görünme çağındayız. Görünmediğin zaman yok sayılıyorsun. Görünmenin yolları da kendini sokaklara atmak ya da orada burada görünmek mi bilmiyorum. Ama o zaman şöhretinin altı boş oluyor. Çünkü senin gibi yapan birçok insan var.

ÇOK ZOR BİRİ OLSAM KENDİME KATLANAMAM

* Az önce söz ettiğimiz o ulaşılmaz haliniz, aşk hayatınızda da devam ediyor mu? Zor bir kadın mısınız?

- Zaman zaman zorlaşıyorum açıkçası. Tamamen ruh haline bağlı bir yansıma bu. Totalde zor olsam, bana katlanamam!

* Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız? O meşhur kelebekler sizin de midenizde dolaşır mı?

- Bilmem... Sık aklına geliyor, özlüyorsun, görmek istiyorsun falan. Çoğu insanda olduğu gibi... Benim bünyeye özgü bir durum değil yani.

* Bana aşkla ilgili bir öğüt verecek olsanız, ne derdiniz?

- Başka ilgi alanların olsun. Çok üstüne düşme. Sadık ol...

EN YENİ ARKADAŞIM 10 YILLIK

- Bazen bu meslekte bazı insanlarla negatif geri dönüşler yaşanabiliyor. Mesela karşındaki birden fazla samimi olmaya kalkışıyor seninle. Senin o insan tarafının kapısı açılınca, içeri girmeye çalışıyor. Ama o kadar da kolay değil o iş. Benim en yeni arkadaşım 10 yıllık. Günümüzde parametreler o kadar değişik ki; insanların birbirleriyle ilişkileri sahici değil. ınanılmaz bir rekabet ortamı var. Ne oluyor ki yani; geldiğimiz yer belli, gideceğimiz yer belli. Bir kutunun içine koyacaklar, üstüne toprak atacaklar. Bunun ne zaman olacağını da hiç bilmiyoruz. Onun için adam gibi yaşamaya çalışmak en iyisi.

İNGİLİZ ASKERLERİNE KARŞI ÇARIKSIZ NEFERLER GİBİYİZ

“Pis Yedili”de nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?

- Hiç benimle alakası olmayan bir karakter. Öyle ki, Esma Sultan benim arkadaşım olsun istemem. Snob, havalı, zenginsever bir kadın. Özel bir okulun müdiresi. Karakter sevilmezse, nefret edilirse başarıya ulaşmış kabul edeceğim kendimi. Gerçi anti karakterlerin sevildiği bir dönem yaşıyoruz. Kötü karakterler de sevilebiliyor.

Gani Müjde en son Perran Kutman’ı ikna etmiş, “Deli Saraylı”da oynatmıştı. Umarım o dizi gibi olmaz akıbetiniz...

- Bizim karşımızda “Öyle Bir Geçer Zaman ki” olacak. Gani’nin (Müjde) deyimiyle “ıngiliz askerlerine karşı çarıksız neferler” gibiyiz, nasıl olacak bilmiyorum! Hep riskli şeyleri mi seviyorum acaba ben?Defileye hazırlık

* “Yok Böyle Dans” yarışması için geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelen Adriana Lima, dünyaca ünlü iç giyim firması Victoria’s Secret’ın yeni tasarımlarıyla objektif karşısına geçti.

* Markanın önümüzdeki ay düzenleyeceği, merakla beklenen defilesinde podyuma çıkmaya hazırlanan Lima, birbirinden çarpıcı pozlar verdi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle