Derya, İbrahim’i işte böyle elinde tutuyor

Güncelleme Tarihi:

Derya, İbrahim’i işte böyle elinde tutuyor
Oluşturulma Tarihi: Mart 11, 2000 00:00

Haberin Devamı

Herkesin merak ettiği ve cevabını aradığı konuya açıklık getiren röportaj

Bir rekorİncecik esmer güzeli bir kızdı. Şarkı söylerdi. O zamanlar Türk Hafif Müziği denen türde...

Sonra İbrahim'le aşkları duyuldu.

İbrahim o zaman da kadınların gözbebeğiydi. Adeta önünde kuyruk oluştururlardı. Ben şahidim. Derya da gelip geçici zannedildi bir süre.

Ve üstünden 18 sene geçti. Bence bütün beraberlikler için büyük başarı bu süre.

Hele İbrahim'le... Rekor.

Sevgi, aşk... Tamam ama yetmez. Derya'da başka meziyetler olmalıydı. Röportaj yapmak isteyişimin nedenlerinden biri buydu. Bir başka neden de rol çalan başbakan eşlerini bile gördüğümüz bir ülkede eşinin şöhretini ve servetini büyük bir olgunlukla hazmetmiş bir kadın görüntüsü vermesiydi. Bir neden de basında sürekli yer alan ayrıldılar ayrılacaklar söylentileri tabii.

İbrahim gibi ele avuca sığmayan bir erkekle başa çıkan tek kadınsın. Nasıl başardın bunu yıllardır?

-Ben bu adamı elimde tutayım diye hiçbir zaman öyle bir çabam olmadı. Her şey sevgi ve saygıyla oluyor. İbrahim'i seviyorum ve o da beni seviyor. O beni sevdiği sürece ben de onu seveceğim. İnsan sevdiği zaman başaramayacağı hiçbir şey yok. Zamparalık yapmayan erkek tanımıyorum. Bence erkeğe yakışıyor. Bir kadın ben zamparayım derse hiç yakışmıyor.

Bütün feministler üstüne gelecek şimdi.

- Gelsinler, bu böyle. Onlar da erkeklerine neler yapıyorlardır ama dile getiremiyorlar. Amerika'da ben İbrahim'e masaj yaparken resimler çıkmıştı, bana herkes, ‘‘Niye resim çektirdiniz öyle’’, diye sordu. Biz onları özel olarak çektirmiştik. Gazeteciye değil. Ayrıca ben de ona masaj yaparım o da bana yapar. Ne var bunda? Koynuna girdiğin adamın başını da ovarsın ayağını da. Mesela ben saçlarımla oynanmasından çok hoşlanırım. İbrahim bey ben uyuyana kadar saçlarımla oynar. Bunlar çok doğal şeyler. Her beraberlikte olur böyle şeyler. Bir şey daha söyleyeyim de biraz daha kızsınlar: İbrahim bey banyo yaparken ben kapıda beklerim, acaba benden bir şey ister mi diye.

HİÇ DAYAK YEMEDİM

Sevginde hiç azalma olmadı mı, hálá aşık mısın İbrahim'e?

- Hem de nasıl. Günden güne daha fazla seviyorum onu. Biraz geç gelse, 'Başına bir şey mi geldi' diye düşünürüm. Bir kadınla olduğu aklımın ucundan geçmez.

İbrahim Derya'dan korkar derler doğru mu?

- Bun hep duyuyorum. Koskoca İbrahim, Derya'dan korkar mı? Olabilir mi böyle şey?

Hiç dayak yedin mi İbrahim'den?

- Valla... Kavgalarımızda dirençliyimdir, hiç dayak yemedim. Mesela kızınca kafama bir şey atar, hemen ben de onun kafasına bir şey fırlatırım yani. Ama yumruk, tekme öyle şeyler olamaz. Yani gözümü morartsın, dudağımı patlatsın yok öyle şeyler.

İbrahim yumuşak başlı kadınları sevmez derler. İlişkinizin sürmesi biraz da senin bu sert tavrından mı acaba?

- Her şeye ha, ha, demem. Ama çok sinirli olduğu zaman sesimi çıkartmam, ben sinirli olduğum zaman o sesini çıkartmaz. Onun sinirinin geçmesini bekler, sonra problemimi hallederim.

Bazen duyuyorum, sen çok kızınca ortalıktan yok olurmuşsun. Böyle cezalar veriyor musun ona?

- Yok olmak derken, bazen aynı evin içinde beni İbrahim bey bir ay göremez. O gelmeden çocuğumu alıp kapıyı kilitler, yatarım. Sabah o uyurken evden çıkarım, o gidince gelirim. En sonunda bir gece uyumaz, sabah ben evden çıkarken perdenin arkasından bakar, yakalar. Böyle şeyler her beraberlikte olur.

Barışmalarınız nasıl oluyor? Mesela sana çok pahalı şeyler alırmış gönlünü almak için.

- Biz bunları okuyunca çok gülüyoruz. Bir çiçekle bile gelse beni mutlu eder. Küstüğümüz zaman gece telefon açar, sarhoş numarası yapar konuşur konuşur, 'Çorba yap geliyorum' der. Ben hiç cevap vermem, telefonu kapatırım. Ama istediği çorbayı da mutlaka yaparım.

İBRAHİM BEY ALIŞVERİŞ YAPMAZ

İbrahim'in belli bir çevresi vardı. Nasıl koparttın onlardan?

- Ben kopartmadım. Ama dışardan daha iyi görüyorum bazı şeyleri. Erkekler böyledir, pek fazla göremezler. Bazı doğru yolları gösterdim ona. Önce itiraz eder ama sonunda 'Senin dediğin çıktı' der. Ama her şeyi de dinlemez, çok direnir.

İbrahim'in, kızı Melek Zübeyde'yle görüşmesine mani oluyor musun?

- Bir insan, birisiyle görüşmek isterse buna kimse mani olamaz. Böyle şeyler söylenmez ama, ben Melek Zübeyde'ye gittiğimiz her yerden bavullar dolusu kıyafet getiriyorum. Ayrıca İbrahim Bey, 'Melek telefon etti, aldığın şeyleri çok beğenmiş teşekkür etti' diyor bana. Ben böyle bir şeye katiyen mani olmam. Çocukları babalarıyla istedikleri zaman beraber olurlar. Basında devamlı İdo'yla görünmemiz İbrahim'in bizimle beraber yaşaması ve İdo'nun da ailenin en küçük çocuğu olmasındandır. İbrahim Bey hiç alışveriş yapmaz. Ona da çocuklara da her şeyi ben alırım. Ben yedi kat ellere yapıyorum. Melek Zübeyde'ye mi yapmayacağım.

İkinci bir çocuk düşünüyor musunuz?

- İbrahim bey ve İdo çok istiyorlar. İdo bir erkek kardeş istiyor. Ben de bilemiyorum daha.

İDO BABASINA AŞIK

İdo kime düşkün daha çok?

- Babasına aşık. Depremde İbrahim Bey yoktu, bittikten 10 dakika sonra geldi. Orada benim bile aklıma gelmedi ama İdo devamlı, ‘‘Anne, babam’’ diye ağladı.

Sen çalışıyor musun şirkette?

- Bir ara her gün gittim, işler rayına oturdu. Şimdi pek gitmiyorum. Evde İbrahim beyin bütün hazırlığıyla uğraşıyorum, çok işim oluyor. Yine de tek başıma bir iş yapmayı düşünüyorum.

Bazen sıkılıp her şeyden, gitmek istiyor musun?

- Evet, çok bunaldığımda kaçıp gitmek istiyorum.

İbrahim'in kime kaset yapacağına karışır mısın?

- Hiç karışmam, çünkü o konuda her zaman doğru kararlar alıyor.

İbrahim her yerlerden laf yetiştiriyor, sen bugüne kadar hiç konuşmadın, neden?

- Hiç sevmiyorum, çıkıp onda bunda konuşmayı. Birçok dergiden konuşmak istediler, hiçbirini kabul etmedim. İlk defa sana konuştum ve bu son olacak belki de.

İbrahim'le beraber olmanın zorluklarını nasıl yaşıyorsun?

- Mesela sokaklarda rahat dolaşamıyorum. Pazara gittim geçenlerde 'Koskoca İbrahim Tatlıses'in karısı da pazara gelirse yandık' gibi laflar işittim. Hatta bir tanesi çok ileri gitti, münakaşa bile ettim. Baktım çok uzatıyor, çünkü ben pek ağız kavgası yapamam, hemen kadının gırtlağına sarıldım o arada polisler geldi, bizi ayırdı. Onun için bir daha da gitmemeye karar verdim. Hayvanat bahçesine yeni gelmiş bir hayvana bakar gibi bakıyorlar bana. Bundan da çok rahatsız oluyorum.

Boş vakitlerinizde ne yaparsınız İbrahim'le?

- Ben çok kitap okurum. Çok televizyon seyrederiz. İbrahim bey mangal yakmayı sever. Bazen de beraberce yürüyüş yaparız.

Ebru Yaşar dedikodusu

‘‘Ebru Yaşar mı, kaşar mı?’’ diye bir şey çıktı. ‘‘İdo söyledi ama evden duymuştur’’ dediler. Sizden mi duydu?

- Benim çocuğum böyle bir şey söylemez. Evde de böyle bir konuşma hiç geçmedi. Ufacık çocuk kaşarın manasını bilir mi Allah aşkına? İdo çok saygılıdır.

Zaten ‘‘evden mi duydu’’ diyorlar.

- Benim hayatta hiç kullanmadığım bir kelimedir. Kızarsam ‘‘kaşar’’ falan demem, daha erkekvari küfür ederim.

Peki, İbrahim'in peşindeki kadınlar?..

- Valla belki ‘‘Sen manyaksın’’ diyeceksiniz ama, hoşuma da gitmiyor değil. İbrahim beyi hiçbir kadınla yakalamadım zaten. Duyuyorum ama bana da, televizyonda da hep inkár ediyor. Bence o kadınlar utansın.

Kıskandığın belli bir kadın oldu mu? - Yok, bütün kadınlardan kıskandım diyebilirim. Öyle bir şey çıktığı zaman elimde olmadan İbrahim beye de tepkili oluyorum. Bir tek kadından hiç gıcık almadım.

İBRAHİM’İN MALVARLIĞI...

İbrahim'in mal varlığı senin üzerinde mi?

- Yani... Değil, neden olsun. Ama şirket olduğu için oğlumuz ve ben ortağız. Nikáhlı olsanız bile size ilerde bakacak diye bir kural yok ki. Benim de kendime göre bazı şeylerim var tabii. Ben paramı emlakta ve arsada kullanırım. Mücevher düşkünlüğüm yoktur, giyimi kuşamı severim ama... Paramı iyi kullanırım, 1'i 5 yaparım. Param uğurludur.

İbrahim sıkışsa malını mülkünü ona verir misin\

- Bugüne kadar hiç böyle bir şey olmadı, ama gözüm kırpmadan veririm. Biz yola beraber çıktığımız zaman İbrahim beyin de, benim de hiçbir şeyimiz yoktu.

İDO'DAN AL HABERİ

Annemle babam kavga ettikleri zaman, ben araya giriyorum. Hakem gibi ortada durup ‘‘Başla’’ diyorum. Sonra da onları teselli ediyorum.

Babam annemin yanına gitmek isterse, ‘‘Sakın şimdi gitme, çok sinirli’’ diyorum.

Annemin sigarayı bırakmasını istiyorum. Çünkü televizyonda büyük bir mezarın içine sigara koyuyorlar. Korkuyorum ölecek diye.

Mangal yakmayı seviyor babam, ama kavga etmeyi daha da çok seviyorlar, en çok da annem.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!